• Gülşen Baybura

‘Anadolu düşlerinin ressamı’ ile tanışın

İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, ‘resmin Yaşar Kemal’i’ Yalçın Gökçebağ’ın 1950’lerden bugüne uzanan Geçmiş Uzun Sürer isimli retrospektif sergisini, 26 Nisan’da izleyiciyle buluşturdu. Sanatçının manzara resimlerinden soyut denemelerine, natürmortlarından fantastik temsillerine kadar geniş bir seçki sunan sergi 23 Temmuz’a kadar görülebilir.


Yalçın Gökçebağ, ‘Kırda Kilim Yıkayanlar’, tuval üzeri yağlıboya, 50x60cm, 2007

İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde 26 Nisan’da izleyiciyle buluşan Yalçın Gökçebağ’ın Geçmiş Uzun Sürer isimli retrospektif sergisi “Anadolu düşlerinin ressamı” olarak tanınan ve 1960’lı yıllardan bugüne birçok eser üreten sanatçının, buğday tarlaları, çay ve narenciye bahçeleri resimlerinden, farklı dönemlerde çalıştığı soyut denemelerine, aile portreleri ve natürmortlarından, fantastik kurgularına kadar pek çok esere ev sahipliği yapıyor.


1944 Denizli doğumlu Yalçın Gökçebağ, 1957 yılından itibaren üç yıl boyunca devam ettiği İstanbul Çapa İlk Öğretmen Okulu’nda eğitimini tamamladıktan sonra öğretmen olarak Anadolu’nun farklı kentlerini ziyaret etme imkanı bulur. İlerleyen dönemlerde TRT’de kameramanlık görevine başlayan sanatçı, buradaki görevleri icabı gerçekleştirdiği Anadolu ziyaretleri sonunda ışıktan, köy hayatından ve imece usulü kurulan emek düzeninden etkilenerek kendi resmine yön verir. Yalçın Gökçebağ için biçim, izleyiciyi anlama götürmesi bakımından önemlidir. Resimleriyle izleyiciyi mutlu etmek, psikolojilerinde olumlu yönde izler bırakmak ister. Tek tek bireylerin iç dünyalarına hitap etmek yerine kalabalık bir mutluluk önerir. Bu birlik önermesinden sonra resmini eleştirel bir zemine taşır.

Sanatçının bireysel ve toplumsal meselelerden beslenen eserleri birer kurgudur. Gündelik olan her şey pek tabii bir sanat eserine dönüşebilir fakat onu özel kılan, bir seçme işlemiyle bir araya getirilmesidir. Sanatçı, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerini kamerasıyla gezerken bugünkü resimlerine benzeyen ilk çalışmalarını yapmaya başlar. Eserlerinin ayırt edici yanı, nakış işler gibi kullandığı fırçası ve manzaralarının perspektifidir. Kuş bakışı resmedilmiş hasat, ekin toplayanlar, harman yerleri, bağ bozumları konulu, sanatçının kendi deyişiyle “çocukluğunu yitirmemek üzere kurgulanmış tabloları”, neşeli ve mutlu resimler olarak karşımıza çıkar. Ressam, bugünün Anadolu’suyla değil, bir zamanlar kendisinin yaşadığı ve şimdi de hayallerde kalan köykır hayatıyla ilgilenir. Günümüzün, mutlu günlerin geçmişte yaşanıp yitirildiğine inanan, bir nostalji içine hapsolmuş insanına çok şey söyler bu resimler. Ressamın bu hatırlatmalarını hüzünlenerek, bir yokluk varoluşu içine hapsetmek yerine hep birlikte yenilerini inşa etmek üzere okuyabilirsek ne âlâ. Bugün artık olmayan, belki geçmişte de aslında hiç de resimlerdeki gibi kusursuz olmamış mutlu kalabalıklar, özenle düşlemeye devam ettiği hayatı ortaya koymak için kılavuzluk eder ona.

Sergi, ressamın yapmayı hiç bırakmadığı soyut denemeleri, aile portreleri ve natürmort eserleriyle açılıp, bugün onu tanıdığımız eserlerine doğru uzanır. Bu mekan düzenlemesi onun sanatını kronolojik olarak izleme imkanı da sunar. 1974 -1976 yılları arasında ürettiği daha eski tarihli “Toprağa Çizen Çocuk” ve “Evcilik Oynayan Çocuk” gibi resimleri ifadeci bir üslupla yapılmıştır. Sanatçı, anlam üretmek amacıyla resme eklediği imgelerle izleyiciye bir düşünme tarzı önerir. Kameramanlık geçmişi kendisinin ışık-gölge gibi ögeler üzerinde denemeler yapmasını da mümkün kılar. Bir at arabasının ardında bıraktığı ışıklar üzerine çalıştığı “Gölgeler” ve renkleri itibariyle düş alemine daha yakın görünen “Kavaklık” eserleri sinematografik bir ana gönderme yapar. Sanatçının, 2020 tarihli “Paletimden İzdüşüm” isimli soyut resim serisi, anlam bakımından postmodern edebiyatta görülen eserin yaratım sürecinin esere dâhil olması durumuyla benzerlik gösterir.

Yalçın Gökçebağ’ın eserleri, yeniden kurguladığı geçmiş manzaralar itibariyle düş alemini hatırlatsa da bir gerçekliğe dayanır. “Fantastik Türkiye” isimli resim serisiyse diğer eserlerinden bazı yönleriyle ayrışır. Burada gerçek bir manzara seyrinde hep birlikte görülmesi pek mümkün olmayan figürler sıralanır. Bu seride özellikle dikkat çeken, mimari unsurların bir arada kullanımıdır. Cami, tapınak, mağara, köprü, kale ve tiyatro gibi mimari unsurların tek bir manzara resmine toplu halde dâhil olması, sanatçının birliktelik arzusuna işaret eder.

Gökçebağ izleyicinin kesin bir okuma yapmasını istediği, bir nevi iç dünyasını ve sanata bakışını kaleme aldığı “İsimsiz” resminde, bir ayçiçeği temsilinin etrafında tuvaline şu cümleleri yazar: “Hepimiz biliriz ki günebakanlar ışığı takip ederler. Bir başka özellikleri de bulutlu ve yağmurlu havalarda yüzlerini birbirlerine çevirirler. Birbirlerinden güç alırlar, destek olurlar. Enerjilerini paylaşırlar. Bazen insanlar mutsuz, enerjisiz hissedebilirler. İşte biz de böyle anlarda birbirimize destek olmalıyız. Her zaman kasvetli havalar olacaktır, mutsuz anlarımız olacaktır. Ama unutmamalıdır ki yüzünü size dönen, paylaşacak birileri her zaman vardır. Bu yıl günebakan yılıdır!”

Resim yapmaya başladığı ilk günlerden bu yana hayatın ona getirdiklerini resmine taşıyan sanatçının tüm eserlerinden bir seçki sunan sergi için İbrahim Karaoğlu’nun hazırladığı, İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkan bir de sergi kitabı bulunuyor. 23 Temmuz tarihine kadar devam eden sergi, bayram günleri dışında her gün saat 10:00 -19:00 saatleri arasında, İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.


IstanbulArtNews | Haziran 2022

49 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör