• Ali Gazi

Türkiye arkeolojisinin 2021 raporu

Güncelleme tarihi: 26 Oca

Ali Gazi

2021 yılı boyunca Türkiye birçok yeni arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmasına sahne oldu. Uuslararası akademik düzeyde gerçekleşen çalışmaların da olduğu bu projelerden bazıları tarihi yeniden yorumlamamızı sağlayacak derecede önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Bu projelerden öne çıkanları sizler için derledik.


Zemin Mozaiği, metropolis Antik Kenti, İzmir

Türkiye tarih boyunca çok sayıda farklı kültüre ev sahipliği yapmış şanslı bir coğrafya. Sayısız arkeolojik hazineye sahip Türkiye’de 2019’da yapılan düzenlemeye göre yıl boyunca kazı ve restorasyon çalışması yapılabiliyor. 2021 yılı boyunca da yerli ve yabancı akademisyenlerce yürütülen ve bilimsel buluntularla tarihi yeniden yorumlamamızı sağlayan birçok çalışma gerçekleştirildi. işte bu çalışmalardan bazıları.


Zeugma Gaziantep’te, Fırat Nehri üzerinde karşılıklı iki şehir olarak 20 bin dönümlük arazi üzerinde kurulmuş Zeugma Antik Kenti’nde yapılan çalışmalar heyecan yarattı. 2005’ten bu yana sürdürülen kazı çalışmaları kapsamında, tabanındaki mozaiklerden dolayı “Muzalar evi” olarak adlandırılan bölgede, Ağustos 2021’de iki kaya odası gün yüzüne çıkarıldı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Görkay, Anadolu Ajansı’na yaptığı basın açıklamasında, alanın çalışmalarıntamamlanmasıyla ziyarete açılacağını söyledi ve kaya odalarının yemek odası olarak kullanıldığına ve evden çıkarılan mozaiklerin entelektüel ya- şamdan izler taşıdığına dikkat çekti. Görkay açıklamasında ayrıca “Muzalar, antik dönemde özellikle klasik Yunan eğitiminin en önemli esin perileri. Bu evlerde yemekli toplantılarda Yunan edebiyatına, tarihine, şiirine, müziğine katkı sağladığına inanılan tanrıçalar ve kişileştirmeler yer alıyor. Bu mozaikten dolayı biz de eve ‘Muzalar’ ismini verdik.” dedi. Alanın, bölge halkının özel hayatları, kişisel tercihleri ve kimlikleri hakkında önemli bilgiler sunduğunu belirten Görkay, kısa sürede ziyarete açılması hedeflenen odalarda sağ- lamlaştırma çalışmalarının devam ettiğini de sözlerine ekledi.


Laodikya Denizli’de Unesco Dünya Mirası Geçici listesi’ndeki laodikya Antik Kenti’nde yer alan 2200 yıllık antik tiyatronun restorasyon çalışmaları Temmuz 2021’de tamamlandı. Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Celal şimşek’in başkanlığındaki ekip tarafından 2019 yılında başlanan restorasyon yaklaşık iki yıl sürdü. Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, İncil’de adı geçen yedi kiliseden birinin bulunduğu laodikya’daki antik tiyatroyu 1600 yıl sonra yoğun bir çalışmanın ardından orjinalliğini koruyarak ayağa kaldırmayı başardıklarını belirten şimşek, “10 akademisyen, bir uzman mimar, 12 arkeolog, dört restoratör ve 20 usta tarafından yürütülen çalışmaları tamamladık. Antik kentte uzun yıllar sürecek işleri 15 yılda yapmayı başardık. iki yıl içinde de antik tiyatroyu aslına uygun hâle getirdik. Bu kadar kısa bir sürede projeyi hayata geçirmenin mutluğunu yaşıyoruz. Uluslararası kriterlerdeki restorasyon tekniklerini uyguladık. Bu, dünya tarihinde bu kadar kısa sürede restorasyonu tamamlanan en büyük projedir. Herkese hayırlı olsun.” dedi.


Apollon Tapınağı Aydın Didim’de bulunan Apollon Tapınağı’ndaki 2300 yıllık sütunların restorasyonu için 2021’in Ağustos ayında çalışma başlatıldı. Antik çağın en iyi korunmuş tapınaklarından biri olarak gösterilen ve M.Ö. 300 dolaylarında, Büyük iskender’in komutanlarından Seleukos’un emriyle inşasına başlanan Apollon Tapınağı’ndaki kazı ve restorasyon çalışmalarına, pandemi nedeniyle verilen bir yıllık aranın ardından yeniden başlandı. Kazı başkanlığını 12 yıldır yürüten Berlin Halle Üniversitesi’nden Prof. Dr. Helga Bumke, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, bu yıl iki aylık bir çalışma takvimiyle ilerlediklerini ve 20 metrelik üç sütunun güçlendirilmesi çalışmalarını önemsediklerini ifade etti. Bumke ayrıca “Drone fotoğraflarında sütunların başlarında hafif çatlaklar olduğu tespit edildi. Ayakta duran sütunlara 2300 yıldan beri kimse çıkmadı ve bakmadı. Biz şimdi onların restorasyonunu sağlayacağız. Bu anlamda yine bir 2300 yıl daha ayakta durabil- sinler istiyoruz.” dedi.


Afrodit Başı, Aizanoi Antik Kenti, Kütahya

Aizanoi Kütahya’daki Aizanoi Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, Ekim 2021’de, mitolojik aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit ile şarap tanrısı Dionysos heykellerinin baş kısımları bulundu. Unesco Dünya Mirası Geçici listesi’ne 2012’de dâhil edilen antik kentteki kazılar, Kütahya Müze Müdürlüğü’nce sürdürülüyor. Dumlupınar Üniversitesi’nde kazı koordinatörü olarak görev yapan Prof. Dr. Gökhan Coşkun Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, geçmişi 5000 yıl öncesine dayanan Aizanoi’deki çalışmaların 100 işçi ve 27 teknik personelle ara verilmeden sürdürüldüğünü söyledi. Antik çağda Penkalas, günümüzde Kocaçay olarak bilinen çay yatağındaki kazı çalışmalarını sürdürdüklerini ve iki önemli heykel başını gün yüzüne çıkardıklarını anlatan Coşkun, “Bunlardan biriyaklaşık 50 santimetre yüksekliğindeki, aşk ve güzellik tanrıçası olarak bilinen Afrodit heykel başı. Diğeri ise mitolojide şarap tanrısı olarak bilinen 45 santimetre yükseklikteki Dionysos heykel başı. Daha önceki çalışmalarımızda genellikle heykellerin gövdelerini tespit ederken açıkçası hiç baş bulamıyorduk. Bu heykel başlarıyla karşılaşmamız bizi oldukça sevindirdi.” açıklamasında bulundu. Coşkun ayrıca “Antik Yunan tanrıları Afrodit ve Dionysos’un isim değiştirerek Roma döneminde de varlığını sürdürdüğünü biliyoruz. Antik Yunan’daki çok tanrılı kültürün Roma döneminde de önemini kaybetmeden uzunca süre var olduğunu göstermesi açısından bizim için önemli bulgular. elde edilen bulgular, bölgede bir heykel atölyesi olabileceğini düşündürüyor.” diye ekledi.


Beşiktaş kazıları, İstanbul

Metropolis İzmir’deki Metropolis Antik Kenti’nde devam eden kazı çalışmalarında, Kasım 2021’de yeni kalıntılara rastlandı. Anadolu Ajansı’nın haberine göre Celal Bayar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Serdar Aybek başkanlığında sürdürülen 2021 yılı kazı çalışmalarında, kentin büyük meydanı yani agorası olabilecek alanın izleri ortaya çıkarıldı. ‘’Ana Tanrıça Kenti’’ olarak bilinen Metropolis’in Roma çağında genişleyen kent sınırlarında ortaya çıkarılan alanının, büyük bir kamusal yapıya ait olduğu düşünülüyor. Henüz küçük bir kısmı ortaya çıkarılan yapıda, heykel kaideleri ile birlikte bir kadın heykeli ve bir komutan heykeli parçasının bulunması, burada Metropolis için önem taşıyan kişilerin heykeller ile onurlandırıldıklarını da gösteriyor. Ayrıca o dönem inşa edilen büyük ölçekli binalarda görülen örneklere benzer mozaiklere sahip yeni yapıyla birlikte çok sayıda küçük eser de kayıt altına alındı. Geçen yılki çalışmalarda kentte antik dönemde üretilen dokuma, seramik, zeytinyağı ve cam bardakların yeniden üretimine yönelik deneysel arkeoloji çalışmalarınada devam edildi.



Apollon Tapınağı, Didim, Aydın

Aşkarbeyli Hatay’ın iskenderun ilçesinde bulunan Antik Roma dönemine ait zeytinyağı fabrikası, 2021 yılının Aralık ayında, kazılarla gün yüzüne çıkarıldı. Anadolu’nun en büyük zeytinyağı fabrikası olduğu anlaşılan yapı, müzeye dönüştürülecek. Aşkarbeyli bölgesinde yer alan ve beş ila altıncı yüzyıl Roma dönemine tarihlenen antik yapıdaki çalışmalar hakkında ihlas Haber Ajansı’na bilgi veren Hatay Arkeoloji Müzesi Müdürü Ayşe ersoy, Anadolu’nun hiçbir yerinde böylesine büyük bir zeytinyağı fabrikasının bulunmadığına dikkat çekti. Ersoy, “Zeytin ilk kez Doğu Akdeniz’de bulunmuş ve bütün Ege’ye, Avrupa’ya buradan yayılmıştır. Bunun kanıtı ise Hatay Altınözü Toprakhisar bölgesinde 4 bin 200 yıllık zeytin çekirdeğinin bulunmasıdır.” dedi. Basın açıklamasında Hatay’ın, Roma imparatorluğu ve öncesinde dünyada bulunan dördüncü büyük şehir olduğunu belirten ersoy, burada bölgeden toplanan zeytinin fabrikada preslenip, yıkanıp daha sonra havuzlarda dinlendirildiğini, sonrasında da saklama kaplarında, gemilerle ihraç edildiğini söyledi.

Laodikya Antik Kenti, Denizli

Beşiktaş İstanbul Arkeoloji Müzeleri tara fından Beşiktaş’ta yürütülen kazılar, şehrin bilinen tarihini değiştiriyor. En son Aralık 2021’de sekiz metre derinlikte Kalkolitik döneme, yani M.Ö. 4500-5000 yıllarına ait pişmiş topraktan yapılan keramikler (çanak çömlek parçaları) bulundu. Bu bu- luntularla İstanbul’un bilinen tarihi daha eski dönemlere taşındı. Konuyla ilgili Demirören Haber Ajansı’na konuşan istanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Rahmi Asal, “Bu istanbul için, hele Beşiktaş için hiç beklenen bir durum değildi. Çok önemli bir arkeolojik keşif.” değerlendirmesinde bulundu. Yapım çalışmaları devam eden Kabataş-Mahmutbey metro hattının Beşiktaş istasyonu olacak alanda, 2016’dan bu yana aralıksız devam eden kazılarda, daha önce kurgan tipi mezarlar olduğu ortaya çıkmış ve Türkiye’de bulunmuş en eski kurgan tipi mezarların, ilk Tunç Çağı’na ait olduğu tespit edilmişti. Son dönem toplamda 115’e yükselen, çapları bir ile beş metre arası değişen dairesel planlı taş mezarların altısının toprak mezar olduğu ortaya çıktı. Bu alanlarda, mezar hediyesi olarak bırakılmış ağırşak, taş balta, pişmiş topraktan kap ve figürinler bulundu. ilk Tunç Çağı’ndan bin yıl daha eski buluntulara dair Asal ayrıca, “Bu dönemlere ait kimlikleri tespit etmek ancak kültürel anlamda mümkün. Ancak çanak, çömlek tipi, ölü gömme geleneği varsa ve eğer yerleşim yerlerini kazabiliyorsanız yeme içme geleneği ve demografik yapı gibi şeyler tespit edilebiliyor ama aidiyetle ilgili çok bir şey demek mümkün değil.” şeklinde konuştu. Kazı alanında bunlara ek olarak altıncı yüzyıla ait Bizans ile 16’ıncı ve 19’uncu yüzyıl Osmanlı su kuyuları da ortaya çıktı.


Dionysos Başı, Aizanoi Antik Kenti, Kütahya



IstanbulArtNews | Ocak 2022



544 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör