• Tuba Parlak

‘Sanatın sahibi toplumdur, sanatçılardır’

2 Nisan’da Müze Gazhane’deki Birlikte sergisinin açılışının ardından Artweeks@Akaretler’i ziyaret eden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, PİLEVNELİ standında IstanbulArtNews’ün sorularını yanıtladı. İmamoğlu, İstanbul için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yakın temasta çalışmaya İstekli olduklarının mesajını verdi.



‘Feshane’nin ve Haliç Tersanesi’nin Bienal’in bir merkezi olacağı düşüncesindeyiz. Bu tür alanları geliştirmek, yaratıcı ve üretici kişilere açmak aslında çağdaş sanatın bir paydaşı haline geliyorsunuz anlamına gelir.’

İstanbul Büyükşehir Belediye’sinin (İBB), İstanbul’u bir kültür sanat kenti yapma konusundaki hedefleri doğrultusunda geçen sene müjdesi verilen sekiz yeni müzenin yapımı son hızla sürerken, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu belediyenin kültür sanat yaklaşımının ana aksında çağdaş sanatın yer aldığını söylüyor. Balat’ta devam eden restorasyon projesinin de bir müze kapsayacağının haberini veren İmamoğlu, İstanbul için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yakın temasta çalışmaya gönülden razı ve istekli olduklarının mesajını veriyor. 2 Nisan’da Müze Gazhane’deki Birlikte/ Together sergisinin açılışının ardından Artweeks@Akaretler’i ziyaret eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’nin kültür sanat politikası hakkındaki sorularımızı yanıtladı.


Bu sabah bir basın toplantınız ve açılışınız vardı Müze Gazhane’de, Birlikte / Together sergisi. İstanbul Sanat Müzesi’nin öncü projesi olarak ifade edilen bir sergi olması açısından ayrıca önemli bir sergi bu. İBB İstanbul Sanat Müzesi Projesi’nin detayları konusunda bilgi alabilir miyiz? İstanbul’un bir sanat müzesi olmasını çok istiyoruz. Biz yönetimi devraldığımızda başka bir kimlikle restorasyonu düşünülen Haliç Tersanesi’ni biz İstanbul Sanat Müzesi’ne dönüştürme kararı aldık. Şu anda ilk bölümünün restorasyonu ciddi anlamda bitmek üzere. Tabii resto- rasyonla beraber buranın olgunlaşmasını ve tam anlamıyla bir sanat müzesine dönüşmesini arzu ediyoruz. Burada katılımcı bir modelle çalışacağız. Hem İBB’nin çok değerli bir koleksiyonu var, hem de yeni koleksiyon katılımları yaptık ve bunları artırmaya çaba gösteriyoruz. Aynı zamanda ben orada hem sanatçılar hem sanatseverler tarafından gerçek- leştirilecek katılımcılığın da müzemize çok değer katacağını düşünüyorum. Bununla ilgili çalışmalarımız da önümüzdeki günlerde ilgilileriyle paylaşılacak. Günün sonunda tabii sadece sanatla ilgili paydaşların değil toplumun da ilgisini çekme noktasında adımlarımız olacak ki zaten attık, hem Fatih Sultan Mehmet’in portresinin alınması hem Kanuni Sultan Süleyman’ın alınması bu anlamda toplumumuzun ilgisini yakalamıştı. Haliç Tersanesi’ndeki İstanbul Sanat Müzesi bunu büyüttüğümüz bir merkeze dönüşecek.


Doğru anladıysam müzeye özel bir koleksiyon oluşturulacak ve buna özel alımlar yapılacak. Bunun içinde çağdaş sanat da olacak mı? Kesinlikle olacak. Tabii bu konuda dediğim gibi sadece sanat galerileri ve sanatçılar değil, küratörler ve diğer tüm sanat aktörlerine varıncaya kadar geniş bir katılımcı ağıyla bu projenin oluşmasını ve olgunlaşmasını istiyoruz.


İlk duyurusunu geçen sene yaptığınız sekiz yeni müze projeniz olmuştu İBB olarak. Onlarda şu an geldiğimiz aşama nedir? Aslında çok farklı yerlerde çalışmalarımız sürüyor. Tek başına henüz vitrine koymadığımız, Balat kıyısında yaptığımız restorasyonlar dâhil, farklı müze alanlarını toplumla buluşturacak çalışmalar içindeyiz. Şu anda restorasyonu başlamış olan yapılarımız var, ne yazık ki geçmişte bir takım yanlış kullanımlara tahsis edilmiş binalarla ilgili devam eden hukuki süreçler var. Sırası gelmişken belirtmek isterim Haliç’e ayrı bir değer veriyorum. Zira bizim dışımızda da müzecilik noktasında Haliç’te çok değerli adımlar atıldı ve atılmaya da devam ediyor. Biz de bu vesileyle ve sizin aracılığınızla Balat bölgesindeki restorasyonların bir müze çalışması olduğunu duyuralım. Aynı şekilde Feshane çok kıymetli bir nokta. Feshane sadece Tasavvuf Müzesi diye tariflenmişti biz geldiğimizde ama şu an başka arayışlarımız var. Belki bu arayışlar kapsamında yaptığımız çalışmalarda, Tasavvuf Müzesi’ni kuran ya da o fikri oluşturan kişilerin de görüşlerini alarak, “acaba başka bir nokta olmalı mıdır?” konusunu tartışarak burayı da İstanbul Bienali’nin çok kıymetli bir noktası haline getirebileceğimizi düşünüyoruz. Bunun gibi Gazhane hayata geçti zaten, çok da renkli bir alan oldu. Bugün sabahın erken saatleri olmasına rağmen binlerce insan oradaydı. Bugünkü açılışa paralel bir fotoğraf sergisi vardı, bir başka resim sergisi vardı, Karikatürcüler Derneği’nin bir sergisivardı. Bir tarafta da biz baskı sergisini açtık. Birlikte ismiyle tariflediğimiz ve içinde özel seçkilerin ve bağışların olduğu ve yine İBB Koleksiyonu’ndan eserlerin olduğu, aynı zamanda “baskı nedir?” konusunun ve baskı modellerinin tariflendiği bir sergi oldu. Dolayısıyla artık orada etkin bir sergileme alanımız var, sadece tek bir müze değil bunun gibi çalışmalarımız da sürüyor. Aslında Beyoğlu’nda Botter Apartmanı olsun, Metro Han olsun, bütün bu mekanlar içinde mutlaka müzeciliğin ve sanatın olduğu çalışmalarla bütünleşecek.


İstanbul Bienali’nden bahsettiniz. Şimdi eylülde malum Bienal başlayacak, Contemporary İstanbul fuarıyla birlikte ve eylül ayında İstanbul’da yeniden bir çağdaş sanat rüzgarı esecek. Eski yönetimin sıklıkla zikrettiği bir İstanbul’u sanat başkenti yapma projesi vardı. Günümüzde pek de o noktaya gelebilmiş değiliz. İBB olarak sizin bu konuya dair politikanız nedir? Çağdaş sanat bizim şu anda ana akslarımızdan bir tanesi. Zira İBB olarak bugün de içinde bulunduğumuz etkileşim alanı zaten çağdaş sanat unsurlarını taşıyan ve onu geliştiren bir alan. Bir kere genel olarak belediyecilik kavramı çağdaş sanat veya başka akımların ana yüklenici- si, ana taşıyıcısı olamaz, motivasyonu olur. Özgür alanları sağlar, kullanım alanlarını geliştirir. Örneğin, biz Feshane’nin ve Haliç Tersanesi’nin Bienal’in bir merkezi olacağı düşünce- sindeyiz. Bu tür alanları geliştirmek, yaratıcı ve üretici kişilere açmak aslında çağdaş sanatın bir paydaşı haline geliyorsunuz anlamına gelir. Biz bu anlamda çok yürekliyiz, çok inanıyoruz. İstanbul’da da yaratıcılığın çok büyük bir kaynağa sahip olduğunu biliyoruz, bunu harekete geçirmenin de ruh halini taşıyan bir belediye başkanıyım. Bu da dediğim gibi özgürlük alanlarını yaratarak, özgürlüğü sınırlayıcı unsurları ortadan kaldırarak, şehircilikte kaliteyi ön plana alarak, meydanları sanatla, etkinliklerle buluşturarak olacak. Biz sadece sanatın bu alanında değil tüm alanlarında dolu dolu bir yıl tasarlıyoruz ve bütün bu atmosfer aslında çağdaş sanatı da diğer akımları da destekleyici bir unsur.


Meydanlar demişken Taksim Meydan Düzenleme Projesi’nin akıbetini de sormak isterim. Nedir gelinen durum? Ne zaman başlayacak yapım? Vallahi her gün -tabiri caizse- kapılarını tıklatıyoruz. Bu konuyla ilgili ne yazık ki siyasi zeminde tartışmalar sürüyor. Siyasi zeminde yapılan tartışmalar üzerinden biliyorsunuz ki Gezi Parkı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin elinden alınmasıyla ilgili bir girişim başlatıldı. Biz buna karşı hukuki süreç başlattık ve bu sürecin ilk etabında aslında kazançlı çıktık, fakat yarışma sekteye uğramasın diye projeyi de etaplandırdık. Gezi Parkı’nı bir başka proje olarak içeriye verdik. Sadece meydanı tasarlayan, AKM ile hatta arkada Atatürk Kitaplığı’yla buluşturan, çevre yol ve caddeleri de birbirleriyle entegre hale getiren, seviyelerini ve yüksekliklerini düzenleyen, ana aksların bir kısmının yaya akışına uygun hale getirilmesini sağlayan unsurlarla projenin son halini kurula sunduk. Takip ediyoruz, bekletiliyoruz, ne yazık ki daha geçen günlerde ancak Bakırköy Meydanı’nın onayını aldık, tam bir buçuk yıl sonra. Hiçbir değişiklik önerisi de olmadan. Çok zaman kaybettiriliyor bize ama Taksim’in adım adım takipçisiyiz. Önünde sonunda başaracağız, ben kaybedilen zamana üzülüyorum.


Peki Kültür Yolu Projesi... Biliyorsunuz Beyoğlu Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın böyle bir projesi var. Bu projede sanıyorum İBB’nin bir desteği ya da iş birliği söz konusu değil, yanlış biliyorsam düzeltin. Ben bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı ziyaret ettim. Pek çok maddem vardı bu da onlardan birisiydi. İBB, İstanbul kentinin kurumu. Dolayısıyla siz Beyoğlu’nda İBB’nin dâhil olmadığı bir Kültür Yolu Projesi geliştirmek istiyorsanız zaten daha en baştan kültürsüz bir yol çizmiş olursunuz. O bakımdan eğer bu bir Kültür Yolu Projesi ise, ki biz kimiz? İstanbul Büyükşehir Belediyesi... Bakanlık... Yahu hepsi milletin zaten? Dolayısıyla bugün atılacak doğru adımlar, yapılacak doğru tasarımlar, doğru atılan temeller gelecekte yıkılmaz, güzel yolculuklar tasarlar. Bu bağlamda “biz varız” dedik, her konuda varız. Yani masada oturalım konuşalım. Sadece bunda değil, turizmde de kentimizin tanıtılmasında da varız. O masanın bir parçasıyız. Yani örneğin, 2036 Olimpiyatları’nı bu kente kazandırmak istiyoruz. 2024’te İstanbul’u kitap başkenti yapmak istiyoruz. Tek başımıza mı yapmak istiyoruz? Bakanlıklarla konuşuyoruz, onları da paydaş yapıyoruz, İstanbul’un 39 ilçesi diyoruz, bütün kütüphaneler diyoruz. Kültür sanat, bunların siyaseti olmaz, bunların kişisel sahipliği olmaz. Bunların sahibi toplumdur, sanatçılardır, bu işin paydaşlarıdır. Bizim önümüze bu anlamda sunulan her sağlıklı yolcu- lukta, biz o masanın hak ettiği değeri vererek sandalyemizde oturur ve paydaşlığını yürütürüz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.



IstanbulArtNews | Mayıs 2022

507 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Bu sene ilki gerçekleştirilecek olan Kommagene Bienali, 20 Ağustos - 20 Ekim tarihleri arasında Adıyaman’da sanatseverleri ağırlayacak. Küratörlüğünü Nihat Özdal’ın üstlendiği ve ‘Hayali Bir Uygarlık