• Celine Symbiosis

Güney Yarım kürenin Mona Lisa'sı

Sanat tarihinin en gizemli kadın imgelerinden biri olan ‘Flaming June’, tüm gürültü ve karmaşadan uzak bir hayal dünyası sunuyor gibi görünebilir, ancak bu resmin hem derinlerde gizlenen farklı anlamları hem de başyapıt olma yolunda ilginç bir hikayesi var. Sir Frederic Leighton’ın 1895 tarihli eserine yakından bakıyoruz.


Sir Frederic Leighton, ‘Flaming June’, 1895


19’ncu yüzyıl Viktorya sanatının popüler ressamlarından biri olan Sir Frederic Leighton, 3 Aralık 1830’da İngiltere’de doğdu. Annesinin sağlık durumunun kötü olması nedeniyle İtalya ve Almanya’da büyüdü. Roma ve Floransa’da sanat okudu. Paris’te, üzerinde büyük etkisi olan Delacroix ve Ingres’in eserleriyle karşılaştı.

18’nci yüzyıldan itibaren Kraliyet Akademisi’ndeki yaz sergileri, sanat piyasasının en büyük etkinlikleri arasındaydı.1855’te Kraliyet Akademisi’nde sergilenen eseri ilk günden Kraliçe Viktorya tarafından satın alındı ve Leighton, deyim yerindeyse bir gecede ünlü oldu. 1878’de Kraliyet Akademisi Başkanı oldu. Kendisi aynı zamanda İngiltere tarihinde lord unvanı ile onurlandırılan ilk ressamdı.

Leighton, Viktorya İngiltere’sinde akademizm ve klasisizmin seçkin bir temsilcisi olmanın yanı sıra Doğu sanatı ve kumaşlarla da ilgilendi. Eserlerinde, ahlaki, dini veya politik mesajlar vermekten uzak, belli bir denge ve ton uyumuyla gözleri memnun etmeye, “l’art pour l’art” yani “sanat için sanat” fikrine odaklandı. Kullandığı motiflerle uzun yıllar oynuyor ve onları mükemmelleştirmeye çalışıyordu. Üzerinde uzun süre çalıştığı konulardan biri de, Viktorya dönemi resimlerinde sıkça gördüğümüz, uyuyan, kendinden geçmiş ya da ölü gibi görünen kadın figürleriydi. Leighton’ın, tiril tiril elbiseleriyle mermerde uzanır halde resmettiği kadın figürleri, ilk olarak “Summer Slumber” eserinde görülür. Bu tasarım kendisinin ve alıcıların hoşuna gitmiş olmalı ki kendinden geçen kadın motifini tek başına resimlemeye karar verir. Kariyerinin sonlarına doğru, bu resimle ortak özellikler yakalayabileceğimiz üç resim daha yapar: “Cymon and Iphigenia” (1884), “The Garden of the Hesperides” (1892) ve “Flaming June” (1892). Bu eserlerin arasında sembolik anlamı en yoğun olanı Flaming June’dur. Flaming June, ilk bakışta basit ve dekoratif görünse de, kompozisyon bakımından zorlayıcı bir ikonografiyle doludur.

Resimdeki modelin kimi veya neyi temsil ettiği hakkında çok az ipucu bulunur. Bunun bir önemi olmasa da, yakın zamanda yapılan araştırmalar sayesinde, modelin June isimli biri değil, Leighton’ın ilham perisi Dorothy Dene olduğu neredeyse kesinleşmiştir. Dorothy Dene, bu son derece zor görünen pozisyonda poz vermeden önce birçok nü taslak için modellik yapar. Ressam özellikle, modelin kafasını sağ koluna yumuşak bir yastık gibi koyduğu açıyı doğal göstermek için çok sayıda ön çalışmaya ihtiyaç duymuştur. Leighton, tuhaf şekilde kıvrılan üst bacaktaki anatomik bozukluk için Michelangelo’nun ‘’Night’’ heykeline çok şey borçlu olmalıdır. Belki de bu nedenle, figürün bacakları fiziksel bir sağlamlık hissi verirken, kollar, gövde ve kafa; dinginlik, incelik ve muazzam bir şehvet duygusu taşır.

Flaming June, Leighton’ın kumaşı işlemedeki ustalığını da gösterir. Kadının vücudunu şefkatle saran şeffaf şifon elbise, güneşin kendisiymiş gibi ısı yayar. Gözlerimiz, resmin parlayan merkezinden kenarlarına doğru ilerledikçe, canlı turuncu renk, sıcaklığını kaybederek kahverengi, ardından koyu mor ve maviye dönüşür. Figür yalnızca güneşe, suya veya bunaltıcı yaz havasına değil, aynı zamanda doğanın sürekli yenilenen gücüne, yaşama ve hatta ölüme de atıfta bulunur. Viktorya sanatında ölümü simgeleyen zehirli zakkum bitkisi de uyku ile ölüm arasındaki hassas bağlantıya işaret ederek, hayat senfonisine tehditkar bir akor vurur.

Hikayesinin sonuna yaklaştığını hisseden Leighton’ın resmine yansıttığı, yaşam ve ölümle ilgili bu çelişkili imalar, belki de kendi ölümü üzerine düşünmesiyle ilgilidir. Uzun süredir kalp hastası olan Leighton, resmi tamamladıktan kısa süre sonra hayatını kaybeder. The Graphic dergisi resmin ilk sahibidir.1895’te resmi çoğaltıp noel hediyesi olarak dağıtarak resme popülerlik kazandırır. Eser, Oxford’daki Ashmolean Müzesi’ne 1915’ten 1928’e kadar sergilenmesi için ödünç verilir. Bundan sonraki otuz yılda eser, sanat dünyasının hafızasından silinerek kaybolur. Flaming June resmi, 1960’larda tesadüfen Roxburghe düşesinin malikanesinde bir kapının arkasında asılı olarak bulunduğunda, Viktorya dönemi sanatı artık değersiz görülüyordur. Kısa süre sonra bir antika dükkanında müzisyen Andrew Lloyd Webber tarafından keşfedilir ancak Webber’in büyükannesi “Viktorya dönemi paçavrasına’’ 50 sterlin borç vermeyi reddettiği için eser satın alınamaz. Dükkan sahibi artık resmin satılmayacağı gerçeğine boyun eğer ve resimden daha değerli görülen çerçeveyi başka birine satar.

1963 yılında, Viktorya sanatının hâlâ önemli olduğuna inanan sanat tüccarı Jeremy Maas’ın eline geçen resim, Porto Riko’da yeni bir müze kurmak isteyen, bölgenin gelecekteki valisi Luis A. Ferré’ye 1000 dolara satılır. Eser, birkaç yıl sonra Ponce Sanat Müzesi’nde sergilenirken yerel nüfusun kalbini hızla kazanır ve beklenmedik bir şekilde Karayipler’de ulusal bir hazine haline gelerek turistler tarafından “Güney Yarım kürenin Mona Lisa’sı” ilan edilir. 2008 yılında Madrid Museo del Prado müzesinde, 2009 yılında Almanya’da ve 2015 yılında New York Frick Collection müzesinde sergilenen eser, artık dünya çapında bir başyapıta dönüşmüştür.


IstanbulArtNews | Haziran 2022

245 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör