• Özüm Ceren İlhan

Hockney ile müjdelenen ‘baharın gelişi’

Sakıp Sabancı Müzesi, Edith Devaney küratörlüğünde, David Hockney’nin baharı müjdeleyen Baharın Gelişi, Normandiya, 2020 adlı sergisine, 11 Mayıs - 29 Temmuz tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Sanatçı, Normandiya’daki kır evinde deneyimlediği pandeminin izlerini, iPad ile yarattığı eserlerinde fırça ve boya izleriyle buluşturuyor.

David Hockney’nin Baharın Gelişi, Normandiya, 2020 adlı sergisi, 11 Mayıs - 29 Temmuz tarihleri arasında Sakıp Sabancı Müzesi’nde görülebilir.

Yeryüzünün ölü toprağından silkindiğini, tazecik başlangıçlara ve yeni yeşermelere kucak açtığını müjdeleyen bahar günleri; Sakıp Sabancı Müzesi’nde Baharın Gelişi, Normandiya, 2020 sergisiyle kutlanıyor. 20’nci yüzyıl sanat tarihine yön veren, Pop Art’ın öncü isimlerden David Hockney, bu sergide baharı daha iyi anlayabilmek ve onu olduğu gibi yansıtabilmek adına dört mevsimi gözlemleyerek geçirdiği bir süreci sergiliyor. iPad’de çizilen 116 eser kağıda basıldıktan sonra ilk olarak Londra’daki Kraliyet Akademisi’nde (Royal Academy) izleyiciyle buluşuyor. İkinci durağı Brüksel Bozar (Palais des Beaux-Arts Bruxelles) olan sergi, bu kez Sakıp Sabancı Müzesi’nde sanatseverlerle bir araya geliyor. Serginin bir sonraki durağıysa Şikago Sanat Enstitüsü Okulu (School of the Art Institute of Chicago) olacak.

Serginin küratörü, David Hockney’nin çalışma ve en yakın arkadaşlarından Edith Devaney, Baharın Gelişi, Normandiya, 2020 odağında sanatçıyla kapsamlı bir röportaj gerçekleştiriyor. Sakıp Sabancı Müzesi’nin sergi kataloğunda yer alan demeçler; Hockney’nin iPad ile tanışmasına, bu teknolojik gelişmeleri kendi pratiğine aktarmasına ve bu uğurda azimle çalıştığı günlerde neleri deneyimlediğine dair ayrıntılı bilgiler içeriyor. 2011’de başlayan medium değişikliğinde sanatçı, iPad’deki çalışmalarını “çizim” olarak adlandırsa da bugün aynı malzemeyle çizdiği ve sergide karşılaştığımız yapıtlarını birer “resim” olarak nitelendiriyor. Bu serginin temelleriyse 12 sene öncesine, sanatçının ilk iPad’ini aldıktan bir yıl sonra “çizdiği” Baharın Gelişi’ne dek uzanıyor. “Bir iPad’de tek yapman gereken izler bırakmak, benim yaptığım şey de her (şeyi?) fırçayla çizmek, bırakacakları tüm izleri bulmaya çalışmak oldu. Tabii, binlerce iz ortaya çıkıyor. Ben de uzunca bir süre bunu yaptım…”

Kasım 2019’da iPad’de yeni çıkan fırça ve katman özellikleriyle sanatçı, iPad üretimlerindeki renk ve çizgi kullanımında daha rahat hareket edebileceğini fark ediyor. Bu durum iPad ile çalıştığı Los Angeles günlerinden Fransa’ya döndüğü iki haftalık süreçteyse Baharın Gelişi, Normandiya, 2020 sergisindeki yapıtların üretimine zemin hazırlıyor. “Önceki versiyonlarına göre daha çok fırça ve katmanlarla çalışıyordum. Bir katmana bir şey çizebilir sonra üzerine başka bir katman koyarak ekleme yapabilirsin. Geriye dönüp arka katmanda da çalışabilirsin, bazen öyle yapıyorum. Çizim ve resim hakkında çok fazla şey biliyorum tabii, 60 yıl boyunca bunu yaptım. Bu yöntemin yeniliğiyse katmanlarda ve onlara geri dönebilmekte. Kağıt ve tuvalde bunu yapamazsın. Artık iPad üzerinde gerçekten resim yapıyorum çünkü katmanları çok daha fazla kullanıyorum, kendim için özel yaptırdığım yeni, küçük fırçaları, küçük şekilleri kullanıyorum ve adeta resim yaptığımı hissediyorum.”

Sergide baharın gelişine uzanan süreç; zaman zaman yağan yağmurların altında, her yeri saran yeşil örtünün göz alıcı tonlarında ve kiraz çiçekleriyle buluşan ahşap kulübenin ekseninde adım adım gün yüzüne çıkıyor. Baharın gelişini Normandiya’daki kır evinden sergileyen sanatçı, sergiye ve yapıtlara ilham veren araziyi “No. 641, 27 Kasım 2020. iPad resmi” ile tasvir ederek bu bağlamda bulunduğu yeri başlı başına bir esere dönüştürüyor. Katalogda yer alan yapıtta, yeşil bir örtüyle kaplı dört dönümlük araziyi kuş bakışı görünümle resmeden sanatçı, rengârenk kır manzaralarıyla iç içe geçen gözlemlerini kendine has üslubuyla aktarıyor. Bu bağlamda arazinin tam ortasındaki evini, eve giden yoldaki erik, armut ve elma ağaçlarını; kiraz çiçeklerini, mavi çatılı stüdyosunu ve pembe renkli ağılını çocuksu bir çizimi çağrıştıran kompozisyon üzerinden tek bir anlatıda bir arada getiriyor. Arazi içinden bir nehir geçiyor, bitişiğinde pembe renkli kavaklar yer alıyor. Söz konusu manzarayı bizimle buluşturan Hockney ise araziyi resmettiği kompozisyon içerisinde; siyah üzerine beyaz çizgili pantolonu, beyaz şapkası, yeşil yeleği, üzerine giydiği mavi ceketi ve son olarak göz alıcı kırmızılıktaki spor ayakkabılarıyla eve giden yolu adımlarken görülüyor. Arazinin tasvirinde bahsi geçen her bir öge sergideki büyük ölçekli yapıtlarda, sanatçının ayrı ayrı betimlediği kompozisyonlara karşılık geliyor.

Sergideki yapıtlarda baharın gelişi, kendisini kış aylarından belli ediyor. Yaz mevsimine uzanan süreçteyse renklerin canlılığı göze çarpıyor. Küratör Edith Devaney anlatımıyla en çok resmedilen kiraz çiçekleri kış mevsiminde tasvir edilmeye başlandığı için, ilk olarak “iskelet halinde”, henüz çiçek açmamış dallarıyla görülüyor. Serginin ilerleyen bölümlerinde ve birbirini tamamlayan dörtlü kompozisyonlarda, zamanla açan yeşil yaprakları ve tomurcuklanan çiçekli dalları görmek mümkün. Sergi mekanında basılı halde izlenen yapıtların yanı sıra sanatçının çizimlerini adım adım sergileyen ve yapıtlarındaki katmanlı tekniği nasıl uyguladığını gösteren video içeriklerin olduğu bir bölüm de bulunuyor. İlk bakışta kuru bir ağacın gövdesi ve dallarından oluşan kompozisyon, çiseleyen ya da şiddetlenen yağmurların altında, zamanla baharın gelişini müjdeleyen yeşil yapraklar ile rengârenk çiçekleri yeşertiyor. “Baharın gelişini tamamen göstermek için kıştan başlamanın ve biraz da yaza gitmenin gerektiğini fark ettim. Böylece tüm farklılıkları ve her bir ağaçta meydana gelen müthiş şeyleri görebiliyorsun.”

David Hockney’nin Baharın Gelişi, Normandiya, 2020 sergisinde yer alan ve nasıl çizildiği hakkında merak uyandıran ay manzaraları ve gece resimleri, iPad’in olanaklarını gözler önüne seren önemli bir sürece işaret ediyor. Öyle ki ayın hızlı biçimde değişen ve sürekli olarak takip gerektiren gökyüzündeki hareketleri, sanatçının Edith Devaney ile röportajında paylaştığı bilgilere göre iPad’in katmanlı yapısı ve boyalarıyla yaklaşık bir saat içerisinde çizilebiliyor. Bu bağlamda 31 Ekim Cadılar Bayramı’nda, dolunayın mavi bir ay olacağı bilgisini aldıktan sonra sanatçı, yeni bir çizim sürecine başlıyor. Kendisinin anlatımıyla gecenin o anki karanlık hali, evin açık olan ve dışarıya yansıyan ışıklarıyla birleşiyor. Bu noktada sanatçı, evin yapay ışığıyla ayın doğal ışığını kısa sürede, tek bir kare içerisinde buluşturabiliyor. Bu çizim, Hockney’e göre iPad olmadan yapılması mümkün olmayan bir süreç. “Bu resimleri gece vakti, kağıt üzerinde yapmak için kağıda ışık gelmesi lazım, dışarıda karanlıkta yapamazsın. Oysaki ekran aydınlatmalı olduğu için iPad’de rahatlıkla yapabilirsin.”

Son olarak ve şüphesiz ki Baharın Gelişi, Normandiya’da olması bakımından aynı topraklarda doğan Empresyonizm akımına uzaktan ama güçlü biçimde selam veriyor. Hockney’nin saman balyaları, gölün yüzeyindeki nilüfer çiçekleri ve açık havada ortaya çıkan gün ışığı izleri küratör Devaney’ye göre yapıtlarda öne çıkan izlenimci atmosfere çağrışımda bulunuyor.

Sakıp Sabancı Müzesi’nde izleyiciyle buluşan Baharın Gelişi, Normandiya, 2020 sergisi, 29 Temmuz’a kadar Salı günü ücretsiz olmak üzere, Salı - Pazar günleri, 10:00 - 18:00 saatleri arasında; Cumartesi günleriyse 10:00 - 20:00 saat aralığında görülebilir.


David Hockney, ‘No. 187’, 11 Nisan 2020, iPad resmi

IstanbulArtNews | Haziran 2022

123 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör