• Selenay Yağcı

'Sanat eseri almak için şu an en uygun zaman’

Güncelleme tarihi: 26 Oca

Selenay Yağcı


Türkiye’nin sanat piyasasına yönelik ilk fiyat endeksi çalışmasını gerçekleştiren ve Temmuz 2021’de ‘Sanat Ekonomisi’ isimli kitabı yayımlanan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Aylin Seçkin’le sanat piyasasının kurdan ve enflasyondan nasıl etkilendiğini konuştuk.


Türkiye’de döviz kurlarında yaşanan hareketlilik sanat piyasasını da etkiliyor ancak sanat ekonomisi alanında uzman Prof. Dr. Aylin Seçkin, bu dönemin iyi yatırımcılar ve koleksi- yonerler için Türkiye’de sanat tarihinde bir yerlere gelmiş sanatçıların eserlerini almak için en uygun zaman olduğunu belirtiyor.


Sanat ve kültür ekonomisi çalışmalarının Türkiye’deki öncü isimlerinden olan Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aylin Seçkin’in “Sanatın Ekonomisi” adlı kitabı Temmuz 2021’de raflarda yerini aldı. Sanat ve kültür ekonomisi alanındaki çalışmalarına 2000’li yıllarda Türk resim sanatı piyasasında gerçekleştirilen yatırım faaliyetleriyle başlayan ve uluslararası sanat piyasasının işleyişine dair araştırmalarla devam eden Seçkin’le sanat piyasasının dolardan ve enflasyondan nasıl etkilendiğini konuştuk. Türkiye’de sanat ekonomisi üzerine yeterli çalışma olmadığını fark eden Seçkin, 2006 yılında Dr. Erdal Atukeren’le birlikte Türkiye resim piyasası için ilk kez bir fiyat endeksi çalışması başlattı. Artsa adlı endeksin ilk çalışmalarında 13 Türk sanatçısının sadece Türkiye’de yapılan müzayedelerde satılan eserlerinden oluşan ve toplam 1030 satış verisi içeren bir örneklem kullanıldı. İlk ölçümlerinde, 1989’dan 2006’ya kadarki süreçte sanat eserlerine yatırım yapanların özellikle 90’lı yıllardaki enflasyona karşı kendilerini koruyup koruyamadıkları konusuna odaklandıklarını söyleyen Seçkin, çıkardıkları sonucun pozitif olduğunu, veri dönemlerde sanata yatırım yapan- ların enflasyona karşı kendilerini bir nevi “hedge” ettiklerinin görüldüğünü ifade ediyor.


‘Yatırım portfolyolarına sanat eklemek riski azaltır’ Türk sanat piyasasının miadının 2004 yılı olduğunu belirten Seçkin, Pera Müzesi’nin ve İstanbul Modern’in açılmasıyla birlikte sanat ekonomisinde bir nevi “kazananın laneti”nin gerçekleştiğini söylüyor. “O yıl Osman Hamdi tablosunun 5 milyon TL’ye [Pera Müzesi’ne] sa- tılması, bu alanda yapılan alışverişe dikkat çekti. Ekonomistler durumu merak etti ve konu medyanın gündemine geldi. O dönemki Türkiye şartlarına rağmen Türkiye’deki sanatçılara ilgi gösterilmesine vesile oldu. 2008-2009 krizine kadar Türkiye’deki sanatçıların ve Türk sanat piyasasının görünürlüğü artmıştı. Kurumlar da portfolyolarına sanat eseri eklemeye başladı. Sanat yatırımlarının getirisiyle, altın ve dolardaki artışın ilişkisi düşük olduğu için portfolyolara biraz sanat eklemenin riski azaltacağı fikri genel kabul görmüş durumda. Sanata yatırım portfolyolardaki riski düşürüyor. 2014 yılına gelindiğinde ciroları 90 milyar doları bulan müza- yede evleri vardı. Ancak 2019 yılına gelindiğinde müzayedelerde toplam cirolar çok düştü. Pandemiyle birlikte salon müzayedelerinin kapanmasıyla ciddi bir düşüş daha yaşandı ve cirolar 10 milyon dolar civarına geriledi,” diyor.


‘2004 yılında ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin 5 milyon TL’ye satılması Türk sanat piyasasının miadı oldu.’

‘Sanatımız yurt dışına açılabilir’ Sanat üretiminin dinamikleri itibariyle durumun umutsuz olmadığını da söyleyen Seçkin, sanat piyasasında bir yandan üretimin devam ettiğini ve sanatçının üretmek istediği müddetçe de üretimin süreceğini hatırlatıyor: “Burada iş koleksiyonerlere düşüyor. Koleksiyonerlerin alım gücüne düşüyor. Düzenli alım yapan ko- leksiyonerlerin sayısında bir azalma var. Müzelerin satın alma konusunda piyasada aktif oyuncu olmadığını biliyoruz. Ancak ihracata yönelik iş yapan kurumlar ve koleksiyonerler alımlarına devam ediyor. Sanat satın alımlarının psikolojik getirileri de var. Sanatı sadece yatırım için almıyorsunuz; bir parça PR, bir parça iyi hissetmek için de alıyorsunuz. Türkiye’de her 100 bin liralık alımın 30 bin lirasının psikolojik getirileri yan- sıttığını bulduk. Sanat aynı zamanda bir gösteriş ürünü.” Türkiye’deki mevcut durumdan, enflasyonun arttığı bir ortamda reel gelirleri düşenlerin sanata yönelmeyeceğini çıkarmanın hızlı çıkarım yapmak olacağını söyleyen Seçkin, sanatı daha farklı tüketeceğimiz araçların hayatımıza gireceğini ve bu alanda çok değerli kazançlarla ilerleyebileceğimizi düşünüyor. “Sanat piyasamız ve galeriler neler yapıyor dersek; galerilerin ve sanatçılarının bir kısmının NFT ile ilgilendiğini biliyoruz. Sanat piyasası canlı bir organizma, öyle düşünmek lazım. Galeriler kendi mekanlarından ayrılarak ölü sezon dediğimiz yazı değerlendirmeye başladı. Geçen yaz Bodrum’da ilginç sergiler oldu. Pilevneli Galeri, König Galerie ile ortak bir sergi yaptı. Bu işbirliği Pilevneli’nin sanatçısı Refik Anadol’un da König Galerie’de sergi açmasına vesile oldu. Başka galeriler de bu tür işbirlikleri yapabilir. Sanat piyasasında birtakım işlerin Avrupalı, Amerikalı koleksiyonerlere ucuz geldiğini söyleyebiliriz. Bu koleksiyonerlere ulaşmak için Türkiye’deki sanatçı görünürlüğünün artırılması gerekir. Dünyada sıralamasında ilk 500’e giren sanatçımız yok. 1 milyon doların üzerinde satılan sanatçıların sayısı çok çok az. Türkiye’den bakıldığında tam görünmüyor ama pandemide zenginler paralarını harcayamadılar. Bu sebeple sanata hızla paralar akmaya başladı. Dünyada adedi sınırlı eserlerin daha çok rekor kıracağını göreceğiz. Türk sanat eserlerinin fiyatları hâlâ çok makul. Sanata meraklı olanlar almaya devam ediyor.”


Son olarak zor zamanlarda piyasaya çıkan iyi sanat eserlerinin sayısında her zaman azalma olacağını ve bunu bilen koleksiyonerlerin iyi takip yaparak alımlarını gerçekleştirdiklerini söyleyen Seçkin, şu anın “gerçek koleksiyonerler ve iyi koleksiyonerler için, Türk sanat tarihinde bir yerlere gelmiş sanatçıların eserlerinin alınması için en uygun zamanlar” olduğunu belirtiyor.


IstanbulArtNews | Ocak 2022

190 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör