• Ali Gazi

Arkeolojik eserler kendi coğrafyasında

Ali Gazi 2021 yılı boyunca dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış Türkiye coğrafyasına ait arkeolojik eserler ana vatanına geri döndü. aralarında ait oldukları topraklara dönüşü sağlanan çok sayıda eser var. Türkiye arkeolojisi adına bu sevindirici gelişmeye konu olan eserlerin bazılarını sizler için derledik.

Türkiye tarih boyunca çok sayıda farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış bir coğrafi konumda. Bu nedenle son derece zengin taşınmaz kültürel varlığın yanı sıra, taşınabilir kültürel varlık statüsünde milyonlarca esere sahip. Hal böyle olunca özellikle 19’uncu yüzyıldan itibaren yoğunlaşan tarihi eser kaçakçılığının hedefinde yer alan Türkiye’de, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bazen yıllarca süren çalışmaları sonucu veya son dönemlerde görülen ‘gönüllü iade’ yoluyla ait oldukları topraklara dönüşü sağlanan çok sayıda eser söz konusu. Bakanlığa bağlı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün sitesinde yer alan bilgilere göre 2021 yılı boyunca toplam 3 bin 480 adet eser iade edildi. İşte onlardan bazıları;


Roma Dönemi Eserleri 2015 yılında Macaristan Gümrüğü’nde bir Türk vatandaşının aracında yapılan arama sonucu ele geçirilen ve Anadolu’dan kaçırıldığı anlaşılan Roma Dönemi’ne ait 413 eser, Türkiye’ye iade edildi. MÖ 5’inci yüzyıldan, MS 5’inci yüzyıla kadar tarihlenen ve aralarında savaş arabası parçaları, mobilya aksamları, mermer figürin ve sikkelerin yer aldığı eserlerin, Anadolu kökenli oldukları, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü ile Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ertekin Doksanaltı tarafından hazırlanan uzman raporlarıyla ispat edildi. 25 Şubat 2021 tarihinde Macaristan’da düzenlenen törenle Dışişleri Bakanlığı’na teslim edilen eserler, 26 Şubat 2021 tarihinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi envanterine girdi.

Figürinler 22 Nisan 2021’de Türkiye’nin Paris Büyülkelçiliği’ne başvuran Dinçer Denis Erke tarafından gönüllü olarak iade edilen erkek ve kadın figürinleri, 07 Haziran 2021 tarihinde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde muhafaza altına alındı. Paris’te faaliyet gösteren bir müzayede evinden 2016 yılında satın alınan pişmiş toprak kadın figürini ile erkek figürin başı, Orta Tunç Çağı II (M.Ö. 1800-1600) dönemine tarihlendiriliyor. Elleri göğsünde ve ayakta du- ran yassı formlu özellikleri ile pişmiş toprak kadın figürinin, Anadolu’da, Doğu Kilikya, Amik Ovası ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde (Fırat Nehri’nin batısı) yayılım gösterdiği biliniyor. Çıplak kadın figürinlerinin bereketi ve doğurganlığı temsil eden tanrıça kültü ile ilgili faaliyetlerde kullanılan dini bir nesne olma ola- sılığı da arkeolojik değerlendirmeler arasında.


Çiniler Hollanda’daki Oriental Art Auctions isimli bir müzayede evi tarafından 4 Haziran 2020 tarihinde düzenlenen “Islamic Art Auction” (İslam SanatıMüzayedesi) adlı müzayedede 201 ve 205 numaralı lotlarda satışa sunulan çini karolar ile 204 numaralı lotta satışa sunulan çini panonun; ayrıca, yine aynı müzayede evi tarafından 20 Ekim 2020 tarihinde düzenlenen “Islamic and Asian Art” (İslam ve Asya Sanatı) başlıklı bir diğer müzayedede 113 lotnumarasıyla satışa sunulan çini karonun Türkiye kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla ülkeden çıkarıldığı tespit edildi. Müzayede evi ile yapılan görüşmeler sonunda eserler Lahey’de bulunan Türkiye Büyükelçiliği’ne teslim edildi ve 9 Haziran 2021 tarihinde Ankara Etnografya Müzesi’nde muhafaza altına alındı. Interpol tarafından Çalıntı Sanat Eserleri Veritabanı’nda yer verilen ve 16’ıncı yüzyıla ait olduğu belirlenen çini eserlerin Adana Ulu Camii’nden çalındığı tespit edildi. Anadolu Selçuklu Devleti dönemine ait yapılarda 11’inci yüzyıl sonlarından 13’üncü yüzyıl başlarına kadar görülebilen dört köşeli yıldız ve sekizgen Türk yıldızı formlu bu çinilerin benzer örneklerine Konya’daki arkeolojik kazılarda da rastlanıyor.




Günsenin ve Sinop Amphoraları Amerika San Diego’da yaşayan ve ismi açıklanmayan bir kişi Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosluğu ile irtibata geçerek Anadolu kökenli iki adet amphorayı ülkemize iade etti. Günsenin ve Sinop Amphoraları diplomatik kargo yoluyla 15 Haziran 2021’de Türkiye’ye getirilerek Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde korumaya alındı. Günsenin grubu içerisinde anılan amphora MS 11 ila 13. yüzyıllar arasına tarihlenirken “Sinopean ‘Carrot’ Amphorası” ise MÖ 4’üncü yüzyıldan MS 7’inci yüzyıl aralığına tarihleniyor.


Çömlekler Amerika’daki Arizona Doğal Tarih Müzesi’ne 1986 yılında bağışlanan iki adet pişmiş toprak kap Anadolu kökenli olmaları nedeniyle Türkiye’ye iade edildi. 1977 yılında kurulan müzenin yetkilileri eserler üzerinde yapılan köken incelemelerinin ardından konuyla ilgili objektif yaklaşım göstererek, iade kararı aldı. Sualtı buluntusu olan ve gemilerin mutfaklarında kullanılan çömlekler, Geç Roma ve Bizans Dönemlerinde görülen çift kulplu kaplar arasında yer alıyor. Los Angeles Türkiye Başkonsolosluğu’na teslim edilen ve diplomatik kargoyla 15 Haziran 2021’de Türkiye’ye getirilen eserler, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde korumaya alındı.


Gaga Ağızlı Testi 4 bin 250 yıllık Hatti Uygarlığına ait, altından yapılma gaga ağızlı testi İngiltere’den Türkiye’ye iade edildi. 21 Ekim 2021’de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmeye başlanan eseri, Sir Arthur Gilbert, altın ve gümüş eserlerden oluşan koleksiyonu için 1989’da Los Angeles’ta satın almıştı. Daha sonra Londra’daki Victoria&Albert Müzesi’ne sergilenme amaçlı verilen eserin kökenine dair istenen kapsamlı araştırmalar sonucu Türkiye ile irtibata geçilmiş; müze uzmanları, eseri Alacahöyük ve Mahmatlar buluntuları ile karşılaştırmış ve stilistik olarak testinin Hatti dönemine ait birkültür varlığı olduğu doğrulanmıştı. Metal değerlendirmesi Ankara Res- torasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı uzmanlarınca yapılan testinin sonuçları, Bochum Üniversitesi akademisyenlerinden maden uzmanı Prof. Dr. Ünsal Yalçın tarafından da teyit edildi. Eserin Anadolu’ya ait olduğunun ve yasadışı yollarla yurtdışına çıkarıldığının anlaşılması sonucunda, Gilbert Sanat Vakfı tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile temasa geçilerek, iadesi gerçekleştirildi. Gilbert Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Nicholas Coleridge müzede yaptığı konuşmasında, söz konusu testinin türüne ait eşsiz bir parça olduğuna dikkati çekti. Eskiden eserlere ait soruların çok az sorulduğu fakat şu anda parçaların nereden geldiğini bilmenin kendileri için çok önemli olduğunu dile getiren Coleridge; eserin yuvasına dönmesinden ve testiyi teslim etmekten mutluluk duyduğunu söyledi.


Urartu Eserleri 2016 yılında Macaristan’da ele geçirilen Urartu Dönemi’ne ait 101 parça eser, 6 Kasım 2021’de Türkiye’ye getirilerek, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde muhafaza altına alındı. Detaylı araştırma ve karşılaştırmalar sonucu 2015 yılında Ağrı’da ele geçirilen ve kaçak kazılar yoluyla ortaya çıkarılan eserler ile Macaristan’da ele geçirilen eserlerin üzerinde aynı sarı tortunun yer aldığı tespit edildi. Bu kanıtlarla iade yolu açılan eserler arasında bronz kazan ile boğa ayaklı kaidesi, sadak parçaları, at koşum parçaları, miğfer gibi eserler yer alıyor. Üç adet bronz çıngırak üzerinde Urartuca “(Kral) Menua’nın eşyası/malı” (Menua MÖ 810-785); silindirik formlu iki taşıt aksamı üzerinde ise “Argišti’nin malı/eşyası” şeklinde tercüme edilmiş yazıtlar bulunuyor. Urartu arkeolojisi için sıra dışı bir grubu oluşturan buluntuların yanı sıra ele geçirilen eserler arasında çoğunluğu Roma İmparatoru Nero’ya ait altın sikkeler de yer alıyor.


Roma’dan Osmanlı’ya Sikkeler Kültür ve Turizm Bakanlığı yaklaşık iki buçuk yıllık çalışmalar sonunda, yurtdışına kaçırılmış sikke, mühür ve terazi ağırlıklarından oluşan toplam 2 bin 995 eserin Hırvatistan’dan Türkiye’ye iadesini sağladı. Dönem, bölge ve kullanım açısından farklılıklar içeren ve 2 bin 300 yıllık bir zaman dilimine yayılan sikkeler, hem Anadolu şehir paraları hem de MÖ 5’inci yüzyılda basılan ve Anadolu’nun hemen her yerinde ortak geçerliliği olan sikkelerden oluşuyor.

İade edilen altın, gümüş ve bakır materyallerin kullanıldığı eserler arasında Roma, Kapadokya, Seleukos, Pontus, Kilikya, Emevi, İlhanlı-Selçuklu ve Osmanlı sikkelerinin yanı sıra, Arap-Bizans basımı olan İslami sikkelerin de en erken örnekleri yer alıyor. Grup içinde ayrıca Bizans döneminde posta mührü, imparatorluk mührü, aziz mührü ve kilise mührü olarak kullanılan 5 ila 11’inci yüzyıllar arasındaki döneme ait mühürler ile hepsi Anadolu karakterli ve Roma-Bizans dönemine ait bronz terazi ağırlıklıları da bulunuyor.




IstanbulArtNews | Şubat 2022

129 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör