• Ege Işık Özatay

Hayallere açılan bir kapı: Gate 27

Gate 27, İstanbul ve Ayvalık’ta bulunan konuk evlerinin kapılarını görsel sanatçı, tasarımcı ve araştırmacılara açıyor. ‘Daha iyi bir gelecek için’ mottosuyla hareket eden ve odak noktasına; sürdürülebilirlik, ekoloji, erişilebilirlik ve yerel yaratıcı ağ kavramlarını alan Gate 27 Direktörü Bengü Gün ile gerçekleştirdikleri yeni çalışmaların detaylarını konuştuk.

Sanatçı Gökçe Erhan, Gate 27’de kaldığı süreyi kendi iyileşme süreci olarak değerlendirdi ve aynı zamanda görsel ve metin odaklı eserler üretti.

Kapalı bir kapı merak uyandırır. Kapının nereye, hangi hikayelere açılacağını ancak eşiğinden geçtikten sonra öğrenebiliriz. Metafor olarak kapı sinemada az sonra bir şeylerin değişeceği hissini uyandırır. Plastik sanatlarda kapı sanatın dönüştürücü gücünü de kullanarak insana bir seçeneği daha olduğunu hatırlatır. Dostoyevski “Suç ve Ceza” romanında “Kapanmayan kapılar ölümcül bir yara gibidir. Düşkünler de dahil hayatta her insanın gidecek bir yeri, bir kapısı vardır. İnsanı yaşatan bu umuttur” sözüyle kapı simgesi ile korunaklı bir yuvayı işaret eder. Kapalı bir kapı içinde gizemi barındırır. Kapının nereye, hangi hikayelere açılacağını ancak cesaretimizi topladıktan sonra öğrenebiliriz. Hazır olduğumuzu hissettiğimizde kapıyı çalarız. Gate 27, İstanbul ve Ayvalık’ta bulunan konuk evlerinin kapılarını görsel sanatçı, tasarımcı ve araştırmacılara açıyor. “Daha iyi bir gelecek için” mottosuyla hareket eden Gate 27, odak noktasına; sürdürülebilirlik, ekoloji, erişilebilirlik ve yerel yaratıcı ağ gibi kavramları alıyor. Dünyada birçok biçimi olan ‘Konuk Sanatçı Programı’nı yeniden ele alıp kendine özgü uyarlayan Gate 27 misafirlerine sakin bir çalışma ortamı sağlamanın dışında kaynak ve referans isimlere erişim olanağı da sağlıyor. Gate 27 direktörü ve Mixer kurucu ortağı Bengü Gün ile konuk sanatçı programı, Gate 27’nin yaratıcı çözümleri, ekoloji ve Gate 27 ziyaretçileri hakkında konuştuk.


Shakespeare yaşadığı dönemde saraya yerleşir ve kraliçenin verdiği ödenekle yaşamını sürdürerek yapıtlarını verir. Osmanlı Dönemi’nde “Osmanlı Ressamlar Cemiyeti” kurulur. Bu cemiyet Şehzade Abdülmecit Efendi tarafından desteklenir. Andy Warhol “Factory”sini sanatçılar için açık bir alan olarak belirler ve kapısını üreten sanatçılara sonuna kadar açar. Genel anlamda sanatçılar hangi yüzyılda olursa olsun desteklenmeye ihtiyaç duyuyorlar. Bu ihtiyacın nedeni sanatçıların bir alana ihtiyaç duymalarının yanı sıra başka ne olabilir?

Sanat üretimi bir yere ve koşula bağlı değildir. Sanatçı, üretimini her koşulda yapacaktır. Bu tarz destek mekanizmalarının ana rolünün de bu üretimin oluşması için koşulların iyileştirilmesi ve gündelik yaşam kaygılarından biraz olsun sanatçıları uzaklaştırmak ve özgürleştirmek olduğunu düşünüyorum. Ama dediğiniz gibi bu sadece fiziksel bir alan sağlamak ya da maddi bir desteğin ötesinde manevi bir destek ve güveni de kapsıyor. Aynı zamanda fikirlerin, üretimlerin paylaşılması ve bir etki yaratmasına da aracı olan da bu destek mekanizması oluyor. Konuk programları da aslında sanatçılara en çok kendi alışık oldukları ve değer yargılarının şekillendiği alanlardan uzaklaşma fırsatı sunuyor. Bu hem bir özgürleşme hem de farklı bir bakış açısı sağlıyor. Aynı zamanda projelerini hayata geçirirken karşılaştıkları kişiler ve bilgi paylaşımları da bu sürece farklı bir katkı sağlıyor.

Boğazkesen Caddesi üzerinde yaşarken Tophane’de yer alan Mixer’i neredeyse her gün ziyaret eder, orada vakit geçirir, workshop ve toplantılara katılırdım. Mixer kuruluşundan bu yana sanatçı, yazar, küratör ve izleyicilerin buluşma noktası niteliğinde. Çok sesli bu galeri ayrıca “ArtLab” adında bir projeyi yürütüyor. Mixer’in hem kurucu ortağı hem de direktörü olarak, bize ArtLab’den bahsedebilir misiniz?

Mixer hem sanatçıları desteklemeyi hem de sanatın ulaşılabilir olmasını misyon edinmiş kendine özgü yapısı ile sanatçılara özgür bir alan sağlamayı amaçlayan bir kurum. Birçok faaliyetini de bu amaçlar etrafında şekillendiriyor. Sanatçılar, koleksiyonerler ve sanat yazarları için eğitim programlarından özgün baskı teknikleri üzerine atölyelere kadar pek çok etkinlik yapıyor. ArtLab’de galeri içerisinde yürüttüğümüz bir konuk sanatçı programıydı. Manzara İstanbul’un konaklama sponsorluğunda sanatçılara bir ay süre ile galeride bir üretim alanı sunuyorduk ve bu süreç sonunda üretimlerini sergiliyorlardı. İzleyici ve sanatçıyı direkt buluşturmayı amaçlayan bu program maalesef şu anda galerinin mekanının daha küçük olması nedeniyle devam etmiyor ama ileride işbirlikleri ile devam edebilir.

Konuk Sanatçı Programı en temel anlamıyla nedir?

Konuk Sanatçı Programı, en temel anlamıyla, yaratıcıların hayallerini gerçekleştirmelerini destekleyen bir platformdur. Gate 27 de farklı pratiklerin araştırma ve üretim süreçlerini desteklemek ve disiplinler arası etkileşime zemin yaratmak amacıyla 2019’da Yeniköy’de kurulmuş bir uluslararası konuk sanatçı programıdır. Sanatı bir araştırma yöntemi olarak ele alıyor, sanatçı, araştırmacı ve akademisyenleri, ekoloji, sürdürülebilirlik, erişilebilirlik ve yerel yaratıcı ağlar etrafında bir diyalog kurmaya davet ediyoruz. Kamusal programlar ve etkinliklerle yeni iş birliklerinin oluşmasını teşvik ediyoruz.

Uluslararası ve ulusal birçok konuk sanatçı programı bulunuyor. Gate 27’yi bu programlardan ayıran özellikler nelerdir?

Gate 27’nin en ayırıcı özelliği, katılımcılarına fikirlerini üretime dönüştürebilecekleri sakin bir çalışma ve atölye ortamı sağlaması, araştırmalarını derinleştirebilmeleri için çeşitli kaynaklara ve kişilere ulaşmalarında kolaylaştırıcı rol üstlenmesi. Katılımcılar, programda daha önce konuk olmuş sanatçı ve araştırmacılardan oluşan geniş ve devamlı büyüyen bir iletişim ağının parçası oluyorlar ve bu ilişki programlarının sonrasında da devam ediyor.


“Sanat üretimi bir yere ve koşula bağlı değildir. Sanatçı, üretimini her koşulda yapacaktır. Bu tarz destek mekanizmalarının ana rolünün de bu üretimin oluşması için koşulların iyileştirilmesi ve gündelik yaşam kaygılarından biraz olsun sanatçıları uzaklaştırmak ve özgürleştirmek olduğunu düşünüyorum.”


Gate 27’nin sürdürülebilirlik çalışmaları da çok katmanlı; ilk olarak sürdürülebilir olmak ve bu yönde alışkanlıklar edinmek için çabalıyoruz. Konuklarımızı ve daha geniş anlamdaki Gate 27 topluluğunu da bu alışkanlıklara dahil etmek için öğrendiklerimizi sürekli olarak paylaşıyoruz. İkinci katmanda sürdürülebilir-likle üzerinde çalışan sanatçı ve araştırmacıları misafir ediyoruz. Bu konu üstünde çalışan ve değer yaratan kişilerle iletişim ağını genişletiyoruz. Böylelikle sürdürülebilirlik konusunda çalışanları da sanatçılarla bir araya getiriyoruz. Gate 27’de ayrıca konukların da üretim yapabilecekleri ve faydalanabilecekleri bir permakültür bahçemiz de bulunuyor.

Gate 27’ye nasıl başvuruluyor? Hangi kriterlere göre sanatçılar davet alıyor?

İşbirliği içerisinde olduğumuz kurumlar, ağırladığımız sanatçılar, küratörler ve danışma kurulumuzun önerileri ile bize ulaşan sanatçılara bir başvuru formu iletiyoruz. Bu başvurular üzerinden Gate 27’nin odaklandığı konulara uygun olan isimler ile ilerliyoruz. Herhangi bir yaş ya da disiplin kriterimiz yok. Katılımcıları belirlerken araştırma alanı olarak birbirine destek olabilecek ve paylaşımda bulunabilecek kişileri bir araya getirmeyi amaçlıyoruz.

Gate 27, Sabancı Üniversitesi tarafından mı destekleniyor? Bir üniversite tarafından desteklenen bu program kuramsal bir temele dayanıyor mu?

Sabancı Üniversitesi de işbirliği yaptığımız önemli kurumlardan biri. Gate 27’de kalan sanatçı ve araştırmacılar Sabancı Üniversitesi’nde yer alan laboratuvar ve araştırma imkanlarından yararlanabiliyorlar. Bu bizim konuklarımıza sunabildiğimiz önemli bir destek. Buna ek olarak her sene Sabancı Üniversitesinden bir öğrenciyi Gate 27 programı kapsamında ağırlıyoruz. Danışma Kurulu üyelerimizden Selçuk Artut ve Ahu Antmen de Sabancı Üniversitesi bünyesinde olduğu için Gate 27 ve Sabancı Üniversitesi arasındaki ilişki çok organik bir şekilde ilerlese de Gate 27 bağımsız bir kurum olarak faaliyetlerini yürütüyor.

Gate 27, fazladan bir odası olan herkesin, konuk sanatçı programı oluşturabileceğine inanıyor. Buna karşın Gate 27 misafirlerine bir odadan daha fazlasını sunuyor. Bundan bahsedebilir misiniz?

Gate 27 için heyecan verici birçok yeni projenin ve programın olduğu bir yıl başladı. Sanatçıları, tasarımcıları, mühendisleri ve araştırmacıları bir araya getiren programlarımızda sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye yardımcı olabilecek yaratıcı çözümler üretmek üzerine çalışıyoruz. Deneysel üretime ve tartışmaya açık bir alan olarak, yeni işbirliklerini teşvik ederek yerel ve uluslararası kültür aktörleri arasında etkileşimi güçlendiren kamusal programlar ve etkinlikler hazırlamaya teşvik ediyoruz. Dünya’dan Notlar, Yaratıcı Zanaatkar İşbirliği ve Performans Sanatı olmak üzere üç ana dalda programlar yapıyoruz. Dünya’dan Notlar; Gate 27’nin ana programı sürdürülebilirliğe ve küresel ekolojik krizle yüzleşmeyi öğrenmeye adanmış bir program. Aksiyon planımız, çevre dostu ve sürdürülebilir bir kurum olmakla başlıyor. Bu kapsamda yapılan faaliyetler; Permakültür Bahçesi, Dünya Notları Çalıştayları ve Yeme de Yanında Yat projesinden oluşuyor. Bu program kapsamında sürdürülebilirlik ve ekoloji konuları üzerine çalışan sanatçı ve araştırmacıları ağırlıyoruz. Yaratıcı Zanaatkar İşbirliği; geçmiş Gate 27 konukları Bilal Yılmaz ve Lydia Chatziiakavou tarafından geliştirilen ve yürütülen bu program kapsamında, Gate 27 her sene bir sanatçıyı İstanbul’daki yerel zanaatkarlar ile ortaklaşa çalışması için ağırlıyor ve proje geliştirmelerini destekliyor. Performans Sanatı ise; Marina Abramović Enstitüsü ile ortaklığımız kapsamında onların önerdiği performans sanatçılarını ağırladığımız bir program. Bu sırada Gate 27, MAI’yi Türkiye’deki sanatçılar, küratörler, eleştirmenler ve sanat tarihçileriyle buluşturan bir kanal görevi üstleniyor.

Konuk sanatçıların Gate 27’de ürettiği eserler ardından sergileniyor mu?

Konuk ettiğimiz sanatçılardan çoğu bir eserini giderken bize bırakma nezaketinde bulunuyorlar ama bu programın bir önkoşulu değil. Bu eserleri Gate 27’de sergiliyoruz. Bu bize sanatçılar ayrıldıktan sonra da üretimlerini ziyaretçilerimize anlatma fırsatı sunuyor. Konuk ettiğimiz sanatçıların Gate 27’de ürettikleri eserleri başka uluslararası ve ulusal platformlarda sergilendiğini görmek de her zaman bizim için gurur ve mutluluk verici.

Aktivist bir sanatçı olan Gökçe Erhan’ın evi yandıktan sonra üretimini gerçekleştirmek üzere bir müddet sizde konakladı. Erhan’ı siz mi davet ettiniz? Böylesine bir travma yaşamış sanatçı nasıl işler üretti?

Gökçe Erhan, sürdürülebilirlik çalışmalarımız kapsamında Danışma Kurulu üyemiz Beral Madra tarafından programa katılması için önerilmişti fakat henüz zamanlamasını belirlememiştik. Yaşadığı üzücü olay sonrası zamanlamayı tekrar birlikte değerlendirdik ve Ocak ayı boyunca Gate 27’de bizimle kaldı. Gate 27’de kaldığı süreyi kendi iyileşme süreci olarak değerlendirdi ve aynı zamanda görsel ve metin odaklı eserler üretti. Gökçe, yanına sadece evden kalan kömürleşmiş ağaç parçalarını alarak Gate 27’ye geldi. Atölye alanı olarak kaldığı odanın banyosunu seçip ağaçların üzerindeki kömürü kazıyarak sürecine başladı. Hem kendini iyileştirmeye hem de sanatına sıfırdan başladığı bu süreci yansıtan bir de video çekerek bu süreci belgeselleştirildi. ‘Bir Travma Estetiği’ adını verdiği bu eserler ile aslında iyileşme sürecini paylaştı.

Gate 27 yalnızca İstanbul’da mı?

Gate 27, sanatçı ve araştırmacıları İstanbul’un yanı sıra Ayvalık’taki konuk evinde de ağırlıyor. Özellikle bahar ve yaz aylarında Ayvalık’taki konuk evinde her ay bir kişiyi konuk ediyoruz. Projelerin içeriğine göre lokasyona sanatçılar ile birlikte karar veriyoruz. Gate 27’nin gelecek programı belli oldu mu? Nisan ayında Pakistan’dan Mahzaib Zain isimli bir sanatçıyı ağırlayacağız. Yaratıcı Zanaatkar projesi kapsamında Bilal ve Lydia ile birlikte ve zanaatkarlar ile çalışarak üretimini gerçekleştirecek. Ayrıca Open Space Contemporary işbirliği ile Lika Tarkan Murawi isimli bir küratörü Nisan ayında ağırlamaya hazırlanıyoruz. Sonbahara doğru ise Akram Zaatari ile çalışmalarımız devam edecek.

Gate 27, sanatçı ve araştırmacıları İstanbul’un yanı sıra Ayvalık’taki konuk evinde de ağırlıyor.

IstanbulArtNews | Mart 2022

94 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör