• Ege Işık Özatay

Arkas Koleksiyon’u izleyicilerle buluştu

Elgiz Müzesi’nde gerçekleşen, Arkas Koleksiyonu’ndan derlenen Doğa, Bahçeler, Düşler sergisinin kavramsal çerçevesi; insanlık tarihi kadar eski bahçe, düş ve mitler etrafında örülüyor. 31 Temmuz’a kadar devam eden sergi, insanın doğanın bir parçası olduğunu ve ancak doğayla var olabileceği gerçeğini izleyicinin kulağına fısıldıyor.

Çok katlı binaların, beş şeritli otobanların, viyadüklerin ve dinamitle patlatılan dağların arasında sıkışıp kalmış insanın, yeryüzünde kendi cennetini yaratma arayışına girmesi bir tesadüf olmasa gerek. Evinde yetiştirdiği çiçekleriyle konuşan, balkonlarını adeta bir botanik bahçesine çeviren, bitkilerin iyileştirici gücüne inanan insanlar saklı, küçük ve korunaklı cennetlerinde kendilerini güvende hissederler. Bu bağlamda mezarlıkların, şehrin nefes alınabilecek mekanları olması da kendi içinde ironi taşır. Bazılarının hikayesi toprakla örtülmüşken, geride kalanlar dinlenmek için mezarlıkta kendine gölgeli bir bank arar. İnsanın yeryüzünde cenneti araması, “cennet bahçesi” miti, Adem ile Havva’ya dayanır. Cennetteki bu bahçe insanoğlunun ilk evi olarak kayıtlara geçer. Bu ev kitaplarda ve resimlerde toprağından betin bereketin fışkırdığı, dört bir yanından ırmakların aktığı, ulu ağaçlarla çevrili bir cennet köşesi olarak betimlenir.

Bahçe düzenleme anlayışı, tarih boyunca cennet bahçesi mitinden bugüne gelinceye kadar farklı coğrafyalar ve kültürlere ait dini, felsefi, politik ve bilimsel çeşitlilikleri temsil etmiş, doğayı sanat ve ideolojiyle buluşturmuştur. Bu mit, tek tanrılı dinler döneminden çok önce de ulaşılamaz uzaklıktaki kutsal bir bahçeyle ilgilidir. Kökeni Babil Krallığı’na kadar uzanan, dört farklı nehrin suladığı bu Cennet Bahçesi, tek tanrılı dinler döneminde ilk kez Tevrat’la karşımıza çıkar. Kültür tarihinin devamında İncil ve Kuran’da da anlatılan bu kavram, Doğu ve Batı’yı binlerce yıl etkisi altına alan bahçe tipini oluşturur. Babil’in Asma Bahçeleri, Drummond Şatosu Bahçeleri, Portrack House, Asticou Azalea Bahçesi, Alhambra Bahçesi insan eliyle yeryüzünde yaratılmış cennetlerdir.

Elgiz Müzesi’nde gerçekleşen, Arkas Koleksiyonu’ndan derlenen Doğa, Bahçeler, Düşler sergisinin kavramsal çerçevesi; insanlık tarihi kadar eski bu bahçe, düş ve mitler etrafında örülüyor. Sergi, ayrıca insanın doğanın bir parçası olduğunu ve ancak doğayla var olabileceği gerçeğini izleyicinin kulağına fısıldıyor. Türkiye ve yurt dışından sanatçıların özgün bakış açılarını bir arada sunan sergi; resim, heykel, dekoratif sanatlar ve tekstil sanatı gibi farklı disiplinlerde üretilen çalışmalardan oluşuyor. Avrupa resim sanatının önemli isimlerinden Alfred Sisley, Maurice de Vlamick, Maurice Denis ve John William Godward, John Atkinson Grimshaw, Alfred de Breanski’nin eserlerinin yanında Hoca Ali Rıza, İsmail Hakkı, Nazmi Ziya Güran ve Sami Yetik gibi Türk ressamların peyzaj konulu eserleri sergide izleyiciyle buluşuyor. Ayrıca Jean-Baptiste Carpeaux, Albert-Ernest Carrier-Belleuse gibi 19’uncu yüzyılın temsilcisi olan heykeltıraşların eserleri de tablolara eşlik ediyor.

Elgiz Müzesi ve Arkas Sanat Merkezi iş birliğinde gerçekleşen Arkas Koleksiyonun’da Doğa, Bahçeler, Düşler başlıklı sergiye eş zamanlı olarak, Arkas Sanat Merkezi’nde de Elgiz Koleksiyonu’ndan derlenen Mitler ve Hayaller başlıklı sergi sürüyor. Michel Foucault’un “Bahçe dünyanın en küçük parçasıdır ve aynı zamanda tüm dünyadır. Bahçe, Antik Çağ’ın başından beri, evrensel, mutlu bir heterotopyadır.” cümlesiyle açılan serginin küratörü Jean-Luc Maeso, serginin izleyici üstünde bıraktığı etkiyi şu sözlerle anlatıyor: “Pandemi ve ardından gelen karantina süreci nedeniyle Arkas Koleksiyonu’nda Doğa, Bahçeler, Düşler sergisinin açılışını yaklaşık bir sene erteledikten sonra, ilk olarak Eylül 2021’de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde ziyaretçilerle buluşturduk. Ziyaretçiler, bu sergiyle doğanın insan tarafından tahribata uğramadığı bir döneme şahit olma fırsatı elde etmiş oluyorlar. Sergi, ziyaretçileri günlük koşuşturmalardan uzaklaştırıp kendilerine zaman ayırdıkları ve belki de hayal kurmalarına olanak veren bir yolculuğa çıkarıyor.”

Bahçe, cennetin bir yansımasıdır

Serginin bölümleri arasında gezinen izleyici, kendini adeta Lewis Caroll’ın “Alice Harikalar Diyarında”nın devamı olarak yazdığı “Aynanın İçinden” adlı romanındaymış gibi hissediyor. Aynanın diğer tarafındaki İngiliz kırsalı ve bir düş sahnesi yaratan satranç tahtası, evrenin öteki, sihirli tarafını da temsil ediyor. Jean-Luc Maeso, bu çok katmanlı sergide nasıl bir ortak dil tutturduğunu şöyle ifade ediyor: “Arkas Koleksiyonu, çok geniş ve farklı eserleri barındırıyor. İçerisinde birbiriyle bağı olan, anlam bütünlüğü sağlayan eserleri bulabildiğim için çok şanslıyım. Bu zengin ve çeşitli eserler barındıran koleksiyona erişmiş olmanın istisnai olduğunu belirtmek isterim. Seçkiyi bir kronolojiye bağlı kalmadan, kendime kavramsal bir çerçeve de koymadan bir araya getirdim. Bahçeyi, en geniş anlamıyla doğayı, burada rüya anlamına gelen düşleri, katı bir çerçeveye oturtamadığımızı göstermek istediğim için, araştırmam sırasında kendim de bu eserler arasında dolaştım, onları incelerken bu dünyanın eskiden nasıl olduğunu hayal ettim ve ziyaretçilerin de bu hayali yaşamasını istedim.”

Dünya çapında salgınlarla, ekonomik krizlerle ve hayal kırıklıklarıyla mücadele eden insan için “bahçe” cennetin bir yansımasıdır. Bu cennet fikri, zamanın başlangıcından bu yana biçim değiştirerek tüm kültürlerde kendine hâlâ yer buluyor. İnsanlık için iyilik, barış ve güvenlik anlamına gelen bahçe, doğayı ve düşleri de temsil ediyor. Bunu temsil eden Arkas Koleksiyonu’nda Doğa, Bahçeler, Düşler başlıklı sergisi, 4 Mart – 31 Temmuz tarihleri arasında Elgiz Müzesi’nde görülebilir.


IstanbulArtNews | Haziran 2022

28 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör