• Burcu Dimili

‘Kadınların üretimine yöneliyorum’

Pandemi, dijital entegrasyonlar, yeni dünya düzeni derken koleksiyonerlik de tüm bu değişime ayak uydurarak evriliyor. Koleksiyoner Edwina Sponza da bu değişimi takip eden isimlerden biri. Koleksiyonunda ağırlıklı olarak kadın sanatçılar yer alıyor ve seçkinin en büyük ortak noktasını Sponza’nın sanata duyduğu tutku oluşturuyor.

Jaune marka ortağı, yoga eğitmeni ve koleksiyoner Edwina Sponza, bir esere sahip olmak istediğini hissettiği ilk görüşte aşk duygusuyla fark ettiğini söylüyor. Ailesinin uzun yıllardır mücevhercilik yapması Sponza’nın da farklı bakış açıları ve estetik yaklaşımlar geliştirdiği bir çocukluk geçirmesini sağlamış. Tüm bu görsel algı da koleksiyonuna yansıyor ve Sponza da ailesinden aldığı bu estetik gözü bir yandan çocuklarına aktarıyor. Sponza’yla koleksiyonu üzerine sohbet ettik.


Sanatla ilk tanışmanızın mücevher atölyesine dayandığını söylüyorsunuz, bize bu tanışmadan bahsedebilir misiniz?

Baba tarafım İzmir’de kuşaklardır mücevhercilik yapıyor. Sanat inanılmaz kapsamlı bir kavram, o gözle baktığınızda her şeyi içine alabiliyor. Benim için mücevher de öyle. Oradaki işçilik, zanaatkârlık, görsel şölen, renkler, şekiller… Büyürken bir parça içinde olmuş oldum sanatsal üretimin. Çizim, yapım aşaması derken tüm bu süreç bence bakış açımı etkiledi. Güzel olanı görmek, detayları fark etmek, başka gözle bakmak, ayrıştırıcı algı, estetik bakış açısı gibi kazanımlarım oldu. Bu tarz zanaatkârlıkla uğraşan bir ailede büyüdüğünüz zaman gözünüz eğitiliyor, bir bakış açısı kazanıyorsunuz.


Bu size zanaat ile sanat arasındaki ilişkiye güçlü bir bakış açısı kazandırmıştır sanıyorum. Ne düşünüyorsunuz? Koleksiyonunuzda zanaat örnekleri de var mı?

Bu ilişki bir şeylere bakma şeklimi geliştirdi. Koleksiyonuma hiç yansımadı. Ben koleksiyonerlik serüvenimde daha çok farkında olmadan sanatçı kadınların eserlerine yöneldim. Bunu özellikle yapmadım, geriye dönüp baktığımda fark ediyorum.


İlk sanat eseriniz neydi, aldığınızda ne hissettiniz?

Uzun zaman geçtiği için detayları tam hatırlayamasam da Galeri Apel’de Yıldız Sermet’in sergisi ya da onun yer aldığı bir karma sergiyi ziyarete gitmiştik. Yıldız Sermet’in Ayasofya, eski İstanbul’u konu alan “İstanbul” adlı bir işi vardı. Eseri görünce aşık oldum. O zamanlar koleksiyonerlikle bir alakam da yoktu. Bu konu tabii maddiyatla da ilişkili, imkanlarınızın olması, para biriktirmeniz gerekiyor. Her ne kadar galeriler ellerinden geldiğince yardımcı olsa da kolay bir durum değil. Sanıyorum yaş olarak da böyle bir alıma hazırdım. Bu eserin yeri hâlâ bende çok ayrıdır. Ardından Leyla Gediz’in portrelerini almıştım.


Bir koleksiyon oluşturabilmek için nereden yola başlamak gerek sizce?

Çok gezmek kesinlikle çok önemli. Bir sanat fuarı varsa mutlaka gidip gezmek gerekiyor. Bulunduğunuz şehirdekileri galerileri, yeni sergilerini -hiç size hitap etmese bile- gidip görmek lazım. Bu insana başka bir zenginlik ve bilgi edinimi katıyor. Bu yolda gidip gördükçe, deneyimledikçe bir şekilde eğitiliyorsunuz. Ben kendimi bu şekilde eğittim. Çocuklara da bunu aşılamaya çalışıyorum. Bir yere gezmeye gittiğimizde mutlaka galeri, müze ya da bir fuarı da ziyaret ediyoruz. Tekniği, çağı, sanatçıları tanımak, öğrenmek çok önemli.


Peki çocuklar koleksiyonerliğinizden nasıl etkileniyor sizce?

İyi etkilenmiyorlar. Meraklılar tabii ki, alıştılar. Ama bazen aldığım eseler üzerinden güzellik algıları ve kafaları karışabiliyor. Çocuk gözüyle daha spesifik beklentileri oluyor tabii. Ama ister istemez pozitif etkileniyorlar. Hem babaları tarafından hem aileleri açısından çok şanslılar. Umarım onlar da bu koleksiyonu devam ettirirler.


Bir esere sahip olmak istediğinizi ilk nasıl hissedersiniz? Sizi yakalayan ilk etmen nedir?

İlk görüşte aşk olarak ilerliyor bende bu durum. Portre çok seviyorum. Beni hemen çekiyor. O anda vuruluyorum. Tabii ki fiyatı da önemli.


Koleksiyonunuzdaki eserleri sık sık satar el değiştirir misiniz?

Tabii. İnsan yaş aldıkça çok değişiyor, bu etkilendiği işlere de yansıyor. Geçmişte koleksiyonunuza kattığınız bir parça artık sizi etkilemeyebiliyor. Eğer çok istediğim bir şey varsa ve koleksiyonumdaki bir eser artık bana hitap etmiyorsa onu satıp yeni eseri almak için kullanıyorum.


Koleksiyonunuzda kadın sanatçılar ağırlıkta, peki sizi en çok etkileyen, yöneldiğiniz disiplin ve akım var mı?

Kadın haklarına yönelik, kadını konu alan, kadınların üretimine ister istemez yöneliyorum. Tracey Emin, Mehtap Baydu, Necla Rüzgar gibi… Ancak herhangi bir akım ya da disiplin ağırlıkta diyemem.


Peki dijital sanat? Ona nasıl yaklaşıyorsunuz?

Kendimi bu konuya çok sıcak hissetmiyorum. Bir dijital iş olarak Tracey Emin vardı elimde. Sevmedim ve değiştirdim. Ben genel anlamda daha geleneksel bir insanım.

Kripto sanat ve NFT akımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Henüz bu alanın nasıl bir şey olduğunu tam anlayamadım. Aklıma yatmadı. Somut işleri daha çok seviyorum. Bu dünya daha çok salt yatırımla alakalı gibi geliyor. Çok hızlı akan bir dünya, yetişmek, anlamak lazım. Alım yapmasam da takip etmek istiyorum. Bu sektörün geleceğine inanıyorum.


Bir sanat danışmanıyla çalışıp fikir alıyor musunuz?

Uzun yıllar sanat danışmanı Isabella Icoz ile çalıştım. Kendisi artık Londra’da yaşıyor. Hâlâ da çok sorar, fikir alırım kendisinden. Türkiye’de pek sanat danışmanı tanımıyorum.

Günümüzde sıklıkla kullanılan dijital platformlara yaklaşımınız nasıl?

Görmeden eser aldım. Çok alıştık artık. Bence kesinlikle güzel bir şey değil ama hayat artık böyle akıyor. Bildiğin, tanıdığın bir sanatçının eserini dijital platformdan almak gayet mantıklı. Çok sürprizlerle karşılaşılan bir durum da olmuyor bence. Günlük hayatta da online alışverişe çok alıştık. Bana kalırsa dijital dünya, imkanı olmayan insanlara da çok yardımcı oldu. Dünyanın öbür ucundaki bir fuara gitmek, gezmek görmek maliyetli şeyler. İnternette bir anda her şeye hakim oluyorsunuz. Tabii ki görmek, dokunmak, hissetmek bambaşka bir şey. Ben biraz daha geleneksel taraftayım. Sanatçıyla tanışmak, eserin bambaşka bir yönünü dinleyip etkilenmek benim için önemli.


Asla kaçırmayacağınız sanat etkinlikleri hangileri?

Pandemide hiçbir yeri ziyaret edemedik ne yazık ki. Sanat dünyası da yavaş yavaş hareketlenmeye başladı. Frieze, Fiac, Contemporary Istanbul, Venedik Bienali, Armory sıklıkla gittiğim sanat etkinlikleri. Bu sene henüz yurt dışı için çok plan yapamadım. Bizim yerel etkinliklerimiz de artık çok güçlü. Contemporary Istanbul çok başarılı ve yeni yeri hepimize iyi geldi bence.


Bu sıralar radarınızda hangi sanatçılar var?

Şu sıra Öktem Aykut’taki sanatçılar ilgimi çekiyor. Ayrıca Burçak Bingöl’ün işleriyle ilgileniyorum.


Koleksiyonunuzu daha önce sergilediniz mi? Böyle bir fikriniz var mı?

Henüz sergilemedim, neden olmasın? Böyle bir talep gelmedi. Keşke herkes birbirinin koleksiyonunu görse, birbirimize ilham olsak.


Eserlerinizi sigortalattırıyor musunuz?

Eserlerimin hepsi sigortalı. Alım satım aşamasında da bu çok önemli. Sergikur ile çalışıyorum. Uzman biri gelsin assın, ışığı yeri ayarlasın istiyorum. Her alanın bir profesyoneli var ve ben işi onlara teslim etmek gerektiğine inanıyorum.


Eklemek istedikleriniz var mıdır?

Sanatın daha ulaşılabilir olması için çalışmalıyız bence. Hâlâ çok küçük bir kitleyiz. Sorumluluklarımız olduğuna inanıyorum. Yardımcı olabileceğimiz konularda elimizi taşın altına sokmalıyız. Fikir alışverişleri, anlatmak, evimizi açmak, sanatçılara destek olmak önemli.

33 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör