• Uğur Ugan

Trabzon, İranlı kadın sanatçıyı ağırlıyor

Uğur Ugan


Trabzon’un tarihi mekanlardan kızlar Manastırı, şehrin ilk çağdaş sanat enstalasyon sergisine ev sahipliği yapıyor. küratörlüğünü Ayça Okay’ın yaptığı kolektif yansıma’da iran asıllı sanatçı Shirin Abedinirad’ın işleri sergileniyor. Mina’nın Çocukları projesi kapsamında 8 Mart Dünya kadınlar gününe özel tasarlanan sergi 11 Mart’a kadar sürecek.

Kolektif Yansıma sergisi Mina’nın Çocukları projesinin ikinci çalışması olarak 11 bursiyerin de katkılarıyla Trabzon’un tarihi mekanlarından Kızlar Manastırı’nda ziyarete açıldı.

11 Mart 2018’de genç iş insanı Mina Başaran ve arkadaşlarının bir uçak kazasında hayatını kaybetmelerinden sonra adını yaşatmak adına kurulan Mina’nın Çocukları projesi yeni bir sergiye imza attı. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) İstanbul Şubesi bünyesinde yürütülen proje kapsamında gerçekleştirilen sergide kadınların mücadelelerini vurgulayan eserler sergileniyor. 1-11 Mart tarihleri arasında gezilebilecek Kolektif Yansıma sergisinde dünyaca ünlü İran asıllı Amerikalı sanatçı Shirin Abedinirad’ın çalışmaları yer alıyor. Çalışmalarının merkezinde aynaları kullanma konusundaki eserleriylebilinen sanatçının yapıtları kadın dayanışması ile kolektif iyilik hareketi olarak ortaya çıkmış olan Mina’nın Çocukları projesine eklemleniyor.


‘Hafıza ile ilgili işlenecek çok fazla konu var’ 13’üncü yüzyıldan kalan ve kız öğrencilerin yaşam-üretim amacı ile inşa edilmiş tarihi bir mekan olan Kızlar Manastırı’nın sergi için seçilmesi yine kadınların gücüne vurgu yapmak için düşünülmüş. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve kadının toplumdaki önemine mekana özgü üreteceği yapıtlarla dikkat çekmeyi hedefleyen sergi yerli ve yabancı birçok basın mensubunun katılımıyla açıldı. Kolektif Yansıma sergisiyle ilgili sorularımızı yanıtlayan serginin küratörü Ayça Okay; “Mina’nın Çocukları ekibiyle bu benim ikinci projem. Bana çağdaş sanatla ilgili bir şeyler yapmak istediklerini söylediklerinde projenin doğasına baktığımda aslında hafıza ile ilgili çok fazla işlenecek konu olduğunu fark etmiştim.” diye konuştu. Okay projenin nasıl doğduğunu ise şu şekilde anlattı; “Mina’nın Çocukları’nın yaşanan felaketleri iyiliğe dönüştürme konusunda bir kurguları var. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel bir şey yapma fikri vardı. Bunu yine çağdaş sanatla devam ettirip güncel bir soruna dikkat çekmek istediler. Türkiye’nin her noktasında kursiyer kızlar bir şeyler yapıyorlar. Trabzon’daki Kızlar Manastırı’nı önerdiler. Ben keşif için burayı inceledim. Çok büyülü, inanılmaz derecede farklı bir yer. Mekan; kadınların korunması, yaşaması ve üretmesi gibi süreçleri de dahil ettiği için Mina’nın Çocukları’nın tamamen kavramsal tarafını yansıtıyordu. Küratöryel süreçte nesanatın mekanın önüne geçmesi ne de mekanın sanatın önüne çıkmaması gibi endişelerim oldu. Bunun ikisini de önleyebilecek ve olanı yansıtan minimal, geometrik formlarıyla gözlemleyebileceğimiz, mekana özgü işleri üreten bir sanatçıyla birleştirmek istedim projeyi.” Ayça Okay, İran asıllı sanatçı Shirin Abedinirad ile dört yıl önce tanıştıklarını ve bu proje kapsamında yeniden bir araya geldiklerini belirtirken, sanatçının çalışmalarının dünya çapında olduğunu dile getirdi; “Shirin Abedinirad dünyada aynalarla çalışan sayılı sanatçıları arasında gösteriliyor. Aynayı sadece yansıtıcı bir yüzey olmasının dışında çok daha optik yanılsamalarla farklı manzaralar için kullanan birisi. Kandırmacalı işler yapıyor aslında.”




Ayça Okay: “11 kadına ithaf edilen çan kulesindeki yerleştirme Mevlana Celaleddin Rumi’nin ‘Yalnızca kalpten inanırsan gökyüzüne dokunabilirsin’ sözüne bir atıf. Gökyüzünden geldik gökyüzüne gidiyoruz mesajı var aslında. Projenin ilk çıkış noktasına da bakıldığında tüm bu işaretler bizi mistik olarak oraya doğru tamamladı.”

‘Spiritüel ipuçlarını takip ettik’ Okay; “Shirin’le iletişime geçtikten sonra da onunla mekan üzerinde düşündüğüm birkaç küratöryel önerim vardı. Mina’nın Çocukları projesinde Mina Başaran bursuyla okuyan, destek gören kızlarımız var. 11 kızımızı, 2018’de aramızdan ayrılan 11 kızın yerine gelen bursiyerler gibi düşünebiliriz. Mekanda da rastlantılar oldu. Bazı spiritüel ipuçlarını takip ettik. Manastırın hemen her yerinde 11 basamak var mesela. 11 sayısı da kapı açmak desteklemek, bir olmak gibi anlamlar veriyor numerolojide.” dedi. Kadınların hak arama mücadelelerine de değinen Okay; “Bu coğrafya da beni çok etkiledi. Çünkü ataerkil bir yer burası. Ancak kadın çok çalışkan ve üretken. Burada da şehrin manzarasını da bazı eserlerle yansıtıp, yüzleştirmek bu serginin kandırmacalı taraflarındandı. Shirin’in kendi coğrafyası olan İran’da kadınların yere bakması tembihlenen, dikte ettirilen bir şey olduğu için yere yerleştirdiği aynalarla yere bakmaktansa gökyüzünü görebilecekleri manzaralar elde ediyor. Biz de 8 Mart’ta bu mesajı veriyoruz kadınlara; birlik olmalarını, üretkenliğe devam etmelerini ve yer de dahi gökyüzünü kucaklayabileceklerini.” diye konuştu.


Kadınları güçlendirme amaçlı projeler devam edecek Sergi kapsamındaki çalışmalarıyla dikkat çeken sanatçı Shirin Abedinirad ise şunları söyledi; “Ayça ile ilk konuştuğumuzda bu kadar büyük birorganizasyonun içinde yer alacağımı düşünmemiştim. Kızlar Manastırı’nın fotoğraflarını gördükten sonra Mina’nın Çocukları projesiyle çok örtüştüğünü fark ettim. Bu yolun bir parçası olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Kızlar Manastırı kadınların bir şeyler ürettiği ve geçimini sağladığı çok özel bir mekan. Mina’nın Çocukları projesi de Türkiye Üniversiteli Kadınlar Derneği’ne destek veren üretken 11 kadın tarafından kurulmuş. Tıpkı Manastır’ın kuruluş amacı gibi bu projede kadınları güçlendirmek için çalışmalarına devam ediyor. Bu projede eserlerimle kadınları cesaretlendirmek ve onlara kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için aynadaki yansımalarına bakmalarının yeterli olduğunu eser yerleştirmelerimle anlatmaya çalışıyorum. Özellikle erkek egemen toplumlarda, üretken, gökyüzü gibi aydınlık kadınlara umutsuzluğa kapıldıklarında gökyüzüne bakmalarına ve yaptıklarını yapmaya devam etmeleri için bir mesaj veriyorum. Bence burada önemli olan cesaret. Çünkü kadınlar saf enerjilerini, saf benliklerini, potansiyellerini ortaya çıkartabilirlerse güçlenerek yollarına devam edebilirler. Bu yüzden bu projeye dahil olmak ve kadınların kaldığı, ürettiği ve yaşadığı tarihi bir manastırda çalışmanın çok heyecan verici buluyorum.” Contemporary Istanbul ve TÜKD’ün katkılarıyla gerçekleştirilen etkinliğin ikinci yarısında ise kadın sorunlarını gündeme alan bir panel gerçekleştirildi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde proje kapsamında gerçekleştirilen panelde birçok isim bir araya araya geldi. Trabzon Kızlar Manastırı’nda açılan Kolektif Yansıma sergisi güncel sanatın evrensel diliyle kadınların sesini tüm dünyaya duyurmayı hedefliyor. 1 Mart’ta açılan Kolektif Yansıma sergisi 11 Mart’a kadar gezilebilecek. IstanbulArtNews | Mart 2022

178 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör