• Mehmet Kahraman

Neshat’ın gözünden ‘Amerikan Rüyası’

Shirin Neshat, 9 Nisan’da Dirimart’ta açılan Land of Dreams isimli sergisinde üretim pratiğinde ilk kez ABD’yi merceğine alıyor. Trump döneminde tetiklenen baskın beyaz kimlik söyleminin göçmenlere yaşattığı bireysel tehditlerin kayıt altına alındığı portre fotoğraflarından oluşan sergi 22 Mayıs’a kadar devam ediyor.

Shirin Neshat, 2017 yılında Dirimart’ta gerçekleşen Düş Görenler sergisinin üstünden geçen beş yılın ardından İstanbul’da aynı galeride, yeni sergisi Land of Dreams ile düşler ve kimliklerle ilişkili politik ve şiirsel bir sunumu izleyiciyle buluşturuyor.

Popüler siyasi söylemler farklı toplumlarda zamanın ruhuna göre her zaman bir karşılık bulmuştur. Bu durum, günümüzde değişen yaşam koşullarının getirdiği ekonomik zorluklar karşısında toplumların direncini duyarlı hale getirmiştir. Öte yandan, eklenen savaş senaryoları ve zorunlu göçler de toplumsal anlamda olası gerilimli karşılaşmaları görünür kılmıştır. Göç ve göçmenlik olguları tarihin farklı zamanlarında da dikkat çeken bir olguydu. Güncel popülistpolitik dilin farklı ülkeler olsa da özellikle son altı yıllık süre içerisinde bu olgunun gerçekliğinden uzak bir rant dili yarattığını gözlemlemek mümkün. Savaş çağında var olmak ve dayatılan hayatın gerçekliğine razı gelmek de coğrafyanın bir kaderi niteliğinde. Bu anlamda Shirin Neshat, 2017 yılında Dirimart’ta gerçekleşen Düş Görenler sergisinin üstünden geçen beş yılın ardından İstanbul’da aynı galeride, yeni sergisi Land of Dreams ile düşler ve kimliklerle ilişkili politik ve şiirsel bir sunumla izleyiciyi karşılıyor. Neshat’ın özellikle sergilerindeki ilişki noktasına baktığımızda şiirsel Fars dilinin bedenle, ifadeyle ilişkisi yeni sergide de devamlılığını koruyor. Sergi galerinin ana salonunun iki duvarını kapsayan farklı boyutlardaki portre fotoğraflarından oluşturulan bir yerleştirme ile farklı etnik kimlikteki insanlarla diyalog kurmakla başlıyor. Her bir kimliğin ifadesi kendi coğrafyasının hikayesini anlatır konumda. Bu yaklaşım, toplum içerisinde yer alan farklı etnik kimliklerin görsel bir haritası olarak da kodlanabilir. Neshat’ın alışıldık fotoğraflar üzerine yaptığı Arapça kaligrafileri bu sergide de bazı fotoğrafların üzerinde görebiliyoruz. Fotoğraflardaki kişilerin kendilerini ifade etmek için kullandıkları imgelerle arka kısımdaki Arapça yazılmış ve çizilmiş desenler, kimliklerin niteliğini tanımlamak için tutulmuş bir arşiv güncesi niteliğinde. Bir tür günümüz deyimi ile veri toplamak için oluşturulmuş bir görsel sunum. İki fotoğraf kümesi arasındaki açık kapıdan geçerek 2019 yılında Neshat’ın New Mexico’da başlattığı serginin ismini de alan iki farklı video yerleşmesiyle kimliklerin hikayelerine dair bir yolculuğa başlıyoruz. “Land of Dreams” adlı ilk video çalışmasında kurgusal bir karakter olarak karşımıza fotoğrafçı Simin çıkıyor. Amerikan toplumu içerisinde yer alan farklı etnik kimliğe sahip insanların evlerini ziyaret edip fotoğraflarını çekiyor. Özel olarak da son gördükleri rüyayı anlatmalarını istiyor. Rüyaların kimlikle ilişkisinin coğrafyayı algılamamız nok- tasını sembollere dönüştüren bir kayıt. Neshat, özellikle daha önceki sergilerinde kullandığı rüya metaforunu kimlikleri analiz etmek için kullanıyor. Diğer video çalışması “The Colony”de ise fotoğrafların arşivlendiği rü- yalar üzerinden analizlerin yapıldığı, fabrikavari bir yapı ile karşılaşıyoruz. Simin karakteri bir casus gibi anlatı- larla imajları birleştirip bilirkişilere sunuyor. İmajlar ve anlatılara göre, bireysel ve toplumsal veriler oluşturulan bir arşiv hapishanesi niteliğinde bir mekan. Sergiye paralel olarak İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından da desteklenen 41. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Neshat’ın üçüncü uzun metrajlı filmi “Land of Dreams” görülebilir. Bir toplumu anlamak için coğrafi bileşenleri içinde yaşayan etnik kimliklerin var olma biçimlerine bakmak artık ne kadar mümkün? İnsani değerler noktasında toplumsal anlam- da eş olmak bir ülkede göçmen ya da yerli olmanın politik dil ile ilişkisinin sınırları nelerdir? Bir yolculukla başlıyor yeni tanışıklıklar. Kişisel hikayeler de aslında coğrafi anlamda kimlikler üzerinden yeniden üretiliyor, anlatılıyor. Politik kodların yaşadığımız çağda günden güne bu kadar değişimi toplumsal ve bireysel karşılaşmalarda da alışıldık ırkçılık ve göçmenlik olgu- larını da tekrar düşünmemizi sağlıyor. Land of Dreams sergisi, 22 Mayıs tarihine kadar, Salı - Cumartesi gün- leri 10:00 - 19:00; Pazar günü 12:00 - 19:00 saatleri arasında görülebilir.



IstanbulArtNews | Mayıs 2022


35 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör