• Burcu Dimili

Sessizlikte çok şey anlatmak: ‘LİMBO’

Askıda kalmak, yaşam ve ölüm arasındaki mücadele, arada kalma hiissi, erişememek temaları etrafında şekillenen Canan Tolon’un büyük ölçekli enstalasyonu ‘LİMBO’, Ayça Okay küratörlüğünde Cocoon’da ziyarete açıldı. 5 Mayıs’a dek görülebilecek enstalasyon, yaşadığımız anı ne derece hissedip algılayabildiğimiz sorusunu akıllara getiriyor.



Canan Tolon’un Fişekhane’deki Cocoon’a özel olarak ürettiği ‘LİMBO’ enstalasyonu mekan ile ilişkinin bir malzemeyi yaşatıp hayatta tutabileceği gibi diğer taraftan yavaş yavaş öldürebileceğini de hatırlatıyor. FOTOĞRAF: EMİR İBRAHİMOF

Canan Tolon’un Fişekhane’deki Cocoon’a özel olarak ürettiği “LİMBO” enstalasyonu mekanın tarihi dokusuyla etkileşime geçerek farklı anlamlar uyandıran ögelerin bir arada sergilendiğinde yarattığı dönüşmüş hissiyatlara vurgu yapıyor. Salıncak, su, bitkiler, zincir hepsi ayrı bir anlam ifade ederken, bir bütün olarak karşımıza dizildiğinde hiç bakmadığımız bir perspektifin kapılarını aralıyor.

“LİMBO” kapsamında birçok his ve duygu ile çalışıp ürettiğini söyleyen Canan Tolon, ilk bakıldığında görülecek ve hissedilecek tanıdık şeylerin yer aldığı bir serginin bizi beklediğini ifade ediyor. Üretimlerinde sıklıkla farklı malzemeler kullanan sanatçı, “LİMBO”da da bu çoklu materyal diliyle bizleri selamlıyor. Aklımıza yerleşmiş tanıdık malzemeler ve görüntülerin yer aldığı sergi, hafızamızın katmanlarında bir yolculuğa davet ediyor. Enstalasyonun önemli bir parçası olan salıncak çocukluğumuzu, su birikintileri yağmuru, çimenler ise doğayı anımsatırken bir araya geldiğinde bütünün parçalarına dönüşüyor ve geçmiş kimliklerini arkada bırakıyor.

Nizami bir sırada dizilmiş salıncaklar masumluk ifadesinden uzaklaşıyor. Askeri disiplinden izler taşıyan salıncakların bir aradalığı ıssız oluşuyla ise hüzne neden oluyor. Salıncakların güç sembolünü ve belki de işkence eylemini nitelemek adına yerleştirilmiş kalın zincirleri adeta sallanmanın gerçekleşmesi zor bir eylem olduğunu söylüyor. Altlarındaki su birikintileri ise zaten tüm enstalasyonu imkansız hale getiriyor. Suyu aşmalı, içine girmeli, ıslanmalısınız ki o salıncağa ulaşabilesiniz. Bu zorlu mücadeleyi kabul etmiyorsanız siz de o bomboş salıncakları sadece izleyen tarafta olacaksınız. Sanatçının kuraklık ile aşırı ıslaklık arasında dikkat çekmek istediği ince çizgi, Yapı Kredi’deki “Filiz” adlı çalışmasını da akıllara getiriyor.

Salıncakların üzerindeki bitkiler yaşamın en önemli sembolleriyken bir diğer yaşam simgesi su ile aralarında büyük bir mesafe yer alıyor. Hayatta kalmaları için suya ihtiyacı olan bu bitkiler suya ulaşamadıkça canlı hallerini koruyamayacak ve yaşam sembolü kimliklerini bir kenara bırakarak ölümü hatırlatan, solmuş, cansız, hayat belirtisi taşımayan bir hale dönüşmeleri kaçınılmaz olacak. Salıncağın ise zaman içinde belki de paslandığına tanık olacağız. Yaşam ve ölümün birlikteliği, zıtlıkların bir arada oluşu çalışmanın merkezinde temelleniyor. Mekan ile ilişkinin bir malzemeyi yaşatıp hayatta tutabileceği gibi diğer taraftan yavaş yavaş öldürebileceğini hatırlatıyor.

“LİMBO”da salıncakları “erişilmez” biçimde konumlayan sanatçı boş salıncakların acıklı etkisine, bu boşluğun yarattığı tekinsiz korkuya dikkat çekiyor. Bu betimleme bana pandeminin korkunun had safhada olduğu ilk döneminde ıssız kalan sokakları, çocuk seslerinden mahrum kalan parkları, yalnızlığı, doğanın insanlardan uzaklaşıp hayvanlara teslim oluşunu, toplu bir terk ediş hissiyatını anımsatıyor. Birbiri ardına adeta bir tabur asker edasıyla dizilmiş salıncaklar, tarihteki yok edici fonksiyonunun aksine bugün buluşma ve birleşme yeri olan militer yapıyı Fişekhane’de karşımıza çıkartıyor.

Ritmik, tekrar, döngüye çalışmalarında sıklıkla yer veren sanatçı, bu halin hem rahatlatıcı hem de rahatsız edici yanını vurguluyor. Rutin ve günlük hayatımızdaki tekrarın işkencesi Tolon’un sıklıkla üzerinde durduğu konulardan. Sanatçı her şeyin aynı devam etmesinin ürkütücülüğü- ne dikkat çekiyor. Fişekhane’nin tarihi dokusuyla diyaloğa geçen enstalasyon hakkında şu ifadede bulunuyor: “Fişekhane, bütün ‘hane’ ile biten sözcükler gibi hapishane, hastane, imalathane vs., bu adı taşıyan mekanların çoğu gibi tekrar eden faaliyetlerin yeri olduğu için, askıda kalmışlığımızı tanımlayan “LİMBO”yu bumekanda kurarken, tekrarların hapsi olmuş yaşamımızı, cazip gelen tehlikeli oyunlarla tabiatın nazik döngüsünü göz ardı etmememizi hatırlatmak ve sergilemek istedim.”

Fişekhane 18’inci ve 19’uncu yüzyılda mühimmat, fişek ve ordunun ihtiyacı olan metal aksamların üretim yeri olma özelliği taşıyor. Osmanlı’nın önemli bir parçası olan o zamanki bir diğer adıyla Fişek Fabrikası, Tolon’un tabiriyle “ölüm/savaş endüstrisi” ile bütünleşen mekanın dönüşümüne, canlı bir yaşam merkezine evrilmesine dikkat çekiyor. “İnsan başka bir zaman mevhumunda yaşar” diyor Tolon. Ölüme yaklaştığını bilmez, akan zamanı fark etmez. Belki de tüm bunların farkında olsa yaşamına aynı rahatlıkla devam edemez zaten. Hayatın gizli detaylarındadır bu akış. Çok güzel, neredeyse yapay olduğunu zannedebileceğimiz canlılıktaki bir çiçeğin evde vazoda günler içindeki değişimi ve solmasına şahit olmak bize onun yaşayan bir varlık olduğunu hatırlatır.

Ancak sanatçının ifade ettiği gibi anın içinde onun canlılığını kaçırmış oluruz, hayat dolu bir çiçeğin canlı olduğuna ikna olmak için ölüm seyrine tanık olmak gerekiyor bazen. İnsanın farkındalık bilinci varlık ve yokluk hissiyatıyla da ilintili. Tıpkı bir yakınını ne kadar sevdiğini an- lamak için onu kaybetmek, sağlığın değerini hatırlamak için bir hastalıkla karşılaşmak, özgürlüğünün kıymetini bilmek için yokluğunu yaşamak gerektiği gibi. Pandemi dönemi anın farkına varmak, rutinin değerini anlamak, sahip olduklarımıza şükran duymak ve tüm hayatımıza kuş bakışı bir mesafeden bakmak için büyük fırsattı.

Tolon hayatın döngüsünden ilham alıyor ve bunu şu sözleriyle ifade ediyor: “Hayat döngü sistemleri üzerinde kuruludur, bunu bütün yaşayanlar bilir. Seneler, mevsimler, günlerin ritminde, tekrar eden bir şekil içinde kapılmış, doğar ve ölürüz. Bunları bilerek, bu bilgilerin beklentileriyle ve bu beklentilerin korkusuyla yaşıyoruz. Bütün bunları bilmemize rağmen tekrarlardan kaçmak içgüdüsüyle hareket ediyoruz. Her gün aynı şeyleri yapmak, aynı şeyleri duymak, görmek, hissetmek istemeyiz ve bu döngüye tutsak olmaktan kaçmak için mücadele ederiz. Bu gücümüz katı (rijit) sınırlanmış hayat çerçevemizi aşındırmayı, kafesimizden çıkmayı, mahkumiyetimizi unutturarak yaşamamızı sağlar. Oyun da unutmamıza yardım eden yegane faaliyettir... vurdumduymazlığa kadar oyalar bizi.”

Uzun zamandır filizlenen bir fikir sonucu enstalasyonun ortaya çıktığını söyleyen Tolon, 2001’deki ikiz kulelerin çöküşünün yarattığı korku ve belirsizliğin, koronavirüsün neden olduğu küresel değişimin, ölümler ve muğlaklığın doğurduğu korkunun yarattığı askıda kalmışlığın, denge kurma ve yaşamaya devam etme mücadelesinin “LİMBO”nun çıkış noktalarını oluşturduğunu ifade ediyor. Dünyanın yaşadığı büyük değişimler, bu değişimlerin yarattığı korku, bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı hissi ve tüm bunların “arada kalma” hissiyatı çalışmanın odak noktasında konumlanıyor. Korku, belirsizlik, boşluk, yaşamaya devam etme isteği, bozulan dengeler çalışmanın ilham noktalarını oluşturuyor.

Mekanın verdiği derinlik, yansı malar ve ayna oyunlarını çalışmalarında sıklıkla kullanan sanatçı, “LİMBO”da da suyun yansımalarından yararlanıyor. Yaşayan bir organizma olarak tanımlayabileceğimiz enstalasyon, izleyeni sürecin değişimine de tanık ederek bir parçası yapıyor. Farklı ziyaretlerinizde değişmiş haliyle karşılaşabileceğiniz eserde su ve içerisindeki bitkilerin dönüşümüne tanık olmanız mümkün. Değişimi dinamik bir olgu olarak tanımlayan Tolon, entropinin yarattığı dönüşümden ilham alıyor.

Limbo kelimesi araf, belirsizlik, muallak, tereddüt, hapishane gibi birçok farklı anlam ifade ediyor. Sınırların silikleştiği, aidiyetin bulanıklaştığı, net olmayan ara bir bölge adeta. O silik çizginin ne bu tarafındasın ne de diğer tarafında, ne içindesin ne de dışında...

Kendisini “limbo”da yaşayan bir insan olarak tanımlayan Tolon, denge kurmak, kabul edilmek/edilmemek, askıda kalmak, belirsizlik hissi, dışarıda mı içeride mi olma hissiyatının eserin de çıkış noktasını oluşturduğunu söylüyor. Aidiyetsizlik, kimliksizlik, kökensizlik sanatçının üretimlerini besleyen duygulardan. Yaşamına ve çalışmalarına İstanbul ve San Francisco arası devam eden Tolon’un bu iki ülkeli yaşam şekli ve kurmaya çalıştığı denge de üretimleriyle birçok farklı açıdan diyalog kuruyor. Daha önce (1997) “LİMBO” isimli söyleşi kitabı yayımlanan sanatçı aynı ismi enstalasyonuna da taşıyor.

İnsanlardan öte doğanın hatta dünyanın limbo içerisinde olduğunu söyleyen sanatçı nazik ve her an devrilebileceğimiz bir dengede yürümeye çalıştığımızı hatırlatıyor.

Doğanın ve dünyanın geri dönülemez değişimiyle kurulmaya çalışılan dengenin bozulduğunu işaret ediyor. İklim değişikliği, doğanın tahribatı, artan karbon ayak iziyle birlikte kar- şılaştığımız felaketler bize bu dengenin çoktan bozulduğunu söylüyor. Doğa bize mesajı veriyor ancak biz insanların bunu ne derece anladığı şüpheli. İlk düşenin kendimiz olacağını bilmemize rağmen bozulan dengemizi onarmak için ya da daha fazla bozulmasını durdurmak için bir çaba göstermiyoruz. “LİMBO” kapsamındaki suyun metal salıncaklara yaptığı korozyon ve aşınma hali; doğayı, çevreyi ve yaşamı yeniden düşünmeye davet ediyor. “Bir şeyler değişiyor, buna yer yer biz sebep oluyoruz farkında mıyız?” sorusunu izleyiciye yöneltiyor.

Görsel hafızadaki masum zamanlardan çocukluk dönemine uzanan bir yolculuğa uzanan sergi, sanatçının diğer üretimlerinde de hüküm süren görülen ve görünen kavramları arasındaki ince çizgiye vurgu yapıyor. Bu bakmak ve görmek olarak da nitelendirilebilir belki. “LİMBO” da görünmeyen, göz ardı ve inkâr edilene kadrajı çeviriyor. İncelikli bir bakış açısıyla en bariz olan şeyleri görememek üzerine davet ve inkârı tartışmaya açıyor. Aynı zamanda yaşatma ve yok etme kavramlarını da sorgulamamıza neden oluyor.

Bir sergi ortaya çıkarmanın kendisi için zaman alan bir süreç olduğunu söyleyen ve yakın zaman önce Dirimart’ın temsiliyetini açıkladığı Tolon, şu sıralar daha öncesinde yapmak istediği işlere odaklandığını belirtiyor. Tolon’un sessizce çok şey anlatan işlerini 5 Mayıs’a dek Cocoon'da ziyaret edebilirsiniz.


IstanbulArtNews | Nisan 2022







86 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör