• Yalın Alpay

Türkiye’nin ilk dijital sanat müzesi açıldı

Teknoloji, bilim ve sanat üçlemesinin alaşımı yapıtları sergilemek üzere tasarlanan ve sanatın dijital olanaklara açılarak genişletilmiş gerçeklik üretme kapasitesini merkeze alan XMAM, DasDas’ın işbirliğinde Metropol İstanbul’da açıldı. Teknolojinin sanatsal açılımını interaktif bir şekilde sunan XMAM alanında bir ilk girişim olarak kabul ediliyor.

Genişletilmiş gerçeklik fikrinden ilham alan X Media Art Museum, izleyiciyi sabit bir mesaj alıcısı olmaktan çıkarıp sanat yapıtının aktif bir bileşeni haline getiriyor.

Gerçekliğin bir süredir açık bir şekilde sorgulandığı bir dönemdeyiz. Onun kendinden menkul bir varlık olduğu şeklindeki aydınlanmacı görüş, postmoderniteyle birlikte olabildiğince sert şekilde sarsılıyor. Gerçeklik, kendi başına varlığı bulunmayan, sosyal inşalarla, ortak kabullerle, toplumsal mutabakatlarla üretilmiş bir ilişkiler ağı olarak kendi tanımını yenileme eğilimi gösteriyor. Gerçekliğin hali hazırda bulunan bir varlık değil, üretilebilir bir yapı olduğu fikri, teknolojiyle birleşince, ortaya müdahale edildiği açıkça ilan edilen “gerçeklik” türleri çıkıyor. Sanal Gerçeklik (VR), Arttırılmış Gerçeklik (AR), Karma Gerçeklik (MR) gibi teknolojik müdahalelerle desteklenerek yeniden üretilen “gerçeklikler” bir çatı kavram olarak Genişletilmiş Gerçeklik (XR) şeklinde ifade ediliyorlar. XR kısaltmasında “R” harfi “reality” yani “gerçekliğe” gönderme yaparken, “X” harfi, ucu açık bir değişkeni niteliyor. Bilgisayar teknolojisince oluşturulan tüm sanal ve gerçek ortamları kapsıyor. Bilgisayar teknolojisi dijital ilkelerle çalışıyor. “Dijital” sözcüğü, TDK Sözlüğü tarafından “verilerin bir ekran üzerinde elektronik olarak gösterilmesi” şeklinde karşılanıyor. Her veri, bilgisayar teknolojisi sayesinde elektronik çeşitli görüntülere kavuşabildiğinden ve yazılan algoritma çerçevesinde bu görüntülerin neye benzeyeceği konusunda herhangi bir sınır bulunmadığından, her veri kendisine sınırsız şekilde atanabilecek dijital görselliklere sahip olma potansiyeline kavuşuyor. Yaşamımızda daha önce hiç görmediğimiz görüntüler, daha önce hiç görüntüsü dahi olmamış verilerle eşleniyor. Sayısız kombinasyonlar eşliğinde, soyut her şeye, dijital bir somutluk biçiliyor. Bu gelişmeden, varlığın her türlüsü için yepyeni bir sanatsal temsiller olanağı doğuyor. Sanatçı için, daha önceden var olmayan bir sanat üretme enstrümanı kazanılıyor. Gerçeklik bir uzlaşıysa, sanatın da bir gerçeklik ya da bir gerçeklik temsili olarak artık yalnızca sanatçının tekelinde kalamayacağı, sanat yapıtının da bir uzlaşıya evrilmesi gerektiği düşüncesi, izleyici ve sanatçının ortak bir uzlaşı çerçevesinde “genişletilmiş gerçekliği” var kılmalarıyla sonuçlanıyor. İzleyici yalnızca sabit bir mesaj alıcısı görünümündeki pasif konumunu, genişletilmiş gerçeklikte yapıtın aktif bir bileşeni olarak terk ediyor. Sanatın dijital olanaklara açılması ve dijitalin Genişletilmiş Gerçeklik (XR) üretme kapasitesi Türkiye’de kendisine 2022 yılında bir dijital sanat müzesi buldu: X Media Art Museum (XMAM). Teknoloji, bilim ve sanat üçlemesinin alaşımı yapıtları sergilemek üzere tasarlanan ve bin metrekarelik bir fiziksel alanı kaplayan XMAM, DasDas’ın kanatları altında/işbirliğinde Şubat 2022’de Ataşehir’de Metropol İstanbul’da açıldı. Kurucuları Mert Fırat, Muzaffer Yıldırım, Ferdi Alıcı ve Eylül Duranağaç olan XMAM’ın direktörü ise Esra Özkan. Müzeye DasDas kurucuları Didem Balçın, Harun Tekin ve Koray Candemir de destek veriyor.

Müzenin adındaki “X”, Genişletilmiş Gerçeklik (XR)’daki “X” değişkenine gönderme yapıyor. Burası dijital bir sanat müzesi olarak genişletilmiş gerçeklik bağlamındaki çalışmaları ve sanat yapıtlarını sergileyecek, koleksiyonunda ve sergilerinde bu izleği takip edecek bir kurum olarak tasarlandı. Türkiye’de alanındaki ilk girişim olan XMAM, sanatın teknolojik, teknolojinin sanatsal açılımını, izleyiciyi her daim yapıtların içerisinde etkin bir konum almaya yönelten interaktif, sanatçılarını disiplinler arası çalışmalar yapan nitelikler çerçevesinde seçen bir kimlikle doğuyor. Müzede genişletilmiş gerçeklik deneyimleri sunan sanat yapıtlarının sergilenmesinin yanında, yetişkinler ve çocuklar için eğitimler ve atölyeler de organize edilerek, izleyicinin yalnızca sanat yapıtlarını deneyimlerken interaktif olmasıyla yetinilmeyip, onların birer üretici olarak da pozisyonlanmasının olanakları da yoklanacak ve oluşturulacak. XMAM sabit dijital koleksiyonun yanı sıra, üç ayda bir değişen sergilerle ilerleyecek. Şubat ayında başlayan ve önümüzdeki aylar boyunca ziyarete açık kalacak ilk sergi, uluslararası pek çok ödülü bulunan Ouchhh stüdyo tarafından hazırlanmış Leonardo Da Vinci: Yapay Zeka Işığın Bilgeliği sergisi. Ouchhh tarafından hazırlanan serginin adı Leonardo da Vinci olsa da, yapıt giriş bölümünün ardından Leonardo’nun dışına taşan bir içerikle ilerliyor ve serginin alt başlığı olan CERN’den NASA’ya İnsanlık ve Metaverse aşamalarına saçılıyor. Kendi içerisinde birden fazla bölüme ayrılan ve toplamda yirmi dakika kadar süren bu ışık gösterisi, bin metrekarelik alanın duvarlarının yanı sıra tüm zeminini de kaplıyor. Statik hiçbir anın bulunmadığı bu ışık oyunları, kesintisiz bir oluş temsili sunarak, patlamalarla karanlığı, aydınlığı peş peşe sıraladığı, tarihin en ünlü görsellerini ışıkla yeniden canlandırdığı kadar, kendisine daha önce herhangi hiçbir görselin atanmadığı milyonlarca veriyi de ilk defa görünür kılacak görsellerle eşliyor. Leonardo da Vinci’nin, Michelangelo’nun, Raphael’in, Boticelli’nin Rönesans’tan bu yana ezberimize kazınan görsellerinin dijital yorumları, CERN’den ve NASA’dan elde edilen veriler ve bu kurumlarla gerçekleştirilen iş birliklerinin ortaya çıkardığı görüntülerle katlanıyor. Leonardo’nun çizimlerini, 3D modellemelerini, Oscar ödüllü Nomadland filminin bestecisi Ludovico Einaudi ve Mercan Dede’nin müziğiyle eşleştiren sergide veri olarak Leonardo’nun icatları, makine tasarım planları ve eskizleri kullanılıyor. Sanat tarihi verileriyle Leonardo da Vinci’nin ve diğer Rönesans ustalarının bilgilerinin yapay zekaya öğretilmesiyle elde edilen çıktılar, 15 milyar fırça darbesiyle partikül olarak, soyut estetik bir dilde tüm mekana dalga dalga yayılıyor. Daha önce görselleri bulunmayan, Einstein ve Galileo gibi biliminsanlarının kuramlarından, yazılarından, kitaplarından oluşturulan verilerin yapay zeka dolayımında işlenen 20 milyon satırlık dijital kütüphanesi ise daha soyut bir görselleştirmeyle PoeticAi yapıtıyla XMAM’ın mekanına dağılıyor. Data Monalit yapıtında, dünyanın en eski verisi olan Göbeklitepe, esin yaratırken, Data Gate, Kepler Veri Kümeleri aracılığıyla uzay keşfi ve astronomi araştırmalarını temel alan makine öğreniminin kullanılması fikrine dayanıyor. NASA iş birliğinde üretilen yapıtta Kepler Teleskopu’nun 10 yıl boyunca kaydettiği uzay verisi, yapay zeka ile yeniden yorumlanıyor. CERN’de sergilendikten sonra ilk kez bu sergide sergilenen Dark Machine ise atomaltı parçacıklarının çarpışmalarıyla elde edilen verilerin kullanıldığı bir yapay zeka veri boyama yapıtı olarak öne çıkıyor. Verinin yapay zekayla işlenerek sanatsal bir görsele dönüşmesi, verilerin temsil değerlerinde bir genişlemeye olanak tanıyor. Veri artık yalnızca zihne bilgi taşıyan bir soyutluk olmayı aşarak, görselliğe kavuşarak estetik ve akışkan bir varlığa erişiyor. XMAM yeni dönemde izleyicilerini dijital sanatın, sanata kattığı arttırılmış olanaklarla sarmalayacak heyecanlı sergilere şimdiden göz kırpıyor. Yaşamına ulusal başlasa da, uluslararası bir merkez olmaya aday duruyor.


IstanbulArtNews | Mart 2022

167 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör