• Uğur Ugan

Seyirci yeniden AKM’sine kavuştu

Uğur Ugan Yıllar süren tadilat ve inşaat döneminin ardından yeni binasıyla kullanıma açılan Atatürk Kültür Merkezi yeniden sanatseverle buluştu. Türkiye’nin kültür sanat tarihinin en önemli merkezini işleyiş yapısından, mimariye, içerikten, yönetim şemasına kadar tüm yönleriyle ele aldık. Yeniden sanata sunulan yapıyı AKM yöneticileriyle konuştuk.


Yeni AKM’nin sembolü meydanda da görülebilen kırmızı küre.

Türkiye tarihi boyunca en önemli kültür-sanat merkezlerinden biri kuşkusuz Atatürk Kültür Merkezi. Türkiye’de sanat denilince akla ilk gelen yapılardan. 1969’dan beri İstanbul’da kültür sanatın kalbinin attığı merkez her dönem yerli yabancı etkinliklerle anıldı. 2008 yılında tadi- lata giren Atatürk Kültür Merkezi 13 yıldır kapalıydı. 29 Ekim’de resmi bir devlet töreniyle yeniden açıldı. Tadilat süreci boyunca mimari tartışmalarının odağında olan AKM, dış cephe- sinde eskiye sadık kalınarak yeniden kullanıma sunuldu. Yeni AKM 94 bin metrekarelik bir alan üzerine yapıldı. Yeni AKM’de var olan birimler ise; Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu, İstanbul Devlet Opera ve Balesi, İstanbul Devlet Tiyatrosu, İstanbul Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu, Devlet Halk Dansları Topluluğu olarak belirlendi. AKM yıl boyu sunacağı içeriklerle de sanatseverlerin ilgisini yeniden çekmeyi hedefliyor. Yeni AKM açıldıktan sonra opera, bale, tiyatro temsilleri ve konserler izleyicilerin karşısına çıkmaya baş- ladı. AKM’de yerleşik kurumların etkinliklerinin yanı sıra ortak ve dış yapımlar da yer alıyor. AKM içerisinde yeni tasarımıyla dikkat çeken 2038 kişilik opera salonunda opera, bale, modern dans, senfonik konser, müzikal ve konserler yapılıyor. Akustik yapısı sayesinde konserler için de uygun olan tiyatro salonu ise 805 kişilik. Salonda tiyatro temsilleri, senfoni, Türk müziği, caz konserleri, operet ve dans gösterileri programları yapılması planlanıyor. Bunun yanı sıra AKM’de çok amaçlı bir salon da bulunuyor. 486 metrekarelik iki katlı çok amaçlı salonda sabah kahvesi konserleri, Türk müziği akşamları, modern dans temsilleri, tiyatro temsilleri ve tiyatro okumaları ve çocuk tiyatrosu yapılacak. Yeni yapılan AKM’nin içinde bir de sokak var. Kültür Sokağı adı verilen bu geçit, galeri ile başlıyor. İki yanında müzik platformu, çocuk sanat merkezi, tasarım dükkanı, sanat kütüphanesi ve bir cep sineması yer alıyor. Bunlardan hariç birkaç kitapçı ve kafe de yine sokakta bulunuyor. Sanat üretimini desteklemeyi hedefleyen müzik kayıt stüdyosu, 27 bine yakın eserle AKM Kütüphane, AKM Yeşilçam sineması ve açık hava sahnesi diğer bulunan unsurlar. Yeniden hayata geçirilen Atatürk Kültür Merkezi’ni tüm detaylarıyla ele alarak yeni AKM’nin yapısını, işleyişini mimarisini ve içeriklerini AKM Sanat Yönetmeni Remzi Buharalı, İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü Kubilay Karslıoğlu, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürü Suat Arıkan ve AKM Etkinlikler Koordinatörü Enver Merallı ile konuştuk.


Türkiye’de sanat denilince ilk akla gelen yerlerden biri AKM. AKM’nin toplumsal hafızamızdaki yeri ve önemi nedir? Remzi Buharalı: AKM sanata hizmet eden çok değerli bir yapı. 1946’dan günümüze gelinceye kadar İstanbul’un ve Türkiye’nin gündeminde olan AKM, 1946’da projenin ilk kez hayata geçirilmesi düşüncesinin ortaya atılmasından 1956 yılına gelinceye kadar ödenek sıkıntılarından dolayı bir türlü hayata geçirilememiş. Daha sonra mimar Hayati Tabanlıoğlu’na teslim edilen proje 1969’da hayata geçirilmiş ve AKM, İstanbul’da yaşam bulmuş. 18’inciyüzyılda klasik mimarinin sanat yapılarına damga vurduğu dönemlerden sonra 19’uncu yüzyıla gelince mimari ve sanat modern tarafa doğru ilerledi. Hayati Tabanlıoğlu’nun çizmiş olduğu projenin de dışarıdan bakılan yüzüyle modern bir binaya sahip olduğunu görüyoruz. Çünkü insan hayatı boyunca çeşitliliği seven bir göz algısına sahip. Bu nedenle AKM o modern yapısıyla İstanbul’un Taksim gibi çok ana merkezi bir konumunda hayata geçirilmiş. AKM içerisinde barındırdığı sanat kurumlarıyla ve toplumun hafızasından bugüne gelinceye kadar kültür sanatın birçok dalıyla sanatseverleri buluşturma imkanına sahip olmuş. Tabii ki bu sanat etkinliklerinin AKM içerisinde planlanması ve topluma ulaştırılması çok güzel bir şekilde giderken 1971’deki yangın meydana geliyor. Yangından sonra yeniden bir tadilatla faaliyetlerine devam ediyor. 2007 yılına geldiğimizde binanın benzerleriyle karşılaştırıldığında iç dinamiklerindeki deformasyon ve hantallık yeniden bir restorasyon çalışmasına ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. 2007 - 2008 yılında kurumlar restorasyon çalışması nedeniyle AKM’den çıkıp İstanbul’un farklı yerlerinde etkinliklerini sürdürme gayreti içerisinde oluyorlar. Daha sonra restorasyon yerine AKM’de bir yıkım gerçekleşmesi etrafında tartışmalar gündeme yerleşiyor. Bu tartışmalar aslında gerçekleri ifade eden etmeyen, insanların aklına gelen- gelmeyenleri söylemeleriyle karmaşık bir hale geliyor ve Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’ın son noktayı koymasıyla 2019 yılında atılan temelin ardından AKM yeni binasına kavuşuyor. Üstelik Hayati Tabanlıoğlu’nun oğlu mimar Murat Tabanlıoğlu’na verilerek yapılıyor. Tabii bu bence müthiş bir saygı. Taksim meydanından yeni AKM’ye baktığınız zaman geçmişteki yapısı- na bir saygı örneği olarak hem dış cephesinin aynen korunması hem iç mekanında bir saygı merdivenlerinin oraya konulması, eski AKM döneminde Sadi Diren’e ait seramik sanatının örneklerinin korunması ve onların da yine girişteki fuaye alanında kullanılması AKM içerinde geçmişe olan saygının bir ifadesi olarak yerini buluyor. Tabii AKM kültür ve sanata hizmet eden bir bina olarak yıkılma sürecinin dışında tartışmalara çok da açık olan bir görünüm ifade etmektense toplumun kültür ve sanat aracılığıyla bakış açısının ve vizyonel gelişimine katkı sağlayan bir sanat kurumu olarak hayat buluyor.


Neden birçok tartışmanın odağında AKM var sizce? Sanatın olduğu yerde eleştirinin olması çok normal. Benim için eleştiri ödülden daha kıymetlidir. Çünkü eleştiri insanın eksik yönlerinin tamamlanmasında çok iyi bir etkileşim aracı. Ancak medeni bir dünyada yaşadığımızı ve bizim sanat alanında faaliyet gösterdiğimizi düşünürsek bu eleştirilerin bir seviyesinin olması çok önemli. Bu önem çerçevesinde AKM de sanata hizmet eden çok değerli bir yapı.


AKM, 2008 ila 2021 yılları arasında 13 yıldır kapalıydı. Geçtiğimiz 29 Ekim’de yeniden açıldı. Geçen yıllar içinde AKM’nin yokluğu kültür hayatımızda sizce nasıl bir boşluk yarattı? Buraya bağlı olan kurumlar çalışmalarına nasıl devam ettiler? AKM sahip olduğu sahneleme olanaklarına bakıldığında bir şehrin ana arter olarak tanımlayabileceğimiz bir yapı taşı. Bu binalarda özellikle üst sekmentte temsiller gerçekleş- tiriliyor. Opera ve bale kurumlarına baktığımız ve tüm dünyadaki örnekleriyle karşılaştırdığımız zaman bu sanatların toplumla buluşabilmesinde arka planda çok yüklü bir çalışma ortamı var.Bu yüklü çalışma ortamında adını koyabileceğimiz bir opera veya bale eserinin hazırlanması öncesinde bir fabrika gibi çalışma var. Bu çalışmanın içerisinde terzi, kundura, marangoz atölyeleri var. Yani bir eserin içerisinde kostümden dekora ihtiyaç olacak olan bütün üretim opera binası içerisinden yapılıyor. Bir opera binasını salt sahneden oluşan bir yapı olarak düşünmemek gerekiyor. İzleyiciler bir eseri izlerken onun arkasındaki hazırlıkların da ne kadar güçlüklerle meydana getirildiklerini biliyorlar. Fakat derinine indiklerinde AKM içerisinde tüm birimler bir arada çalışıyorlar. AKM kapandıktan sonra bu birimlerin her biri başka yerlere dağıldı. Bu işte sanatçıyı zorlayan bir şey.


Nasıl bir zorluk bu?

Zorluk dediğimiz şey; bir opera, bir tiyatro, bir bale eseri içerisinde görev alan herkesin bir terzi atölyesinde ölçülerini verebilmesi için başka başka yerlere gitmesi. Marangoz atölyesinin dekorlarını oluştururken bambaşka yerlerden bambaşka sahnelere dekorların taşınması külfeti demek. Bunun dışında da opera, bale ve tiyatro sanatları her sahneye sığabilme kabiliyetinde olmayan sanat dalları. Bunun içinde AKM’nin sahip olduğu ölçülere baktığımız zaman bu ölçülerin ayarında başka bir sahne bulunmadığından küçük sahnelerde küçük prodüksiyonlar- la bir sıkışma söz konusu oldu. Bu sıkışmadan hem sanatçılar hem de seyirciler çok büyük mağduriyet yaşadılar. Bale sanatında beyaz bale diye tanımladığımız çok güçlü bale eserleri sahnelenemez oldu. Büyük opera eserleri sahnelemez oldu. Özellikle bale tarafında bir dansçının bu büyük prodüksiyonlardaki performansı gelişimini de olumsuz etkiler. Sanatçılar otomatikman kendi sanatsal tatminlerine ulaşamamayla baş başa kaldılar. Bu sebeple hem seyirciler hem sanatçılar AKM’nin yokluğundan çok olumsuz etkilendiler. Kurumlar kendi beklentilerine karşılık vermeyecek salonlarda çalışmak zorunda kaldılar. Şimdi AKM aracılığıyla o eski günlerine tekrar geri dönüyorlar.


Eski AKM’den geriye ne kaldı, yeni AKM gözle görülür bütün yapıyı değiştirdi mi? AKM’de görsel olarak sadece dış cephedeki tasarım aynı şekilde duruyor. Sadi Diren’in seramikleri korunmak amacıyla fuayede duvar oluşturuldu. Saygı merdiveni eskiye atıfta bulunmak için kaldı. Onun dışında AKM’ye Taksim meydanından bir bakış sergilediğimiz zaman ebatları aynı ama hemen sol tarafında güzel bir pencere mimarisiyle bir galeri sa- lonuna kavuştu. Eski AKM’ye girdiğinizde salt bir blok içerisinde her şeye oradan ulaşırdınız. Tiyatro, opera, sergiler, fuayelerin hepsi orada olurdu. Şimdi yeni binaya baktığınız zaman beş bloktan oluşan 14 bin 500 metrekare bir taban alanına ve 95 bin metrekareye uzanan bir kullanım alanına sahip bir AKM’ye kavuşuldu. Bu AKM toplamda da beş bloktan oluşuyor. Bu beş bloğun içerisinde yapı olarak opera salonumuz, tiyatro salonumuz, müzik platformumuz, galerimiz, çocuk sanat merkezimiz, yeşilçam sinemamız, kütüphanemiz, tasarım atölyemiz ve AKM’yi gezmeye gelenlerin oturabilecekleri ticari alanlara ve otoparkına AKM yeniden kavuştu.


AKM’nin yönetim yapısı, dünyadaki benzerleri gibi yönetimsel bir anlayışla oluşturulmuş. Bağımsız bir işletme modeli ve akademisyenlerin de yer alacağı bir Sanat Danışma Kurulu var. Bize bundan bahseder misiniz, yeni AKM’de işleyiş nasıl olacak? AKM, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve döner sermaye işletmelerine bağlı bir işletme müdürlüğü olarak faaliyete geçirildi. Kendi yönetimini kendi belirleyen bir çalışma yöntemi bu. Hem kendi gelirlerini elde edip hem de kendi organizasyonlarını kendi işletmesi aracılığıyla yapabilme kabiliyetine sahip olacak. Burada yönetimsel olarak işletme müdürlüğümüz, sanat yönetmenliğimiz, teknik yönetmenliğimiz başlıklarıyla çalışanlarımız Kültür ve Turizm Ba-kanlığı’na bağlı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurumlar. Sanatsal olarak faaliyetlerin en doğru şekilde işleyişine katkı sağlayacak bir yönetim modeli oluşturuldu. Bu işletme modelimiz uluslararası alandaki sanat binalarının işletme mantığına parelel olarak kurulmuş yeni bir sistem.


Dünyadaki örnekleriyle kıyaslarsanız bazı şehirlerin sembolü olmuş diğer sanat kurumlarıyla benzerlikler ya da farklılıklar var mı? Özellikle gelişmiş ülkelerdeki kurumların muhakkak devlet destekli olarak devlet ödenekleriyle ayakta kalabildiklerini görüyoruz. Bu benzerlikler çerçevesinde AKM işletme müdürlüğümüz kendi gelirlerini elde edebilme yöntemi yurtdışındaki diğer örneklerle benzeşen bir yapı oldu. Özellikle Berlin, Viyana ve İtalya’daki sanat kurumlarını da çok yakından inceleyerek kurumların devlet katkılarının yanı sıra kendi elde edecekleri gelirler çerçevesinde hareket etmeleri ve tamamen bir özel sektör mantığıyla ilerleyen, kendi satın almalarını ve kendi sözleşmelerini yapabilen bir yapıya taşınması yurtdışındaki örneklerle ilişkilendirilecek yönü.


Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açıkladığı Beyoğlu Kültür Yolu kapsamında AKM de duraklardan biri. AKM, Beyoğlu Kültür Yolu projesinde nerede duruyor? Kültür Yolu’na özel etkinlikler yapmayı planlıyor musunuz? Tarihsel süreçte İstanbul için çok önemli sayılan belli duraklara; AKM’nin kültür ve sanat yönüyle suladığı alanlar diyebiliriz. Hepsi çok önemli ve değerli yapılar. AKM’nin içerisinde kültür ve sanata hizmet etmek üzere kurgulanmış bir yapısı olması nedeniyle burada yapılacak etkinlikler festivalde en büyük etkiyi yaratacaktır. Kültür Yolu içerisinde AKM’nin en önemli tarafı bu olabilir. AKM’nin açılışı için Sinan Operası bestelendi. Cumhurbaşkanımız tarafından Atatürk’ten sonra bir devlet adamının bir opera siparişi vermesi ve bunun arkasından dünyanın çok sınıflı orkestralarından biri Londra Filarmoni Orkestrası’nın getirilmesi Beyoğlu Kültür Yolu için AKM’den çıkan en önemli projeleriydi. 28 Mayıs – 12 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan Beyoğlu Kültür Yolu Festivali için yine AKM aynı ölçülerde çok iyi çalışmalara hazırlanmakta.

AKM’nin mimari yapısı inşaat dönemindeyken oldukça tartışıldı. Dış cephesinde eski modele sadık kalındı. İç mimari ile ilgili ne tür eleştiriler alıyorsunuz? Yeni yapılan bir binada değişiklikler kaçınılmaz oluyor. AKM sadece opera salonundan ibaret bir bina değil. Beş bloktaki farklı yapı taşlarımıza baktığımız zaman hem hizmet yönüyle hem de mimari tasarım yönüyle bugünün modernitesi içerisinde hem ihtiyaçlara cevap verecek nitelikte hem de opera salonuna bir sanatseverin girdiği zaman kendisini iyi hissetmesine sebebiyet verecek bir tasarımla karşılaşmasına ihtiyacı vardır. Bugün Özellikle Bolşoy gibi, Milano’daki La Scala gibi, Roma ve Viyana operası gibi yerlere baktığınız zaman bunu modern mimaride de yakalayabiliriz. Oradaki opera izleyicileri bir konser izlemek için salonlara erken gitmeyi tercih eder. Çünkü o binalara girdiği zaman dışarıyla bağını keser ve o ambiansı yaşamak ister. O mekanda kendi iyi hissetmek amacıyla biraz vakitli gelir. Sadece fuaye alanında değil salonda koltuğa oturduğu zaman da o salonunun ruhuna hitap etmesi için bir ifade taşıması gerekiyor. Bunun için Tabanlıoğlu Mimarlık bana göre gerçekten çok başarılı bir çizim ortaya koymuş. Opera salonu için ortaya koymuş oldukları çalışma dünyanın tüm opera salonlarına girdiğiniz zaman akustik yönüyle at nalı gibi bir dizaynı vermek zorundadır. Elbette ki bunun dışına çıkılabilir ama 2 binli sayılara ulaştığınızda ve bunun üzerine çıktığınızda o elips ifadeyivermek zorundasınız ki o ses akustik sistemi ‘reverb’ bir şekilde size geri dönüş sağlayabilsin. AKM içerisindeki opera salonunun iç mimarisini eski bir devlet opera sanatçısı ve oranın genel müdürlüğünü yapmış birisi, dünyadaki bütün sahneleri hemen hemen görmüş birisi olarak çok beğendiğimi söylemek isterim. Koltuk aralarının mesafesinin belirlenmesine kadar seyircinin o içerdeki süresini düşünerek rahatını sağlayabilecekleri bir ortamı yarattıklarını düşünüyorum. Onun dışında tabii ki her salonun akustik olarak eleştirel bir tarafı olabilir. Özellikle yurtdışından getirtilen akustik uzmanları tarafından yapılan opera salonunda 1.6 ‘reverb’le geri dönebilen bir akustik sistemi vardır. Bu sistem de son derece yeterlidir. Benim de Sinan Operası’nda ve Londra Filarmoni Orkestrası’nı dinlerken müzisyen kimliğimle şunu söylemek isterim ki buradaki akustik sıkıntısı hiç olmayacak diye düşünülmemelidir. Bence de yeterlidir. Bir de işitme olayı herkeste eşittir. Fakat akustiğin de bir lezzeti vardır. Bu lezzeti bazı sanatçılar daha farklı alabilir. Başka bir sanatçı daha farklı alabilir. Bu bazen sanatçının kendi beklediği lezzete uzaklık ya da yakınlık olarak değerlendirilebilir.


Etkinlikleri belirlerken neleri göz önünde bulunduruyorsunuz. Bürokratik bir süreç var mı? Aslında bürokratik değil. Çünkü kendi programımızı kendimiz yapıyoruz. Bürokratik demek için bir onay süreci yaşanması gerekir. Hem sanat kurumlarımızın burada hazırlamış oldukları programlar hem de AKM’nin sanat yönetmenliği tarafında buluşularak organize edilen programlar tamamen kendi belirlediğimiz programlar oluyor. Tabii k bunun bir onay sürecine tabi olmamasının sebebi de yılların birikimin ortaya koymuş olduğu algının nasıl olması gerektiğini bilmesinden kaynaklanıyor. AKM içerisinde faaliyetlerini sürdürmek üzere var olan yapılar o kadar güçlü sanatçılar ve topluluklardan oluşuyor ki bu tecrübe sayesinde yer vermeyi istediğimiz programları oturup kurumların yöneticileriyle birlikte programlıyoruz. İstanbul dışındaki illerden gelen tiyatro, opera, bale, konser organizasyonlarını da yine İstanbul’daki sanatseverlerle buluşturuyoruz.



Çok fazla talep var değil mi? Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı çalışan kurumlar dışında da birçok özel tiyatro ve sanat toplulukları da proje ve etkinliklerini burada yapmak için müracaat ediyorlar. Dışarıdan kurumların sahnelerimizi kullanmaları için uygulamadığımız belli kira bedelleri var. Her topluluğun da AKM gibi son derece üst düzeyde ortaya konulan bir yapı içerisinde sanatsal kalitesi onaylanan etkinlikleri ancak burada olabilir. Burada olabilecek fırsatı yakalayabilmeleri için de yine kurumlarımızın yapmış oldukları etkinlik planlaması içerisinde onlara ayırabileceğimiz bir zaman dilimi olgunlaştığı takdirde onlara da yervermekten mutluluk duyacağız.


Uluslararası düzeyde bir ilgi var mı? Yurt dışından gruplar ya da kendi ülkelerini tanıtmak isteyen konsoloslukların bir girişimi oldu mu? Özellikle İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı festival programlarından bazılarını AKM içerisinde yapacak. Onun dışında konsolosluklar bizi ziyaret ediyorlar. Kendi ülkelerinin kültür ve sanat unsurlarına burada yer vermek için. Özellikle burada düşündüğümüz ülkeler bazında kendi ülkelerinin tanıtımlarına yer verecek her türlü alan burada mevcut. Hatta bir ülkenin tanıtım günlerini kapsayacak bir çalışmayı bile burada yapabilirler. Uluslararası yönden hem Türki cumhuriyetlere dönük, hem Avrupa ve dünya ülkelerine dönük her türlü çalışmaya açık bir yapımız var.

AKM Sanat Yönetmeni Remzi Buharalı

Dünyada sanatla özdeşleşmiş kentler Viyana, Paris, Londra gibi kentlerle İstanbul yarışabilir mi?

İstanbul tarihsel süreçte üç tane imparatorluğu düşünürsek hepsinden daha güçlü bir altyapıya sahip. Altyapının üzerine kurgulanması gereken senaryonun iyi şekillendirilmesi gerekiyor. İstanbul’la diğer kentleri karşılaştırdığımızda onların başarılı tanıtım politikaları o şehirlerdeki özellikleri daha ön plana çıkartıyor.


Sadece tanıtım ile ilgili mi sizce? Dünyadaki uluslararası arenada sanatsala faaliyetleri takip etmiş biri olarak İstanbul’da neyi eksik görüyorsunuz?

Özellikle Londra’ya gittiğiniz zaman müzikallerde bir etki görürsünüz, Viyana’ya gittiğiniz zaman Viyana operası ve Viyana filarmoni orkestrası, Madrid’e gittiğiniz zaman Flamenko dansı, Paris’e gittiğiniz zaman Paris operasını, Moskova’ya gittiğiniz zaman Bolşoy’da bale sey- retmeden dönmeyeyim dersiniz. Bunların sebepleri köklü bir geçmiş. 400 yıllık bir geçmişe sahipler. Onları bizden ayıran en önemli faktör kurumsal geçmişlerinin çok eskiye dayanması. Ayrıca bugüne gelene kadar bir deformasyon yerine tamamen gelişim içerisinde olması.


Evrensel düzeydeki sanatsal kriterlere Sinan Operası örneğinden hareketle düşünürsek batılı bir norma kendi yerel bir unsurumuzla çıkıyoruz. Evrensel düzeyde nasıl bir karşılık buluyor? Bestecinin ortaya koymuş olduğu yazılış önemli. Nasıl ki Orhan Pamuk, Nuri Bilge Ceylan uluslararası karşılık buluyorsa bestecinin ortaya koyacağı eserin melodik yapısından, armonik yapısından, reji kurgusundan, rejinin hayata geçirilişine kadar bütünlükte bir karşılık bulabilir. Son yıllarda tüm dünyada opera besteciliği konusunda çok büyük tıkanma var. Ayrıcalık dediğimiz nüve ortaya çıkartılırken ki parlak düşüncesini yakalayabilmekten geçiyor. Verdioperasını dinlerken sizi sizden alan melodiler, aryalar, hikayeler çıkıyor. O kadar müthiş kurgulanmış ki, etkilenmemek mümkün değil.


Pandemi süreci sizi nasıl etkiledi? Pandemiye özel önlemleriniz var mı? Önlemlerimizi elbette ki alıyoruz. Biletli girişte HES kontrollerinin yapılması, maskeyle etkinliklerin izlenmesi gibi. Ancak etkinliklerde görev alan sanatçılarımızın pozitif çıkmaları sonucu, birçok etkinliğimizin iptal olmasına sebebiyet verdi. Bizim için olumsuz tarafı bu oldu. İnsanlarımız ne kadar duyarlı olursa olsun bir tehlike arz edebiliyor. Buna rağmen çoğu oyunlarımızın biletleri tükenme noktasında. Temsillerimizi seyirci yönünden bir sıkıntı yaşama- dan geçiriyoruz şu an.


AKM’nin 2022 planları arasında neler var? AKM var olan kurumlarıyla programlarını sergilemenin yanı sıra sanatseverlere farklı sanatsal serpiştirmeleri yapma zorunluluğunda. Bu da AKM’nin kimliğini oluşturacak. Aylık programlar belirlemenin dışında etkin başlıklarla belli çalışmaları sanatseverlerle buluşturma zorunlu- luğumuz var. Bunlardan birkaç tanesi ise AKM’nin belgesel günlerini çok ayrıcalıklı bir şekilde sunması, AKM’ye ait bir beste yarışması yapılması, antik tiyatro günlerinin düzenlenmesi, ayın konseri başlığıyla bir konserin olması, kitap fuarı düzenlenmesi... Bunlar yeni AKM’nin kim- liğini oluşturabilecek unsurlar.


Hayalinizdeki AKM nedir? Bana tasvir edin desem ütopik olarak nasıl bir hayal çizersiniz? Hayalim nedir diye cevaplarsam; tüm dünyadaki örneklerinin dışında özellikle İstanbul’a AKM’deki programlar için yurtdışından gelen izleyicileri burada görmek. Sadece İstanbul’u ziyaret etmek amacıyla değil AKM’deki programlar nedeniyle İstanbul’u tercih eden bir kitleyi görmek en büyük hayalim. Nasıl ki Viyana Filarmoni’yi dinlemek için Viyana’ya gidenler varsa AKM’de de bu tür bir etkinlik yapısıyla yurtdışından izleyicilerin özellikle İstanbul’a program yapmalarını hayal ederim.



IstanbulArtNews | Şubat 2022

307 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör