• Tuba Parlak

İKSV’den İstanbul’u kucaklayan program

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), 2022’de 50’nci yaşını tüm yıla yayılacak film gösterimleri, konserler, sergiler, gösteriler, atölye çalışmaları, söyleşiler ve farklı etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. İKSV Genel Müdürü Görgün Taner ve Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak ile vakfın 50 yıllık serüveninin kilometre taşları üzerine söyleştik.


Kültür sanat aracılığıyla Türkiye’nin uluslararası bağlarının güçlenmesine katkıda bulunan İKSV, ödüller ve yapım desteklerinin yanı sıra verdiği eser siparişleriyle sanatı ve sanatçıları destekledi. Görselde, İKSV’nin tüm ekibi yer alıyor.

Kâr amacı gütmeyen kültür sanat kurumu İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), 2022’de 50’nci yaşında, tüm İstanbul’a yayılan etkinliklerle kenti kucaklayacak. Nejat Eczacıbaşı’nın İstanbul için kurduğu bir festival hayalinin somutlaşmasıyla çalışmalarına 1972 yılında başlayan vakıf, şu an İstanbul Müzik Festivali adıyla bildiğimiz etkinliğini “İstanbul Festivali” adıyla gerçekleştirdi. Aradan geçen 50 yılda ise güncel ve klasik müzik, sinema, sahne sanatları, güncel sanat ve tasarım alanlarında düzenlediği binlerce etkinlikte 12 milyonu aşkın izleyiciyi ağırladı. Kültür-sanat aracılığıyla Türkiye’nin uluslararası bağlarının güçlenmesine katkıda bulunan vakıf, ödüller ve yapım desteklerinin yanı sıra verdiği eser siparişleriyle sanatı ve sanatçıları destekledi. Araştırmalar yürüterek, raporlar hazırlayarak ve iş birliği projeleriyle, kültür politikalarının geliştirilmesi, kültür yönetiminin çeşitlenmesi ve güçlenmesi için çalıştı. İKSV’nin 50 yıllık serüveninin kilometre taşlarını, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner ve Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak ile konuştuk.


2022’de İKSV’nin 50’nci yaşını kutluyoruz. İlk yıllarından bugüne kadar İKSV, sayamayacağımız kadar çok sanatçıyı ve eseri yüz binlerce izleyiciyle buluşturdu. Elinizde bu anlamda rakamsal veriler varsa almak isteriz.

Görgün Taner: Bu yıl 50’nci yaşımız vesilesiyle bu konuda özel bir çalışma yaptık; bazı sayısal veriler çıkardık. Bu verilere göre, yarım asırlık geçmişinde İKSV, güncel ve klasik müzik, sinema, sahne sanatları, güncel sanat ve tasarım alanlarında düzenlediği binlerce etkinlikte 12 milyonu aşkın izleyiciyi ağırlamış, 1000’i aşkın kişi, kurum ve kuruluşla iş birliği yapmış, 80’den fazlası ilk kez İKSV tarafından kullanılan 320 farklı mekanda etkinlik gerçekleştirmiş. 6700’ü aşkın yapıtın ilk gösterimini izleyicilerle buluşturmuş. Yurt dışında Türkiye’nin kültür - sanat üretiminin sergilendiği 300’den fazla etkinliğe dâhil olmuş. Kültür politikaları alanında 10 rapor ve 10 politika metnine imza atmış. İKSV Alt Kat’ın düzenlediği 600’e yakın etkinlikte 7500’ü aşkın çocuk ve gence doğrudan erişmiş. Farklı konulara odaklanan 58 kitap yayımlamış. Yani 50 yılda, bir şekilde epeyce insanın hayatına dokunmuş.


İKSV, son 50 yılda İstanbul kültür - sanat ortamını şekillendiren, dönüştüren ve yeniden üreten bir kurum oldu. Bu yolculukta kilometre taşı diyebileceğiniz etkinlikler ve özel buluşmalar sizce neler?

Görgün Taner: Miles Davis’in gelişinin önemli bir dönüm noktası olduğunu söyleyebilirim. Çünkü sonrasında büyük sanatçılara ilettiğimiz tekliflerimizde “Sizde kim çaldı?” diye soranlara “Miles Davis çaldı,” diyebiliyorduk ve bunun son derece olumlu bir etkisi oluyordu. “O zaman biz de geliriz” diyorlardı. Chick Corea’nın Steve Kujala ile geldiği konser de aynı şekilde bir kilometre taşıdır vakıf için. Çünkü tekliflerde ilk onun adını yazdık; “Chick Corea çaldı, siz de çalar mısınız?” diye... Sonra çok önemli pek çok etkinlik gerçekleşti: Bob Dylan’ın İstanbul’daki 1989 tarihli ilk konseri, Bryan Adams’ın 1992’deki stadyum konseri... İstanbul Caz Festivali’ndeki Buena Vista Social Club konserleri, Leonard Cohen konserleri, New York Filarmoni konserleri ve 1987’de ilk kez gerçekleşen İstanbul Bienali aklıma ilk gelenler.

Yeşim Gürer Oymak: Festivallerin verdikleri eser siparişleri ve ortak prodüksiyonların çok önemli kilometre taşları olduğunu düşünüyorum. İstanbul Tiyatro Festivali’nin yapımcılığını üstlendiği “Nâzım’a Armağan” ya da Pina Bausch Dans Topluluğu’nun “Nefes” adlı prodüksiyonları, Arvo Part, Philip Glass gibi bestecilere verilen eser siparişleri çok ama çok önemli. 2011 yılında, şef Gustavo Dudamel yönetiminde gerçekleştirdiğimiz Simon Bolivar Senfoni Orkestrası etkinliklerini eklemeden geçemem. Venezuela’dan çıkıp tüm dünyaya yayılan karşılıksız müzik eğitim sistemi “El Sistema”dan yetişen gençlerden oluşan 240 kişilik dev orkestranın verdiği iki muhteşem konser ve bu konserlerin etrafında planladığımız ücretsiz etkinlikler şehirde büyük bir heyecan yaratmıştı. Bu konserin ardından ülkemizin pek çok ilinde aynı eğitim modelini izleyen topluluklar kuruldu, binlerce çocuk müzik eğitimi alma fırsatı yakaladı.

50’nci yıl kutlamalarına özel olarak, festivalin olağan programları dışında veya bunlara ek olarak neler planlandı?

Görgün Taner: 50’nci yılımızı 5 Haziran Pazar akşamı İstanbullular ile beraber kutlayacağız. İstanbulBüyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Haliç’te, ücretsiz olarak gerçekleştireceğimiz konser herkesin katılımına açık olacak. Haziran ve temmuz aylarında ayrıca, İstanbul Müzik Festivali ve İstanbul Caz Festivali kapsamında Beylikdüzü’nden Yıldız Parkı’na, Küçükçekmece’den Müze Gazhane’ye İstanbul’un farklı park ve açık hava mekanlarında ücretsiz klasik müzik ve caz konserlerimiz olacak.

Yeşim Gürer Oymak: Seneye yayılan olağan etkinlik takvimimize ek olarak 50’nci yaşımız vesilesiyle bu yıl özel konuklarımız da olacak. 27-28 Haziran’da Zorlu PSM iş birliğinde, Zürih Balesi’nden “Anna Karenina”- yı ağırlayacağız. 21 Ağustos’ta Nick Cave & The Bad Seeds yeniden İstanbullular ile buluşacak. Sonbaharda ise iki yeni tiyatro prodüksiyonunu hayata geçireceğiz. Özen Yula’nın yönetmenliğini üstlendiği “Alelade Âşıklardan Farkımız” ve Sabahattin Ali ve Aliye Ali’nin birbirlerine yazdıkları mektuplardan yola çıkan bir müzikli tiyatro gösterisi olacak. ID Pro ve Zorlu PSM ortak yapımcılığında hazırlanan, Serdar Biliş’in yönetmenliğini üstlendiği “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” ise Ahmet Hamdi Tanpınar’ın unutulmaz eserine çağdaş bir yaklaşım sunacak.

İKSV, pandemi sürecini nasıl geçirdi? Olumsuzluklar dışında bu tecrübenin vizyonunuza kattığı olumlu sonuçlar da söz konusu oldu mu?

Yeşim Gürer Oymak: Pandemi pek çok alan gibi kültür-sanat alanını da son derece olumsuz etkiledi fakat İKSV’nin pandemi şartlarına hızla adapte olduğunu ve yaratıcı çözümlerle yoluna devam ettiğini düşünüyorum. 2020 yılında altüst olan etkinlik takvimimizi hızla yeniden yapılandırdık ve dijital içerikleri zenginleştirmeye ve geliştirmeye odaklandık. Dijitalleşme yolunda çok önemli adımlar attık ve neredeyse tüm ana faaliyet alanlarımızda sanatseverlerle çevrim içi platformlarda buluştuk. Pandeminin İKSV için, dijitalleşme sürecini hızlandırma konusunda olumlu sonuçları olduğunu söyleyebiliriz.

Sanatın ve kültürel faaliyetlerin çoğulcu yapısını ve katılımcılığı artırmayı hedeflediğinizi biliyoruz. Özellikle çocuklar ve gençlerin katılımcılığını artırmayı hedefleyen pek çok faaliyetiniz var. Bunların detaylarını sizden dinleyebilir miyiz?

Görgün Taner: Çocukların ve gençlerin kültür - sanat etkinliklerine katılım imkanlarını artırmayı çok önemsiyoruz. Bu konuda 2019 yılından beri faaliyet gösteren özel bir departmanımız da var: İKSV Alt Kat. Burada özellikle kültür - sanata erişimi kısıtlı, yani sosyo - ekonomik açıdan dezavantajlı, merkezden uzak yaşayan, göçle gelen veya engelli grupları önceliklendirdiğimiz etkinlikler düzenliyoruz. Alt Kat katılımcı, çoksesli, çokkültürlü, erişilebilir bir platform oluşturarak müzik, film, tiyatro, tasarım, görsel sanatlar gibi farklı disiplinlerde atölye çalışmaları, sanat eğitimi programları, konuşmalar, gösterimler, sergi ve çeşitli etkinliklerle yıla yayılan, fiziki ve çevrim içi, hibrid bir program sunuyor. Bu sene ayrıca gençler için şahane bir projemiz daha var. Eczacıbaşı Topluluğu’nun desteğiyle hayata geçirdiğimiz Eczacıbaşı Genç Bilet projesiyle bu yıl İKSV’nin tüm etkinliklerinde öğrenci biletlerimiz 10 TL. Bu proje gençlerden çok büyük bir ilgi görüyor.


Bu sene hem İstanbul Bienali hem de Müzik ve Caz festivalleri şehrin farklı noktalarına yayılma vurgusuyla kurgulanıyor, ayrıca bir de Gezgin Salon var. Yine çevrim içi erişimlerle bazı etkinliklerde İstanbul dışından sanatseverlerin de yer alabilmesi söz konusu. 50’nci yılında İKSV’nin hedefinin daha geniş bir lokasyon yelpazesinde daha çok sanatseveri kucaklamak olduğunu söylememiz doğru olur mu? Bu amaca yönelik ilerleyen dönem faaliyetleriniz neler?

Yeşim Gürer Oymak: Şehrin farklı bölgelerine ulaşmak, etkinliklerimizi daha çok sanatsevere ulaştırmak elbette bizim için çok önemli. Ücretsiz gerçekleşen ve yüz binlerce kişi tarafından ziyaret edilen İstanbul Bienali; şehrin dört bir yanında ücretsiz konserler düzenleyen İstanbul Müzik ve Caz Festivalleri; şehrin farklı salonlarına, sahnelerine yayılan İstanbul Film ve Tiyatro Festivalleri ile her geçen yıl daha fazla sanatseverle buluşmayı hedefliyoruz. Pandemi süresince tüm festivallerimiz çevrim içi etkinliklerle İstanbul dışından, hatta dünyadan birçok izleyiciye ulaştı. Bu bizi çok mutlu eden bir durum. İlerleyen dönemde de çevrim içi etkinlikler gündemimizde olmaya devam edecek.


İKSV olarak son 10 yılda, Kültür Politikaları Çalışmaları alanını önemseyerek uzun soluklu araştırma raporlarıyla kültür sektörüne ve kamuya bir yol haritası sunma misyonu edindiniz. Bu raporlarla ne amaçlıyorsunuz, neden önemli buluyorsunuz?

Görgün Taner: Kültür politikaları alanında hazırladığımız raporlarla sanat dünyasının ihtiyaçlarını kamuoyunun gündemine taşımayı, bu alanda bir tartışma zemini oluşturmayı ve muhtemel dayanışma pratiklerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Son 10 yılda hazırladığımız araştırmalar veya katkıda bulunduğumuz toplantılarla yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde güçlü bir iletişim ağı kurduk. Israrla her fırsatta dile getirdiğimiz, kültür - sanatın farklı paydaşlar tarafından ve çeşitli mekanizmalarla desteklenmesi talebinin kamuoyunda karşılık bulduğuna inanıyoruz. Bu alanda raporlar hazırlamaya, iş birliğine dayalı projeler yürütmeye devam ediyoruz ve bundan sonra da edeceğiz. Bu yıl 10’uncu raporumuzu yayınladık. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki tartışmaların kültür - sanat dünyamızdaki yansımasını inceleyen raporumuzu Prof. Dr. Itır Erhart kaleme aldı.


Bu çalışmalarla sunduğunuz yol haritasının ilgili paydaşlar tarafından benimsendiğini ve uygulamaya konduğunu söyleyebiliyor musunuz? Bu anlamda gözlemleriniz nedir?

Görgün Taner: Her geçen yıl daha çok sayıda kamu kurumunun ve paydaşımızın konuyu odağa aldığını, raporlarımızı ilgiyle takip ve talep ettiğini, genel olarak sanat dünyasıyla daha yakın ilişkiler kurma çabasında olduğunu memnuniyetle gözlemliyoruz. İKSV olarak hem İstanbul’da hem de Türkiye’nin farklı kentlerindeki yerel yönetimlerle olan dirsek temasımız artarak sürüyor. Örneğin, önemli bir yerel yönetim ağı olan Marmara Belediyeler Birliği’nin düzenlediği Marmara Urban Forum’a iki dönemdir kurumsal destek veriyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen UCLG Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Kültür Zirvesi’nin danışma kurulunda raporlarda ele aldığımız konuları daha geniş platformlara taşımaya gayret ediyoruz.





IstanbulArtNews | Mayıs 2022

108 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör