• Ali Demirtaş

Pera müzesi, Bizans’ı mercek altına alıyor

Güncelleme tarihi: 26 Oca

Ali Demirtaş


Pera Müzesi’nde 23 kasım’da açılan Bizans temalı iki ayrı sergi, müzenin farklı katlarına yayılıyor. Sergilerden biri, Bizans’ın İstanbul’daki kültürel mirasına odaklanırken, diğeri popüler kültürümüzdeki Bizans temsillerini inceleme altına alıyor. Her iki sergi de İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ortaklığında gerçekleşiyor.



Nejad Devrim, ‘Kariye Camii’nin iç narteksindeki Herod’un huzurunda Müneccim krallar sahnesi’, 1945–1946

Pera Müzesi’nin İstanbul’da Bizans rüzgarını yeniden estiren iki farklı sergisini gezdik IstanbulArtNews’ün ocak sayısı için. Sergi ve isimleri farklı olsa da temelde buluştukları tema aynı: Bizans. İlki Pera Müzesi ile istanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün ortaklaşa düzenledikleri İstanbul’dan Bizans’a: Yeniden Keşfin Yolları, 1800–1955 sergisi. Müzenin dördüncü katında bulunuyor. Bizans sanatı uzmanı Brigitte Pitarakis’in küratörlüğünü yaptığı bu sergi, Bizans mirasına dair yeni bir uluslararası ve yerel farkındalığın oluşmasında İstanbul’un merkezi rolünü incelerken zengin bir arkeolojik eser ve arşiv seçkisi ile etkileyici canlandırmaları bir araya getiriyor.

İkinci ve müzenin beşinci katında bulunan sergi ise İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm? Popüler Kültürde Bizans. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi ile İstanbul Araştırmaları enstitüsü, Bizans hakkında yapılmış bilimsel araştırmaları inceleyen bu sergi ile bu kez Bizans’ın popüler kültürdeki temsillerini ele alarak karşımıza çıkıyor. Emir Alışık’ın küratörlüğünde hazırlanan sergi, edebiyattan video oyunlarına, çizgi romandan müziğe, sinemadan modaya, farklı alan ve mecralarda üretimleri, Bizans algısına ait ortak temaları bir araya getiriyor.


Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi ile istanbul Araştırmaları enstitüsü, Bizans’la ilgili iki sergiyi eş zamanlı olarak sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Müzeyi bu iki sergi özelinde ziyaret ettiğinizde dördüncü kattaki istanbul’dan Bizans’a: Yeniden Keşfin Yolları, 1800–1955 sergisiyle gezinize başlamanızda anlamsal olarak fayda var. Biz de öyle yapıyoruz ve istanbul’dan Bizans’a: Yeniden Keşfin Yolları, 1800–1955 adlı sergi için dördüncü kata çıkıyoruz.

Alexandre Raymond, ‘Theodora ile Ioustinianos Nika İsyanı Sırasında’, erken 20. yüzyıl, suluboya

Osmanlı başkentinin, Bizans araştırmalarındaki merkezi rolü Bu katta bulunan sergi, Bizans’ın İstanbul özelinde bir akademik disiplin ve arkeoloji biliminin bir parçası olarak ortaya çıkışını bunu yapan aktörler üzerinden değerlendiren bir sergi olma özelliği taşıyor. Sergi, uluslararası aktörler, Osmanlı kurumları ile kişileri ve ardından da erken dönem Cumhuriyet’in kurumları üzerinden şekilleniyor. Şöyle ki bu kurumlar ve uluslararası aktörlerin yaptıkları kazılar; etkinliklerin materyal bir dökümü ile kazılardan çıkan bazı malzemeleri özellikle İstanbul Arkeoloji Müzeleriyle işbirliğinde getirdikleri eserlerle göstermeye çalışıyor. Kısacası Osmanlı başkentinin, Bizans araştırmalarının şekillenmesindeki merkezi rolünü irdeleyen sergi, bugüne kadar yeterince çalışılmamış bir alana mercek tutuyor. Bu sergi için, döneme özgü, gösterişli bir üslupta resimlendirilmiş nadir kitaplar, baskı ve haritalar, orijinal arşiv fotoğrafları, belge ve resimler sergide tematik bir bütünlük içinde bir araya getirilmiş. Nejad Melih Devrim ve Fikret Mualla’nın Bizans’tan esinlenen resimleri, bu mirasın modern sanat üzerindeki etkisini ortaya koyarken, Tayfun Öner’in İstanbullu gökbilimci Eugène Antoniadi’nin kariyerini ele alan üç boyutlu animasyonu Bizans’a bilim kurgu merceğinden bakıyor.


Sergi altı bölümden oluşuyor Altı bölümden oluşan serginin ilk bölümü, İstanbul’un çok kültürlü kimliğini, kültürel ve entelektüel canlılığını ve Batı’da Bizans çalışmalarının gelişmesine yol açan dinmikleri anlamak için gereken arka planı sunuyor. İkinci bölümde Bizans topografyası, mimarlığı, yazıtları ve eserleri üzerine yapılan araştırmalar sunulurken, üçüncü bölüm Bizans eserlerine gösterilen ilginin geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun modern devlet imajını perçinlemede, Müze-i Hümayûn’un (bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri) merkezi rolünü inceliyor. Dördüncü bölümde ziyaretçileri, İstanbul’un modernleşmeyle birlikte yok olan ahşap konut dokusuna ve yangın, deprem gibi nedenlerle boşalan arazilerde ortaya çıkan Bizans kalıntılarına ait belge ve fotoğraflar karşılıyor. Beşinci bölümde Bizans kalıntılarını, yapı ve topografyasını kayıt altına almak üzere mimar, fotoğrafçı, kartograf, ressam gibi farklı disiplinlerden profesyonellerin hazırladıkları ayrıntılı haritalar yer alıyor. Serginin son bölümü ise İstanbul’da Bizans’ın yeniden keşfinin yarattığı merakın sanatsal üretime etkilerini gösteriyor.


Serginin küratörü, Bizans sanatı uzmanı Brigitte Pitarakis, Bizans mirasının geniş bir ilgi alanına dönüşmesinin ilk kez bu sergide irdelendiğine dikkat çekiyor: “Sergi, karmaşık bir konu olan modern tarihte Bizans mirasına, dönemin siyasal, ekonomik ve kültürel aktörlerinin perspektifinden bakarak ışık tutuyor.” diyor.

Bizans mirasına, kültürel aktörlerin perspektifinden bakıyor Serginin küratörü, Bizans sanatı uzmanı Brigitte Pitarakis, Bizans mirasının geniş bir ilgi alanına dönüşmesinin ilk kez bu sergide irdelendiğine dikkat çekiyor: “Berlin-Bağdat demiryolunun inşası ve Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla 19. yüzyıl sonlarında modern taşımacılık ağının temelleri atıldı. Bu gelişmeyle coğrafi ufuklar genişlemeye başlarken, teknolojideki gelişmelerle birlikte geçmiş uygarlıklara ve bugün öteki diye adlandırılan insanlara yönelik merak arttı. Artan bu merak geçmiş uygarlıklar ve özellikle Bizans hakkında araştırmalar yapılmasına vesile oldu. İstanbul’dan Bizans’a sergisi, 1800’lü yıllardan 1955’e kadar Bizans’a dair bilgi birikiminin gelişimini ve Bizans araştırmalarının bir disipline dönüşme sürecini ziyaretçilerle paylaşırken, bu farkındalığın oluşmasınd İstanbul’un merkezi rolünü inceliyor. Sergi, karmaşık bir konu olan modern tarihte Bizans mirasına, dönemin siyasal, ekonomik ve kültürel aktörlerinin perspektifinden bakarak ışık tutuyor.”


İstanbul hem tarihsel hem de coğrafi açıdan bizantinizm’in yuvasıdır Dördüncü kattaki turumuzu tamamladıktan sonra İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm? Popüler Kültürde Bizans sergisi için beşinci kata çıkıyoruz. Bu kattaki sergi adını, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Panorama adlı romanından alıyor. Bu sergide son yetmiş yılda Bizans’ı ne şekillerde gördüğümüz anlatılıyor. Ayrıca aşağıdaki sergiden çok daha farklı görünen bir sergi karşılıyor bizi. Öte yandan sergi, Bizans’a dair var olan popüler algının nasıl işlediğini göste- riyor. Sergi bu popüler algıyı yeniden üretmek yerine olduğu gibi sergileyerek izleyici karşısına çıkarıyor. Eserlerin birçoğunda fantastik ve bilimkurgu öğeleri görüyoruz. Dolayısıyla çok yeni anlatım mecralarına Bizans tarihinin de konu olabildiği anlaşılıyor bu sergide. Bizantinizm kavramını farklı çehreleri ve tezahürleri ile ele alan sergi, Bizans’ı simgeleyen ya da ona atfedilen sembollerin ve değerlerin farklı sanat mecralarında nasıl yer bulduklarını ortaya koyu- yor. Sergi, Bizans kiliselerinde ana mekan ile yalnızca din adamlarının girebildiği bölümü birbirinden ayıran bir ikonostasis ile açılıyor. Geleneksel olarak, kutsal kitabı betimleyen resimlerle kaplı bu duvar, bu kez Pera Müzesi’ndeki çağdaş tasarımla, Bizans ikonalarının zamanımızın ikonik karakterleri ve süper kahramanları üzerindeki etkilerini sergiliyor. Sergide 50’yi aşkın sanatçı, yazar, illüstratör, müzisyen, sinemacı ve moda tasarımcısının Bizans’a atfedilen eşsizliği ve egzotizmi farklı açılardan yorumlayan ve görselleştiren işleri yer alıyor. Serginin küratörü Emir Alışık sergiyle ilgili şunları söylüyor: “Konstantinopolis/İstanbul hem tarihsel hem de coğrafi açıdan Bizantinizm’in yuvasıdır. Bizans’ın on dokuzuncu yüzyılda ve yirminci yüzyılın başında akademik ve arkeolojik ‘yeniden keşfi’ birçok sanatsal ifadede resim, mimari, tiyatro, müzik, edebiyat vb. geniş bir yankı uyandırdı ve Bizans merakı zamanla büyüyerek yeni ufuklara, alışılmadık literatür ve müzik türlerinden resim ve film yapım tekniklerine, tekstile ve hatta grafik romanlar gibi yeni anlatım araçlarına ulaştı. Bizans tarihi bazen tarihsel bilginin manipülasyonu yoluyla düşmanlığın uyandırılmasına alet edilse de Bizans mirası karmaşık sosyopolitik meseleleri yansıtmak için de sık sık kullanılır oldu. Bu sergi Bizantinizm’inonu aramadığımız yerlerde bile karşımıza çıkan, etki alanı geniş bir olgu olduğunu ortaya koyuyor.”


Jean-Baptiste Hilair, ‘Yeni Cami ve İstanbul Limanı’, 18. yüzyıl sonu, kağıt üzerine suluboya, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu

İstanbul dijital ortamda yeniden betimleniyor Max Bedulenko, Aluísio Cervalle Santos ve Yuri Nikolaiko sergide dijital illüstrasyonları ile yer alan sanatçılar ve Bizans şehri ile şehrin anıtsal mimarisine yeni perspektifler getiriyorlar. Jonathan Godoy, Stelios Faitakis, Taha Alkan, Xanthe P. Russell kutsal kitaptan alınan sahneleri dönüştürürken Peter Tirpak bir pop-art ikonunu, Aleksandar Todorovic ise Facebook’un kurucusunu birer aziz olarak betimliyor. Sıra dışı portreleri ile tanınan Scadarts bu kez Iphone aracılığıyla imparatoriçe Irene mozaiği ile oynuyor. Moda tasarımcısı Özgür Masur’un Bizans’20 adını verdiği koleksiyonu, Ayşe ve Ece Ege’den oluşan Dice Kayek ise Victoria & Albert Müzesi ödüllü “Ayasofya” tasarımı ile Bizans ikonografisinin moda alanındaki yansımalarını işaret ediyorlar. Marco D’Amico’nun Vogue İtalya için çektiği fotoğraflar yine Bizans imgesini öne çıkarırken bu ikonografinin çizgi roman dünyasındaki yansımalarını Romain Sardou’nun yazdığı, Carlos Rafael Duarte’nin resimlediği tarihi macera temsil ediyor. İllüstratör-tasarımcı Necdet Yılmaz sergideki işinde geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Ayasofya’nın ünlü kedisi Gli’yi bir göksel varlık olarak canlandırıyor. Tefrikaları ile tanınan gazeteci ve romancı Murat Sertoğlu’nun 1948 yılında yayınlanan romanı “Bizansın Aşk ilahesi Teodora” kitabının kapağı ve Kartal Tibet’in canlandırdığı Tarkan karakterinin yer aldığı “Bizans Çöküyor” filminin afişi ise Bizans’ı neredeyse her alanda bir antitez olarak kullanan, milliyetçi söylemlerle yüklü tarih yazımının sorunlarına ışık tutuyor.


IstanbulArtNews | Ocak 2022

182 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör