• Ege Işık Özatay

Yarından haber yok, elimizde kalan 'an'

Salgınlar, savaşlar, krizler, doğal afetler gibi felaketlerin altında ezilen günümüz insanının aklında bir soru var: ‘Neden hepsi bizim başımıza geliyor?’ Bu yakarışın cevabını zaman kavramı üstünden arayan Mustafa Horasan’ın MERKUR galerideki son sergisi, başlığını Fuzuli’nin ‘ne gam baki, ne dem baki’ sözünden alıyor.

Horasan, ‘İsimsiz’, kraft kağıda mum, kömür kalem, yağlıboya, 270x420cm, 2020

Güftesini Necdet Rüştü Efe’nin kaleme aldığı Mazi Kalbimde Bir Yaradır parçası, Arthur Schopenhauer’ın “mutlu bir hayat olanaksızdır; insanın başarabileceği en iyi şey kahramanca bir hayattır.” sözünü destekler bir nitelik taşır. Geleceği karanlık, geçmişi ise ıstırap dolu gören insan zamanla içinde bulunduğu ana da yabancılaşır. Yaşadığı hayatı; “anlamsız, boş ve acıyla dolu” olarak tanımlayan kırgın bir ruh, tıpkı bir tragedya kahramanı gibi içine düştüğü buhranlarla savaşmak zorunda kalır. İç çatışması, bunalımı ve mutsuzluğu, onu bekleyen kaçınılmaz sona doğru emin adımlarla hazırlar. Çağın kendisine, topluma, doğaya ve manevi değerlere uzak kalmış birey, birtakım sorgulamalar içinde yalnız ve mutsuz yaşayarak arayışlar içine girer ve gün geçtikçe hayattan soyutlanır. Oysa başka bir olasılık mümkün!

“Ne gam baki, ne dem baki.” sözünün sahibi Fuzuli, zor zamanlardan geçenlere bir can simidi atar. Neredeyse tüm yaşantısı yoksulluk, bahtsızlık ve yalnızlık içinde geçen Fuzuli nasıl oluyor da modern insanı bugün yaşadığı trajedinin içinden böyle sıyırıp alabiliyor? Yedi ulu ozandan biri kabul edilen Fuzuli, çölde yaşadığı zaman boyunca kimsesizlik, hasret ve hüzün gibi duygularla yüzünü tasavvufa dönerek baş eder. Fuzuli, Einstein’ın zamanın göreceliği kuramına şiirsel bir perspektiften bakar ve “şeylerin geçiciliğinin” altını çizer. Mustafa Horasan’ın MERKUR Galeri’deki son solo sergisi Ne Gam Baki, Ne Dem Baki de başlığını insanın zamanla olan bu ilişkisinden alıyor. Horasan, Fuzuli’nin sergiye adını veren sözünü şöyle açıklıyor:

“Fuzuli’nin ‘ne gam baki, ne dem baki’ sözü, zamanın doğal akışı içinde, yani anı yaşarken pek de bir anlam ifade etmez. Çevremizde yaşananların geçiciliğini ancak bitince ve ortada kalmayınca anlayıp kavrayabiliyoruz. Zevk ve acı, sefa ve hüzün, geçmişin bizde uyandırdığı tüm duygular gün oluyor bir bir silinip gidiyor. Sanatçı bu akıp giden zamanı sabitlemeye çalışıyor. Bu aslında bir çeşit duygu, zaman ve bellek oluşturma çabası. Sanatçı, farklı bir disiplinle yaşadığı coğrafyayı ve tarihini böylece belgeliyor.”

Sigmund Freud, “rüyalar bilinçaltına giden kral yoludur” sözüyle insanı katmanlarına ayırır. Rüyalarımızda gördüğümüz absürt ögeler, fantastik olaylar ve geçmişte başımıza gelenler rüya sırasında adeta bir zaman kapsülüne sıkışıp kalmış bedenimizdeki fiziksel değişimlerle harmanlanır. Rüyalarımızda korkularımız, endişelerimiz, umutlarımız ve suya düşen hayallerimiz tarafından kuşatılırız. Mustafa Horasan da Ne Gam Baki, Ne Dem Baki sergisinde yer alan kompozisyonlarında birer düş sahnesi yaratıyor. Sanatçı kurguladığı bu sahneleri şu şekilde anlatıyor: “İzleyici, bir kavramdan çok bir durumun, bir duygu halinin, bir anın fotoğrafı ile karşılaşıyor; kendinle karşılaşma ve daha çok sıradan bir canlı olduğunun farkındalığı ile zamanın içinde hapsolma durumunu yaşıyor.”

Mustafa Horasan’ın çalışmalarında hiciv sanatının unsurlarıyla sıklıkla karşılaşılır. Sanatçı, siyasi, ekonomik ve toplumsal olayları gerçeküstü bir dille ele alır. Hiciv ile olan ilişkisinin temellerinin uzak geçmişe dayandığını vurgulayan sanatçı resimlerinde yer verdiği mizah unsurunu şu sözlerle açıklıyor: “Henüz ilkokulda okurken, eve karikatür dergileri alınırdı. Akbaba, Abdülcanbaz gibi dergilerde yer alan karikatürlerin aynılarını çizmeye çalışırdım. Dönemin siyasi ve popüler karakterlerini konu alan karikatürler ilgimi çekerdi. Bu mizah dergilerindeki hiciv, espri ve abartılı durumlar beni cezbederdi. Resim ile olan ilişkim böylece başlamış oldu.”

Horasan’ın bu sergisi, 2018 yılında Ankara’daki Siyah Beyaz Galeri’de yaptığı Serseri Örümcek başlıklı sergiyle ortak özellikler taşıyor. Her iki sergide de sanatçı, insan ve hayvanı bütünleştiren figürlerle izleyici karşına çıkıyor. Bu figürler Ne Gam Baki, Ne Dem Baki sergisinde iki yıldır yaşanan küresel salgın felaketine odaklanıyor. Horasan bu dizide üretimindeki bir yeniliği de izleyiciye sunuyor. Bu yenilik, sanatçının izleyiciyi kışkırmak için kullandığı gerçeküstü anlatım dili. Beral Madra, serginin katalog yazısında, Horasan’ın izleyicide uyandırmayı hedeflediği duyguları ve üslubunu şöyle açıklıyor:

“Hiciv özellikleri taşıyan ama yine de acımasız almaşıklıktan vazgeçmeyen resimler, toplumun rahatsız edici güncel olaylarına ayna tutuyor ve tartışmayı kışkırtmak için gerçeküstücülük kullanıyor. Zamanın tedirgin edici iklimi, benzeri görülmemiş felaketler, ayrımcılık etkilerinin hiciv, karikatür, grotesk, mizah imgeleri izleyiciyi iyice baştan çıkarmayı hedefliyor. Bu bir baştan çıkarma yöntemi; bilinçli bir saçmalığı, alışılmış bir fanteziyi ve atılgan bir tekinsizliği kucaklayan bir dili öneriyor ve izleyicinin yaşamsal konularla ister istemez ilgilenmesini istiyor. Resimlerde güncel yaşamda yaygın sözcüklerin kullanılması, karmaşık gövdeli insanın mizahlaştırılması, yaygın illüstratif imgeler Horasan’ın bu resimlerle izleyicinin zorlanmadan zamanın gerçeğine ulaşmasını istediğini gösteriyor.”

Sanatçının pandemi sürecini kapsayan üç yıl boyunca üstünde çalıştığı işler; yalnızlık travması, öteki ve benlik, şiddet ve savaş gibi konular ekseninde dönüp dolaşıyor. Tamamen organik kraft kağıtlar üstüne kömür, mum ve boya ile ürettiği çalışmalar; küçük desenlerin ve notların tekrardan gözden geçirilip seyirciyle buluşturulması arzusunu taşıyor. Sanatçı sergide yer alan çalışmalarını “küçük fikirlerin, günlük notların yeniden büyük boylarda ruh bulma hali” olarak tanımlıyor.

Mustafa Horasan’ın MERKUR Galeri’de sergilenen son yıllarda ürettiği bu çalışmaları söz, insan ve hayvan birleşiminden oluşuyor. Sanatçının 1990’lardan günümüze kadar ürettiği formu bozulmuş portreler, doğaya ilişkin hayvan ve böcek ögeleriyle iç içe geçmiş ikili, üçlü almaşık, çelişkili ve trajik ilişkileri yansıtan resimleri izleyiciyi sürrealist bir dünyayla karşı karşıya bırakıyor. Sanatçı böylece insan – doğa – kültür ilişkisine yeni bir anlam kazandırıyor. Horasan seçkideki çalışmaları şu şekilde tarif ediyor:

“Duvar resmi ya da poster olarak yazı ve desenin iç içe geçmiş hali; bunun kurgusu ilgimi çekiyor. Çalışmalarımı, diyalog kurmaya çalışan ama büyük laflar etmeden sıradan günlük bir dilde konuşan ya da ağızlarında geveledikleri sözlerle var olmaya çalışan canlılar olarak tanımlayabilirim. Ayrıca çalışmalarımın varlık nedenlerini kendilerinin de fark etmedikleri ya da tesadüfi olarak bir araya gelebilmenin heyecanını yaşadıkları aşikar.”

Kompozisyonlarını farklı canlıların eşit düzlem ve değerde olabileceği fikri üstüne kuran; yan yana gelişler, ayrışmalar, buluşmalar ve kavgaların kırılganlığını sürreal bir dille anlatan Mustafa Horasan’ın Ne Dem Baki, Ne Gam Baki başlıklı solo sergisi 14 Eylül – 15 Ekim tarihleri arasında MERKUR Galeri’de ücretsiz olarak izlenebilir.


IstanbulArtNews | Eylül 2022

29 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör