• Ege Işık Özatay

Dünyadan uzak bir hayal alemi

Ege Işık Özatay İsmini Ömer Hayyam’ın rubaisinden alan Hayal Fanusu sergisi, Dr. Şükrü Bozluolçay’ın neredeyse 40 yıllık sanat koleksiyonunu sanatseverlerle buluşturuyor. Serginin eş zamanlı olarak yayımlanan kitabı ‘Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu’ Özlem İnay Erten imzası taşıyor. Sergi 12 Ocak - 26 Mart tarihleri arasında Bozlu Art Project’te.


İsmini Ömer Hayyam’ın Hayal Fanusu isimli rubaisinden alan sergi 12 Ocak - 26 Mart tarihleri arasında Bozlu Art Project’te görülebilir.

Dr. Şükrü Bozluolçay yaklaşık 40 yıldır topladığı resim koleksiyonunu Bozlu Art Project aracılığıyla sanatseverlerle paylaşıyor. Koleksiyoner olma halini en iyi tarif eden eylem olan paylaşma fikri, bitmek bilmeyen bir keşif duygusunu da beraberinde getiriyor. Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu Sergisi izleyiciyi Türk resim sanatının başlangıç noktasından alıp günümüze kadar heyecan dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Sergi küratörü ve proje yöneticisi Özlem İnay Erten, sergi ile eş zamanlı olarak hazırlanan “Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu” adlı kitapta bu serüvenden şöyle bahsediyor; “Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu Türk sanatının hakkında başlangıcından bugüne hem kronolojik hem de tematik olarak geniş bir bakış açısı sunabilecek bir bütünlüğe sahip.” Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu Sergisi, Türkiye’de tuval resminin ilk örneklerinden başlayarak günümüze kadar kronolojik bir sıra ile ilerliyor. Özlem İnay Erten sözlerine şöyle devam ediyor; “Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu kronolojik düzenlemeye elverişli yapısının yanı sıra resimden, heykele, fotoğrafa ve video art’a uzanan çeşitliliğiyle disiplinlerarası bir yaklaşıma sahip oluşuyla da dikkat çekiyor.” 12 Ocak - 26 Mart tarihleri arasında Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda izleyici ile buluşan Hayal Fanusu sergisini Özlem İnay Erten ile konuştuk.


Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu sergisi adını Ömer Hayyam’ın ruba- isinden alıyor. ‘Hayal fanusu’ hangi noktayı işaret ediyor. Sergiye bu adı vermeye nasıl karar verdiniz? Sergi adını 12. yüzyılda yaşamış ünlü İranlı şair Ömer Hayyam’ın “Hayal Fanusu” isimli rubaisinden alıyor. Fanus-u hayal ya da hayal feneri denilen bu fenerler eski devirlerde aydınlatma aracı olarak kullanılır üzerlerine çeşitli şekiller ve resimler yapılırmış. Işığın yansıma- sıyla bu şekillerin büyüyerek etrafta oluşturduğu renk ve gölge cümbüşü izleyenlerin hayaller kurmasına vesile olurmuş. Ömer Hayyam dizelerinde, içinde yaşadığımız dünyayı bir fanusa, güneşi muma, bizi ise bir nevi gölge oyuncularına benzetiyor. Hayal Fanusu’nun dizeleri bir taraftan tasavvufi anlamda yaşamın geçiciliğine vurgu yaparken diğer yandan da Platon’un mağara alegorisinde olduğu gibi gerçekliği kavrayış ve algılayış biçimimizin değişkenliğine, hakikatin gözümüzle gördüklerimizden farklılığına vurgu yapan metaforik anlamlara sahip. 2020 yılında başladığımız sergi ve kitabın hazırlık sürecinin pandeminin tüm dünyayı kasıp kavurduğu bir döneme denk gelmesi; yaşamın kırılganlığını ve geçiciliğini, öte yandan da sanatın önemini derinden hissettiğimiz o günlerde serginin bu adı almasını sağladı.


40 yıllık geçmişe sahip Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu’ndan bir seçkiyi izleyiciyle buluşturuyorsunuz. Nasıl bir çalışma yöntemi izlediniz? Bu seçkiyi hazırlarken neleri gözettiniz?

Hayal Fanusu isimli sergi Türkiye’de 19’uncu yüzyıldan bu yana gerçekleşen sanatsal üretimlerin ve kırk yıldır sanat koleksiyonu yapan bir koleksiyoncunun bu süreçteki birikimlerinin yansıması olarak değerlendirilebilir. Sergiyi düzenlerken bu birikimi en iyi yansıtabileceğini düşündüğüm örneklerden oluşan bir seçkiyi, sanatsal bir perspektifle sanatseverler ile buluşturmayı hedefledim. Osmanlı dönemi asker ressamlar kuşağından başlayıp günümüz eserlerine uzanan böylesine kapsamlı bir koleksiyonun sergisini hazırlarken, tarihsel süreçte yaşanan kültürel, sanatsal, sosyal değişimleri, yeni ifade biçimlerini ve düşünsel gelişmeleri en iyi yansıtabileceğini düşündüğüm yapıtlar üzerinden sergiyi kurguladım. Sergide izleyicilerin bu kronolojik gelişimi ve sanatçıların özgeçmişlerini takip edebilmeleri için bilgilendirme panolarına yer verdik. İzleyiciyi şaşırtmayı ve düşündürmeyi hedefleyen sürpriz sergileme metotları da kullandık. Sabancı Müzesi, Pera Müzesi, İstanbul Modern gibi kurumların düzenledikleri sergiler ve geçtiğimizgünlerde İstanbul Resim Heykel Müzesi’nin koleksiyonunun yeniden kamuya açılması gibi gelişmeler bizler için son derece önemli. İzleyiciler bu kurumlardaki sergilerin yanı sıra Mongeri Binası’nda sergilediğimiz nitelikli özel sanat koleksiyonlarını izleme şansı bulduklarında aslında büyük bir hikayenin parçasına ortak oluyor ve sanat tarihimizi bütünüyle izleme imkanına sahip oluyorlar.


Nurullah Berk, ‘Avşa’da Pazar’, tuval üzerine yağlıboya, 100x120cm, 1972

Bu sergide nasıl bir kronolojik sıra izlediniz? Sergiyi gezen bir izleyici sanat tarihinin hangi dönemlerine tanıklık edecek? Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu sergisi, Türkiye’de tuval resminin ilk örneklerini veren asker ressamlar kuşağı sanatçılarından başlayarak, Meşrutiyet döneminden Cumhuriyet’e geçişte önemli bir varlık gösteren 1914 kuşağı sanatçılarına,Müstakiller ve d grubu gibi ilk sanatçı örgütlenmelerine dek uzanıyor. Ardından 1950’li ve 1960’lı yıllarda varlık gösteren Paris Okulu, 1968 kuşağı sanatçıları gibi oluşumların izini sürerek günümüze dek ilerliyor. Sergide ve kitapta yer alan yapıtların kronolojik gelişim çizgisini takip ederken, Türk sanatının 1950 sonrasındaki modernleşme sürecinde soyut-figür ayrımlarını, yerellik-ulusallık ikilemlerini, hiçbir gruba ya da akıma sığdırılamayan özgün sanatçıları, 70’li yıllardan sonra tuval, boya gibi geleneksel malzemelerin yerini yavaş yavaş yeni medyumlara ve kavramsal çalışmalara bırakışını, 80’li yıllardan sonra ülkenin küreselleşme sürecine dahil oluşuyla birlikte hız kazanan dünya sanatına entegre olma çabalarını görebilmek mümkün olacak. Sanat tarihini bilen veya hiç bilmeyen bir izleyici bu sergiyi ziyaret ettiğinde klasik, modern ve çağdaş sanat yapıtlarını Mongeri Binası’nın tarihi atmosferi içinde üç ayrı katta görebilecekleri, müze kalitesinde yapıtlarla karşılaşacaklar. Ayrıca koleksiyonda, bence Türkiye’deki sanat koleksiyonları arasında en sıra dışı örneklerden biri olan, sanatçıların şövale, palet, boya çantası, fırça, önlük, eldiven, çekiç, boya kutusu gibi eserlerini üretirken atölyelerinde kullandıkları malzemelerin yer aldığı Sanatçı Atölyeleri koleksiyonunu da görebilecekler. Sanat tarihimizdeki belli köşe taşlarını, ön plana çıkan sanatçıları ve önemli kırılma noktalarını görebilecekleri, çağdaş sanat yapıtlarını da kapsayan birçok ikonik eserin yer aldığı oldukça geniş çaplı, Türkiye’deki ender sanat koleksiyonlarından birini izleme şansına sahip olacaklar.


Hayal Fanusu isimli sergi Bozluolçay’ın 40 yıllık birikimin bir yansıması olarak görülüyor.

Sergi ile eş zamanlı olarak sizin kaleme aldığınız “Hayal Fanusu: Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu” adlı kitap Bozlu Sanat Yayınları tarafından yayımlandı. İçeriği çok kapsamlı bu kitabı hazırlamak sizin için nasıl bir süreçti? Keşif ve hikayelerle geçen uzun süreli bir araştırma olduğunu düşünüyorum...

Evet, bu kitabı hazırlamak tam iki yılımı aldı, tabii kitapta yer alan eserler ve sanatçılarla ilgili yıllar öncesine giden araştırmaları da katarsak çok daha uzun bir zaman dilimini kapsayan oldukça meşakkatli bir süreç diyebilirim. Kitapta, tıpkı sergide olduğu gibi Türkiye sanatının kronolojik süreçteki gelişimini Dr. Şükrü Bozluolçay koleksiyonundaki yapıtlar üzerinden ele alarak, sanat tarihimiz hakkında kapsamlı bir perspektif ortaya koymaya çalıştım. Ülkemizde 19. yüzyıldan bu yana yaşanan siyasi, sosyal, kültürel değişimlerin sanata yansımalarını konu edinen, koleksiyondaki sanatçılar ve onların yapıtları hakkında bilgi sunan kapsamlı bir metin. Kitaba dahil ettiğimiz her bir yapıtın bizim için ayrı bir anlamı ve hikayesi var, dolayısıyla kimi zaman dönemsel oluşumlar, kimi zaman sanatçılar kimi zamansa yapıtlar ön plana çıktı. İngilizce ve Türkçe olarak hazırladığımız kitapta, mekandaki kısıtlamalar dolayısıyla sergiye dahil edemediğimiz yapıtlar da yer alıyor. İngilizce ve Türkçe olarak okuyucu ile buluşturduğumuz 352 sayfalık kitapta 70’in üzerinde sanatçı ve 150’ye yakın eser yer alıyor. Bu kadar çok sanatçı ve eseri bir araya getiren bir metnin üzerimdeki büyük sorumluluğunun bilinciyle, mümkün olduğunca nesnel, araştırmaya dayalı, sanatçıları ve yapıtlarını, dönemin koşullarını anlamaya yönelik sanat tarihsel bir metin ortaya koymaya çalıştım. Yazım süreci haricinde, bu boyutta bir kitabın grafik çalışmalarından, çevirilerine ve fotoğraf çekimlerine kadar benim haricimde daha pek çok kişinin katkısı var, bu tarz çalışmalar her zaman kolektif bir emeğin ve büyük bir özverinin ürünü.


Türkiye ve dünyadaki koleksiyonerleri ve yaklaşımlarını nasıl buluyorsunuz? Sizce koleksiyonerler nasıl bir ruh taşıyor?

Koleksiyonculuk ve koleksiyon yapma eylemi ile görüşlerimi kitapta “Toplamak, Biriktirmek, Karar Vermek...” başlığı altında mümkün olduğunca dile getirmeye çalıştım. Profesyonel an- lamda sanat koleksiyonu yapan kişiler tıpkı sanatçılar gibi toplumun önünde giden, tutkulu, sıra dışı, geleceğe iz bırakmak isteyen kişiler. Koleksiyonculukla ilgili olarak genellikle toplama, biriktirme, kategorize etme gibi eylemler ve sabır, zaman, emek, bilgi, tutku gibi kavramlar üzerinde durulsa da koleksiyonculuk aynı zamanda karar vermek gibi zorlu bir düşünsel süreci de içeriyor. Sonuçta zamanınızı vekaynaklarınızı iyi kullanmak zorunda- sınız. Kapsamlı sanat koleksiyonlarına sahip kişilerin yaşam öykülerine bakdığında iş yaşamındaki aktif çalışmalarının yanında belki de başlangıçta bir nevi rahatlama ihtiyacıyla giriştikleri bu meşgale giderek onlardan bağımsız bir kimlik kazanıyor. Bunun yanı sıra koleksiyonculuk eyleminin büyük zaman, bütçe ayırdıkları ciddi bir işe dönüştüğü ve iş yaşamında sıklıkla kullandıkları karar mekanizmalarının bu kez koleksiyoncu kimlikleriyle bütünleştiğini görüyoruz. Her koleksiyon bize sahip oluş ve vazgeçişlerle örülü bir dünyanın kapılarını aralıyor ve koleksiyoncunun kişiliği hakkında ipuçları sunuyor. Koleksiyoncunun yaptığı her alım, yaşamı boyunca kurmaya çalıştığı cümleyi tamamlayan bir kelime gibi adeta.


IstanbulArtNews | Şubat 2022

238 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör