• Ömer Uğurluoğlu

Ansen'den galeri duvarına yansıyan imgeler


Ansen, ‘The Men With Balls 2’, 110x85cm,2022

İdeolojik söylem içinde, gerçeklikleri ütopya ya da distopya gibi iyimser ve kötümser ikili karşıtlıklarla temsil ettiği üretim sürecinde Ansen, teknolojinin sunduğu örgütlenme, özgürleştirme ya da felaket senaryoları içinde bize başka bir bağ kurabilme imkanı sağlamakta. Ansen’in 11’inci kişisel sergisi hem isim hem de üretim bağlamında bu imkanı destekler nitelikte.

Allegory of The Cave sergisi Ansen’in dijital sanat pratiğinden 12 adet eserden oluşmakta. Serginin çıkış noktası ise Platon’un “Devlet” adlı eserinin yedinci bölümünde Sokrates tarafından anlatılan “mağara alegorisi”. Platon’un mağara alegorisinde bir mağaraya zincirlenmiş üç insandan bahsedilir. Bu insanlar yalnızca mağara duvarını ve birbirlerini görebilirler. Doğuştan beri bu halde olan üç insan, duvarda mağara girişinden yansıyan gölgeleri ve yankı yapan sesleri duymaktadır. Yani gerçeklik, onlar için yalnızca gölgeler ve yankı sesleridir. Derken bu insanlardan biri zincirini çözer ve kendisini mağaranın dışına atar. Yoğun ışık yüzünden geçici körlük yaşadıktan sonra gözü alışarak aslında gördükleri şeylerin yalnızca birer gölgeden ve duydukları seslerin yalnızca yankılardan ibaret olduğunu anlar. Bir akarsu kenarına gidince sudaki yansımasını ve gölgesini görmesi ise her şeyi anlamasını sağlar.

Büyük bir hevesle mağaraya dönüp bu durumu anlattığı zaman ise arkadaşları tarafından deli olmakla suçlanır. Onları kurtarmak istediğinde zincirli iki insan onun gibi delirmek istemediklerini söyleyerek mağarada kalmayı sürdürürler. Hatta zincirlerinden kurtulmuş olana saldırmayı bile denerler. Ne kadar anlatırsa anlatsın zincire vurulmuş iki insan bu durumu anlayamaz ve hayatlarını orada sürmeye devam ederler.

Bu hikayenin çıkış noktası ile birlikte Ansen’in sergisi izleyiciye bir takım sorular sorar. Kavramsal boyutta ele aldığımızda alegoride kendi algı mağaralarında yaşayan insanlar için kullanılan mağara duvarına yansıyan imajlar yada izleyici tarafından kabul edilen gerçeklerin betimlemesi ile sanatçının galeri duvarında sergilediği yapıtlar arasındaki bağlam nedir, kişinin özgürleştirilmesi yada zincirlenmiş hissetmesi bulunduğu mekanın izin verdiği ölçüde mi yoksa mekanı algılayış biçiminden mi kaynaklanmaktadır?

Bu sorular eşliğinde sanatçı hem kişiler ve varoluş serüvenlerine gönderme yaparken, hem de modern sanatın beraberinde getirmiş olduğu galeri mantığındaki Brian O’Doherty’ in tartışmaya açmış olduğu beyaz küp algısını sorgulamaktadır.

Başka bir bağ kurabilmek için öncelikle Ansen’in üretim pratiğinde imgelerin kavramsal boyutlarındaki hâkim kullanım yolu içinde saklanan veya aklanan, baskıcı bilgi ve iktidarın nasıl yeniden üretildiğini izlemek gerekmekte. Her gizli ve açık imgenin beraberinde getirmiş olduğu zıtlık senaryoları ile nasıl yerinden edilmeye çalışıldığı izleyiciye keşfettirilerek, her zaman farklı bakış açılarının olduğu opsiyonu hatırlatılmakta. Ansen’in sanat pratiği içinde özellikle sanat ve teknolojinin birbirini etkileyen kavramlar olduğunu ve sanatın farklı disiplinler arası kullanımdaki etkileşimi ile karşı karşıya kalındığında, sanatın teknoloji ile değişimine tanık olmaktayız. Dijital sanat alanında üretimler gerçekleştiren Ansen günümüz dünyası ve küreselleşmenin de beraberinde getirdiği yenilikler neticesinde sürekli kendini revize ederek bir üretim gerçekleştirmekte.

Eserlerinde kullandığı imgelerdeki çatışma bu noktada üretimini de tetikleyen bir olguya dönüşerek sayılamayacak kadar çok olasılık ve devinim içerisinde kendi oluşturmuş olduğu evreni izleyicisine sunmakta. Ansen’in Allegory Of The Cave sergisi 9 Eylül’den 8 Ekim tarihine kadar Salı- Cumartesi günleri haricinde 11:00-19:00 saatleri arasında x-ist galeride ücretsiz ziyaret edilebilir.

52 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör